Alıntı

Eğitim Nasıl Olmalı?

Eğitimin ana konusu bence okuma yazma olmalı. İlk ve orta öğretimde kesin öyle, lisans eğitimi de çok farklı değil. Öğrenci farklı tarz ve konularda uzun metinler (kitaplar) okumayı, okuduğunu anlamayı, anladığını sözlü ve yazılı olarak ifade etmeyi, eleştirmeyi, karşı görüş oluşturmayı, edeple tartışmayı öğrenmeli. Başka da çok şey öğrenmesine gerek olduğunu sanmıyorum. Bu yeter. Mektep […]

Eğitim Nasıl Olmalı? Read More »

Akrep Avcısı

URFA’ DA AKREP AVCILIĞININ AYRINTILARINI ÖĞRENMEK İSTİYORSANIZ, YAŞANMIŞ BU ANIYI SIKILMADAN OKUMANIZI ÖNERİRİM DÜRÜST AKREP AVCISI Annemin uyandığını kapının gıcırtısından anladım. Gaz lambasını yaktı,kapıyı aralayarak çıktı. Her taraf zifiri karanlıktı. Evimizin, mermer taşlarla döşenmiş avlusunda yürüdüğünü duyuyordum.Ayağına giydiği takunyanın sesinden, sekiz dokuz adım ötedeki kömürlüğe gittiğini anlıyordum. Biz uyanmadan odayı ısıtmak, onun en büyük göreviydi.

Akrep Avcısı Read More »

Düşünürgezer

Tanpınar: ‘Bakışıyla Şehri Estetize Eden’ Bir Flâneur, Bir ‘Düşünürgezer’ Terry Eagleton, Türkçeye ‘düşünürgezer’ olarak çevirdiğimiz ‘flâneur’ü, ‘şehri bakışlarıyla estetize eden’ bir kimlik olarak tanımlar. Bu bakış, Walter Benjamin’in ‘Pasajlar’daki deyişiyle, ‘büyük kent insanının artık eşikte olan kapkara yaşam biçimine henüz bazı parıltılar katabilen bir bakıştır’: Flâneur’ün bakışı! Ahmet Hamdi Tanpınar bu anlamda bir ‘düşünürgezer’, bir

Düşünürgezer Read More »

“DİYARBEKİR ETRAFINDA BAĞLAR VAR!..”

Diyarbakır… Uzun geçmişinin hemen her devrinde olduğu gibi o yıllarda da apayrı bir dünyaydı, Yaşadığımız ve bildiğimiz bir dünyada, keşfedemediğimiz farklı ve renkli bir alemdi sanki. O yıllar dediğime bakmayın; 1960’ların ilk yarısında, ne ders kitaplarında anlatıldığı gibi masallardan fırlamış bir ortaçağ kenti ve ne de gazete sayfalarına düşen haberlerdeki kadar dibe vurmuş bir şehirdi.

“DİYARBEKİR ETRAFINDA BAĞLAR VAR!..” Read More »

Aşkın Bu Şekli

Karacadağ Mîri Dewreş Bey,amcasının kızı olan Binevş’e aşık olur. Dewreş, amcası Fariz Bey’den kızını kendisine vermesini ister. Ancak Fariz Bey, Binevş’in ve 7 oğlunun istememesi üzerine Dewrêş Bey’e kızını vermez. Aile Dewrêş Bey’in zulmünden korktuğu için Karacadağ’ dan göç ederek Hakkari Mîri Cembelî’nin himayesindeki topraklara göç eder. Bunun üzerine Dewreş Bey, süvarilerini Fariz Bey’in üzerine

Aşkın Bu Şekli Read More »

Ara Güler

Bir gün babam, ‘Dünyanın her yerine gidiyorsun, babanın köyünü merak etmiyor musun’ dedi. ‘Hadi gidelim’ dedim. Vapura binip Giresun’a gittik. Giresun’dan Şebinkarahisar’a taksi tuttuk. Oradan Yaycı köyüne gittik. Babam doğduğu evi aradı, bulamadı. Kiliseyi aradı, bulamadı. Mezarlığı tarla yapmışlar. Çocukken yüzünü yıkadığı üç gözlü bir çeşme vardı, o kalmış. Oraya götürdüler, yüzünü yıkadı. ‘Çocukken anam

Ara Güler Read More »

Çay

Çay üç özelliğinden dolayı kutsal bir sıvıdır. Birincisi; sınıfsız bir içecektir, ayakkabı boyacıları ile ceo’ların ortak içeceğidir. Sınıfsal kaynaşma sağlar. Her statüden insanın tükettiği bir sıvı olup, içecekte eşitlenmenin sembolüdür aynı zamanda. İkinci olarak zamansızdır; sabah kahvaltısında, öğlen yemeği sonrasında, akşam üzeri, yatmadan önce yani günün her saati içilebilen tek içecektir. Üçüncüsü; Muhabbetin demini aldırır.

Çay Read More »

Akif ve Biz Müslümanlar M.Akif Ersoy

“Biz Müslümanlar, ben öyle görüyorum, Allah ile pek laubaliyiz! Zannediyoruz ki, Çenab-ı Hak oturduğumuz yerden isteyivermekle hatırımız için ilahi kanunlarını değiştirir. Zavallı bizler. Safta emeksizce yaşamak, çalışmaksızın amacına erişmek hakkını, böyle bir ümidi kim veriyor? Müslümanlık galiba. Belki. Öyle ya, müslüman|ar Allah’ın sevgili kullarıdır. Hani Müslümanlık bir kardeşlik husule getirecekti? Bugün Müslümanlar kadar müteferrik (dağınık],

Akif ve Biz Müslümanlar M.Akif Ersoy Read More »

Din ve Marx

1844’te Marx şunları yazıyor: “Dini yapan, oluşturan insandır; din insanı oluşturmaz. İnsan, devletin, toplumun ürünüdür. Bu devlet ve bu toplum dini üretir. Din de dünyanın tersine döndürülmüş bir bilincidir… Din mazlum yaratığın soluğudur; kalpsiz bir dünyanın kalbidir ve ruhsuz koşulların ruhudur. Halkın da afyonudur. Halkın sahte saadeti olan dini ilga etmek, halkın gerçek mutluluğunu talep

Din ve Marx Read More »

Başarmak ne?

“sık ve çok gülmek; zeki insanların saygısını ve çocukların sevgisini, şefkatini kazanmak; dürüst eleştirilerin takdirine layık olmak ve yanlış arkadaşların ihanetlerine katlanabilmek; güzelliği takdir edebilmek, başkalarındaki “en iyiyi bulabilmek”; sağlıklı bir çocuk, bahçelik bir arazi ya da daha iyi duruma getirilmiş bir sosyal durum yoluyla bu dünyayı olduğundan biraz daha iyi bırakarak terk etmek; bir

Başarmak ne? Read More »