Öyküler

Sınamak

“karmaşanın dengesi kucaklıyor dengenin karmaşasını“ Çoktandır bir çınar yaprağının öyküsü var aklımda.  Bu köye yerleştiğimden bu yana, daha sıkça gözümün önüne geliyor öykünün mekanı: Kıraç bir dağın eteğinde köhne bir tren istasyonu. İstasyon şefliği, bekleme salonu ve birkaç lojman. Hepsi birbirine bitişik, hepsi kirli bir duman mavisine bürünmüş. Şefliğin yanında bir çınar ağacı. Bahar sonunda, […]

Sınamak Read More »

Kim Doğurur Güneşi?

  NUT eski Mısır  tanrıçalarından biri. Mısır mitolojisinde Şu ve Tefnut’un kızları, Geb’in eşi, yeryüzünün tanrısıdır. Gündüz gökyüzünün ve bulutların yaratıldığı yerin tanrıçasıdır. Daha sonraki dönemlerde, genel olarak gökyüzünün tanrıçası oldu. Kimi kaynağa göre gökyüzünün ta kendisidir. Rivayete göre, her gece güneşi yutar ve her sabah yeniden doğururmuş. … Bizim köyde okul yoktu. Hiç olmamıştı. Babamla annem

Kim Doğurur Güneşi? Read More »

Omzu Kalın Hüseyin

  Patnos depremi olduğunda yerle bir olan cezaevinden firar etme imkanı varken bir tek Omzu Kalın Hüseyin kaçmamıştı. Kayıtlara göre cezaevinde elli iki mahkûm vardı. Bunlardan kırkı depremi fırsat bilip kaçmış, beşi enkazın altından ölü çıkarılmış, diğer yedisi ise enkaz altında kurtarılmayı bekliyordu. Kurtarmaya canla başla katılanlardan biri de Omzu Kalın Hüseyin’di. Kırk beş yaşındaydı

Omzu Kalın Hüseyin Read More »

Olası Bir Dicle Romanına Katkı

Hayat anılar biriktirmektir, derler. Dünden bugüne sızan hayattır anılar. Günümüzü ışıklandırmakla kalmazlar, yarınlara bağlarlar bizi. Yarınlara, belki de ömür ötesi zamanlara. Uzak geleceklerle bağ kurma özlemi, birçok insanın içine çöreklenmiş sonsuzluk hayalinden çok daha gerçekçidir. Öyle bir boş hevesle kıyaslanmayacak derecede somuttur çünkü. Üstelik uslanmaz bir bencillikle değil, uygar bir ‘insanlık ülküsü’ ile donanmıştır: Ben yerine biz, biz

Olası Bir Dicle Romanına Katkı Read More »

Sürtük ve Yazarı

Bu öykünün kahramanı, son derece aykırı bir genç kızın romanını daha on yedi yaşındayken yazar. Romanın yayınlanma öyküsü ilginçtir. ‘Sürtük” dağıtımdan bir ay kadar önce siyah beyaz bir afişle ülkenin üç büyük kentinin ana caddelerinin iki yanındaki duvarlarda boy gösterir. Bir hafta sonra, ülkenin batısındaki her kente ulaşan günlük dört gazetede tam sayfa ve resimli

Sürtük ve Yazarı Read More »

Zavallı Trump’ın Günahını Alıyorlar

Bu heriflerin covid dedikleri o kadar da tehlikeli bir şey değil, inanmayın, sizi korkutup ekonomiyi çökertmek istiyorlar, beni yıkmak için size yalan söylüyorlar; birkaç damla dezenfektan alın ister damardan ister ağızdan, bir şeyiniz kalmaz, deyince, enteller lafı ağzına tıkayıp alay ettiler. Elbette bildiği bir şey şey vardı Başkanın, ama söyletmediler, günahına girip hakkını yediler. Ortalığı

Zavallı Trump’ın Günahını Alıyorlar Read More »

Abuzittin Kardeşin 1:28 Derdi

Telefonun sesi şirin uykudan uyandırdı beni. İyi geceler, dedi, ardından şen bir kahkaha attı. Geç saatlerde çalan telefonlar hep gerer beni, rahmetli dayımın ölümü haberini on beş sene kadar önce bir gece yarısı telefonu ile aldım. Ondan beri hep böyle. Dün geceki telefon da resmen ürpertti. Açtığımda bizim densiz Abuzittin, neyin keyfindeyse artık, gülüyordu. İster

Abuzittin Kardeşin 1:28 Derdi Read More »

HİKAYE BU YA: Bambistan

Hikaye Bu Ya Bambistan’da bir ekonomi öğrencisi arkadaşlarına tweet atmış: Ülkede toplanan verginin yarısı faize gidiyor. Bu bizi batırır, devlet uyuyor mu? Ertesi gün almış götürmüşler çocuğu, üç ay gözaltı, doksanıncı gün duruşma. Onu adalet sarayına götüren üç polisten en yufka yüreklisi, suçunu sormuş, davayı anlattırmış, babacan bir tavırla öğüt vermiş. Belki haklısın abi demiş,

HİKAYE BU YA: Bambistan Read More »

Karanlıktan Aydınlığa: Hüseyin Erkan

sizi bilmem sabahları severim ben apaydınlık sabahları… (H.E.) Kötü bir insanı anlatmak kadar kolay değildir; iyi bir insanı anlatmak. Kitaplar da insanlar gibidir. İyileri de var; kötüleri de… Aynı insanlar gibi, kötü kitabı anlatmak kolaydır. Ya iyi, güzel ve yararlı kitapları nasıl anlatırsınız? Hele hele bu bir romansa?.. Özetleyerek mi dediniz? Kusura bakmayın ama bu

Karanlıktan Aydınlığa: Hüseyin Erkan Read More »

Bir Kez Daha Helme

Helme Yilmaz Pirincci’nin dün paylaştığı şiirin girişi şöyle: Islak saçlarından süzülüp göğsüne düşen bir su damlasının yaşadığı o eşsiz mutluluğu kıskanıyorum Bedeninde gittikçe eriyip buharlaşan. Sana karışan o su damlasını. Sana dokunurken sana karışmak. Seni yaşarken sende kaybolmak. Sen olmak gibi işte. Şimdi en çok saçlarını taramak isterdim küçük bir kız çocuğu gibi. Acemi ellerimle

Bir Kez Daha Helme Read More »