Kim Doğurur Güneşi?

 

NUT eski Mısır  tanrıçalarından biri. Mısır mitolojisinde Şu ve Tefnut’un kızları, Geb’in eşi, yeryüzünün tanrısıdır. Gündüz gökyüzünün ve bulutların yaratıldığı yerin tanrıçasıdır. Daha sonraki dönemlerde, genel olarak gökyüzünün tanrıçası oldu.

Kimi kaynağa göre gökyüzünün ta kendisidir. Rivayete göre, her gece güneşi yutar ve her sabah yeniden doğururmuş.

Bizim köyde okul yoktu. Hiç olmamıştı. Babamla annem erkenden gitmişti öteye. Ninem bakıyordu bize. Çocuklukta ne öğrendiysem, ondan öğrendim. O da köylük yerde ne duyduysa onu öğretiyordu tabii.

Masallar anlatırdı. Ürpertici, dinlerken korkudan titreten masallar. Cinler, şeytanlar, yırtıcı hayvanlar, yılan başlı ve zehirli ejderhalar, savaşlarda ölüp ölüp dirilen devler ve devlere çok benzeyen yedi canlı dizi dizi kahramanlar.

Bir gün firavunları anlattı bize, aynı zamanda tanrı da olurlarmış. Kralların ve kraliçelerin hem firavun hem tanrı olmaları ilginç geldi.

Firavunlardan birinin akşamları güneşi yutup sabaha karşı doğurduğunu da söyleyince, merakım büsbütün arttı. Bildiğimiz bütün devlerden cengaver askerlerden daha güçlü ve güneşten de büyük bir yaratık olmalıydı ki geceleri onunla doyuruyordu karnını.

Neresinden doğuruyordu yuttuğu güneşi, elbette bilmezdim. Korkudan soramadım.

Ninem göçünce benle küçük kardeşime küçük teyzem baktı. Bize ve üç çocuğuna o da kış gecelerinde efsaneler masallar anlatırdı. Bir gece kardeşim, bizim horozun her sabah erkenden çığlık atarak neden öttüğünü sordu. Horoz niye serçe gibi tatlı tatlı ötmüyordu?

Güneşi doğururken sancı çeker da ondan, dedi teyzem..

Şaşırdım ama firavunlar doğururmuş güneşi, ninem öyle söyledi bize, demedim.

Horozlarla firavunlar güneşi birlikte doğuruyor demek ki, diye geçirdim içimden. Üzerinde pek durmadım ve sustum. Güneşin anne ve babasının firavunla horoz olması çocuk aklıma pek mantıklı geldi. Elde hazır firavun ve görünürde tanrı olmayınca, kümesteki horoz gözümde birden bire çok büyüdü. Yumurtlamıyordu, ama bizim horoz güneşin de  babasıydı. Ekmeğimden kesip arada bir ona vermeye başladım.

Bir zaman sonra horozu kestiğimiz akşamı ise hiç unutamam. Bir daha güneş doğmayacak sandım, sabaha kadar uyuyamadım.

Sabahla beraber her yanı her günkü gibi aydınlık görünce ağlamaya başladım.

Sanırım on beş yaşındaydım.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir