Tehlikeli Kadın

En tehlikeli olan en güçsüz görünendir. Nietzsche’nin göstermek istediği buydu. Aslında zayıf olan,
savaşamayan, cesaretsiz kesim bütün bu sayrı düzeni gizliden gizliye yönetmeye çalışıyordu. Rahip
sınıfı böyledir. Korkak ve zayıftırlar. Hayatta kalmak için kendilerine neden bulmaları gerekir. Bu
yüzden “ilk günah”ı uydurdular. İnsanları -içinde coşku dolu, zorluklara göğüs gerebilen insanlarıgünahkar olduklarına inandırdılar. Bu bahaneyle edindikleri yasa koyma gücüyle varlıklarını
meşrulaştırdılar.
Kadın çoğu zaman güçsüzdür. Başkasına muhtaçtır. Hatta Dücane Cündioğlu’nun dediği gibi “kadın
ait olmak ister.” Gerçek değerli kadın bu zayıflığının farkında olandır. Bu zayıflık aniden kadının
değerine dönüşür ve kadın bu duruşuyla saygı görür.
Tehlikeli kadın en güçsüz kadındır. Güçsüzlüğüyle başedemez. Kabullenemez. Dolayısıyla öyle bir
profil çizer ki sadece ve sadece güçten oluşmuş gibidir. Buna femme fatale sendromu denebilir.
Özgürce sevişen, kimseye bağlanmamayı şiar edinmiş bir görüntü çizmeye çalışır. Gerçekte olan ise
bağlanmak, kendini kaptırmak, ait olmak, başkasının sözünü dinlemek ve ona hayran olmak gibi
duyguları bastırdığıdır. Kendi cinsine ve varoluşuna ihanet halindedir. Güçlü görüntüsünün ardında
öyle bir değersizlik hissi vardır ki her erkek onun için onun yok olması gerektiğinin bir kanıtı haline
gelir. Bakan doğru gözler onun aslında hiç ama hiçbir şey olduğunu anında fark eder. Bu durum
gittikçe bir varoluşsal boşluğa dönüşür. Boşluğu doldurmaya olan her çaba daha derin boşluk
oluşturur.
Tehlikeli kadın böyle bir kadındır. Kendisini diğer insanlardan farklı hisseder. Onların yasalarını
benimsemez çünkü onların değerlerinden kopmuş, sapmıştır. Yasatanımazlık artık onun için bir
varoluş meselesine dönüşmüştür. Güçsüzlüğünü, güzelliğini, tatlılığını, gözyaşlarını kullanarak
manipüle eder. Dolayısıyla ona verilen değeri hak etmez. Köşeye sıkışmış bir kedi gibidir. Başını
okşamak için elini uzattığında tehlike olarak görüp pençelerini geçirir. İnsani değerleri hak etmez.
Çünkü kendisini bir insan gibi değil, makine gibi sunmaktadır. En rezil ve en mekanik yöntemler ve
hatta Pavlov’un köpeğine yaptığı koşullamalar onun dengidir. Kendini var etmeyeni kimse var
edemez. Bu çabaların hepsi boş kalacaktır. Ta ki kendisi yaşamakla ölmek arasında bir seçim yapıp –
eğer yaşarsa- bir insan gibi olmaya karar verene kadar.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir