Alıntı

Cin ve Şeytan Meselesi-Saadettin Merdin

ŞEYTAN MI DAHA MUZIR? YOKSA YANLIŞ ŞEYTAN İNANCI MI? Ortaçağda engizisyonun açtığı şeytan takıntısı, patoloji ve zeka geriliğinin işitilmemiş doruğuna erişti. Büyücüler envanterini hazırlayan Le Cabinet du Roy de France, 72 cin prensinin ve onlara bağlı 7.405.920 cinin varlığını tespit etme başarısını göstermişti. 6 tane cin tümeni vardı; bunların her biri 666 bölükten oluşan 66 […]

Cin ve Şeytan Meselesi-Saadettin Merdin Read More »

Zırtçılık- Zafer ALGÖZ

“Mitomani” için şöyle bir tanım var: “Kişinin sürekli yalan söylemesi ve en nihayet kendi uydurduğu yalanlara inanma hali.” Oysa “ZIRTÇILIK” öyle değil.. Özellikle Anadolu’da bu geleneği hâlâ devam ettiren büyük ustalar var.. Zırtçılar sürekli yalan söylemezler. Onlar anlattıkları hikâyelerde istikrarlıdırlar. Öylesine bir devamlılık vardır ki aradan yıllar bile geçse senaryolarda hiçbir sapma olmaz. Sanki o

Zırtçılık- Zafer ALGÖZ Read More »

Mutluluğun Sırrı-B.Russell

“Mutluluğun sırrı şudur: İlgi alanlarınız mümkün olduğunca geniş olsun, ilginizi çeken şeylere ve kişilere tepkiniz düşmanca değil, dostça olsun. Dünya çok geniş, oysa kendi güçlerimiz ve imkanlarımız sınırlı. Tüm mutluluklarımız bir tek kişisel koşullarımıza bağlıysa, vermek zorunda olduğundan fazlasını talep etmemek zordur. Oysa çok şey isteyen genellikle daha azla yetinmek zorunda kalır. Bahçe işleri, ya

Mutluluğun Sırrı-B.Russell Read More »

Şiir ve Şair Üstüne-Salih Bolat

Çok sık karşılaştığım iki tavır: “1. Ben şair değilim, şiir yazmıyorum, şiirden anladığımı da iddia etmiyorum ama…şiir dediğin insanı alıp götürmeli, kelimelere dans ettirmeli … 2. Yazın Bodrum taraflarında (Kaz Dağları da olabilir -S.B.-) gittik, o kadar nefis bir yer, o kadar harika bir manzara vardı ki,sen olsaydın ne şiirler yazardın kim bilir…” Hayır, öyle

Şiir ve Şair Üstüne-Salih Bolat Read More »

Aşka Dair veya Hayat Yeterince Uzundur-Moris Levi

Bu muhteşem yazıya başlığı ben koydum, yazarın paylaşımı ise başlıksızda. …. Performans sanatı; sanatçının canlı olarak izleyicinin önünde bedeniyle ve çok kez izleyenlerle birlikte yaptığı bir sanat dalıdır. Sanatçı izleyicilere dünyayı nasıl algıladıklarını, dünyadaki yerlerini göstermeye çalışır.Bu sanat dalı çok tanınmaz, bilinmez, anlaşılamaz, yapılanın sanat yönü görülemez, hatta saçma ve delice bulunur. 2008 yılında “Barış

Aşka Dair veya Hayat Yeterince Uzundur-Moris Levi Read More »

Perde- Mahir Ünsal Eriş

Bizi içeride kılan şey duvar değil, perdedir.. “Perde” bizi içine kapandığımız barınakta görünmez kılarak dış dünyanın bizle olan bağlantısını keser. Bu bağlantının kopması deneyimine “mahremiyet” diyoruz. Perde mahremiyetin ilk koşuludur. Çünkü insan türünün en önemli, en ayırt edici özelliklerinden biri hayatını “göz önünde yapabildikleri” ve “mahremiyet altında yapabildikleri” diye ikiye ayırmasıdır.. Perde, medeni hayatımızın en

Perde- Mahir Ünsal Eriş Read More »

Yapay Zeka İnsan Kadar Zeki Olabilir mi?

Beş Uzman Yapay Zekanın İnsanlar Kadar Zeki Olup Olmayacağını Açıklıyor Yapay zeka son yıllarda şekil değiştirdi. Halkın gözünde umut verici (yine de büyük ölçüde zararsız) uygulamalarla gelişen bir alan olarak başlayan şey, birkaç isim vermek gerekirse Microsoft, Google ve OpenAI gibi şirketlerin birbirleriyle rekabet ettiği 100 milyar ABD dolarını aşan bir sektörde çığ gibi büyüdü.

Yapay Zeka İnsan Kadar Zeki Olabilir mi? Read More »

Büyü Dükkanı

Mükemmel bir yazı. Yazarı bilinmiyor. ….. Uzak diyarlardan birinde bir ülkede, yemyeşil tepelerin arasında, kışın bembeyaz bir kar ordusu ile baharda rengârenk kır çiçekleri ile kaplanan bir vadi varmış. Ortasından bir ırmağın geçtiği bu vadi “Büyülü Vadi” olarak anılırmış. Ona bu adı veren ise vadideki ilginç bir dükkân ile bu dükkânda yaşananlarmış. Ünü ülkenin dört

Büyü Dükkanı Read More »

Picasso’nun Kadınları-Moris Levi

1917 yılının son günlerinde Picasso, evlenmek istediği nişanlısı Rus asıllı balerin Olga Khohlova’yı, annesiyle tanıştırmak için Barselona’ya götürdü. Dona Maria Picasso, genç kızı samimi bir nezaketle karşıladı ve sonra onu sahnede dans ederken seyretmek istedi. Temsilden sonra genç kızla başbaşa kaldığında da ona şunları söyledi; – Zavallı güzel kızım benim, başını nasıl derde sokmak üzere

Picasso’nun Kadınları-Moris Levi Read More »

Abdullah Cevdet

Yusuf Ziya Ortaç Abdullah Cevdet doktordu. Şairdi. Aydın, ileri bir kafaydı. Ama hepsinden çok nesi ile meşhurdu bilir misiniz? Hasisliği ile!.. Hasisti muhakkak. Ama bu şöhrette Süleyman Nazif’in çabası çoktur. Bir gün onun için: “Meteliğe kurşun atar,” diyen Celal Nuri’ye kaplan dişleri ile gülerek: “Hayııır,” demişti, “meteliğe göbek atar!” Tatlı bir haziran sabahı idi. İçim

Abdullah Cevdet Read More »