Bilim tarihinin en etkileyici kişilerinden birini, otobiyografi niteliğindeki “Eminim şaka yapıyorsunuz Bay Feynman” isimli kitabından tanımıştım. Ve Richard Feynman’ın zekasından, renkli kişiliğinden son derece etkilenmiş “Bir gün onun hakkında yazmalıyım” diye düşünmüş ve not almıştım. Daha sonra ilgi ile takip ettiğim bir Facebook arkadaşım “Öğrenmek için Feynman yöntemi”ni yazdı. Ben de yazmaktan vazgeçip, “Nasıl olsa Richard Feynman’ı çok güzel tanıttılar” diye düşünmüştüm. Aradan yıllar geçti, internette dolanırken Feynman’ın ölümünden sonra eşyaları arasında bulunan bir kaç mektuba rast geldim. Ve işte bu yazı çıktı.
Önce Richard Feynman kim? Kısa bilgi vereyim.
1918 – 1988 yılları arasında yaşamış, 1961 Nobel Fizik ödüllü bir bilim adamı. Daha sonra Japonya’ya karşı kullanılmasından ötürü büyük vicdan azabı çekmiş, isyanını da dile getirmiş olsa da Atom bombasını yaratan ekibin içinde çok genç yaşta yer almış. Liseden sonra baş vurduğu Columbia üniversitesine yahudi öğrenci kontenjanı dolu olduğu için almamışlar. Yılmamış, MIT de lisans yapmış, sonra dünyanın en prestijli -, Princeton, Cornell, Caltech gibi- üniversitelerinde olağanüstü anlatımı ile dersler vermiş bir bilim adamı.
Einstein’ın bile derslerine bir şeyler öğrenebilirim hevesi ile katıldığı bir fizikçi. Lokantada bir çocuğun elinden düşürdüğü tabağın kendi etrafında dönüşüne bakıp fizik yasası yazacak kadar uyanık ve efsanevi bir hoca imiş. Öte yandan yaşamı seven, karakalem resim yapan, bongo çalıp dans eden, öğrencileri ile şakalaşan, sürekli kahkaha atan, aşağıdaki gibi şiirler yazan, derin bir insandan bahsediyorum.
Beşikten kuru toprağa,
işte buradayız biz.
Bilinç ve atomlar,
merak ve madde,
ve ben,
atomlardan oluşan bir evren,
ve evrende bir atom…
Bir fabrikanın ürettiği üniformaları satmaya çalışarak ailesini geçindiren babası bilime çok meraklı imiş. Konuşmayı çok geç sökebilen ve engelli olduğu sanılan oğluna daha okuma yazma bilmediği zamanlarda bile dinozorları, güneş sistemini vsr öğretmeye çalışırmış. Anlaşılan o ki, başlarda küçük Richard ailesine pek ümit vermemiş.Yıllar sonra oğlu bir dergi tarafından “Dünyanın en zeki insanı” seçildiğinde, annesi;
– Ne? Bizim Richard mı? Dünyanın en zeki insan mı seçildi? Vah vah, şu halimize bak! demiş.
Richard Feynman, yaşamı boyunca omuzu kalabalık üniformalılarla, ünvanı ile böbürlenen siyasetçi ve bürokratlarla hiç anlaşamamış, onları küçümsemiş fırsat buldukça da iğnelemiş, eleştirmiş, daha da ötesi hiç onlara kulak asmamış. Otorite ile sürekli sorun yaşamış. Bu zamanlarda pek anlayamıyoruz ama bir yerlerde bir zamanlar böyle insanlar için “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz…” denirdi, ve iyi yaptıklarından faydalanılırdı.
————
Princeton üniversitesinde doktorasını yaparken, çocukluk aşkı Arline Greenbaum’u okulda yapılan dans partilerine çağırırdı. Arline çok yoksul bir ailenin kızıydı, çocuklara müzik ve resim dersi vererek geçinmeye çalışırdı. Genç sevgililer çok iyi anlaşırlar Arline, Richard’a bilimde bile zerafet bulabilmeyi öğretmiş olabilir. İkisi de birbirlerinin her şeye olan meraklarını tetiklerler saatlerce konuşurlardı. Arline Tüberküloz sanılan bir rahatsızlıktan ötürü hastaneye kaldırıldığında Richard ondan uzaklaşmadı. Dahası hastalık uzayınca henüz 24 yaşında iken Arline’e evlenme teklif etti. Her ikisinin de aileleri de bu evliliğe karşı idiler.
Richard’ın annesi oğlunun Arline’ye acıdığı için evlenmekte olduğunu sanıyordu. Ama Richard bir yerlerden steyşın vagon bir arabayı ödünç aldı, arabanın arkasına Arline’nin yatması için bir şilte koydu ve Arline’yi bir şehir hatları feribotuyla Staten adasına götürdü ve orada görev yapan iki muhasebeci yamağının şahitliğinde nikahlandılar. Richard daha önceki şakalaşmalarında Arline’ye evlendiklerinde bir gemi seyahati ve bir tatil adasında balayı vaadetmişti, böylece vaadini tutmuş oldu. Richard o zamanki teşhis olan veremden korkup gelini öpemedi bile. Birlikte acele hastaneye döndüler ve Arline ateşler içinde yatağına yattı.
Çok geçmeden de Richard’ı yüzlerce mil ötedeki Alamo üssüne gizli bir görevle çağırdılar. Genç evliler uzun bir süre ayrı kaldılar. Alamo üssündeki en genç bilim adamıydı. Daha geldiği gün sistemdeki bir aksaklığı -ona göre tamamen tesadüfle- farketmişti. Bir anda vazgeçilmez oluvermişti. Üssü terk etmesi mümkün değildi. Hastanedeki karısına her gün dayanması için öğütlerle dolu aşk mektupları yazdı. Bugün bu mektupların 40 tanesi Feynman müzesinde sergileniyor.
Bir yıl sonra da eşini Los Alamos daki hastaneye taşıdı. Artık her gece onun hastane odasına gidiyor ve ona bakıyordu. O günlerde Arline acı içinde idi ve zaman zaman yorgunluktan uyuya kalan Richard’a gücendiğini aşağıda daha sonra bulunan şu nottan anlıyoruz.
“Karıcığım benim,
Biliyorum, çok yavaşım. Seni anlamadığım zaman çok kötü oluyorsun. Anlıyorum. Çok acı çektiğini biliyorum.
Benden istediğini açıklayacak bile gücün yok. Gece yastığı arkana koymamı istediğinde anlamadım. Artık açıklama istemeyeceğim, seni seviyorum, sana sorgusuz sualsiz anlayışla bakacağım.
Seni hayal kırıklığına uğrattığım zamanlar için özür dilerim. Artık yine de benden iste böyle şeyleri olur mu? İnan seni mutlu edeceğim.
Senin gibi sabırlı ve dayanıklı bir karım olduğu için çok şanslıyım. Ben senin sevgili kocanım. Seni seviyorum”
Ama bugün anlıyoruz ki Arline verem bile değildi. Çok daha kötü amansız bir hastalıkla boğuşuyordu. Evlendikten iki buçuk yıl sonra bunu anladıkları ve artık çare olmadığını öğrendikleri gece Arline ömründe ilk ve son kez kocası ile birlikte yatmak istedi. Richard hastane odasındaki o geceyi ömrü boyunca unutamadı. Arline o geceden çok kısa bir süre sonra öldüğünde Richard defterine şu tek kelimeyi yazdı “Öldü” Ve sonra da işine döndü. Çalışma arkadaşlarına ifadesiz bir yüz ile;
– Karım öldü. Ne iş yapıyoruz burada şimdi? diye sordu. Herkes anladı ve sustu, Richard işe daldı ve 16 ay boyunca Arline’den hiç bahsetmedi. O hiç yaşamamış gibi davranıyordu. Sonra bir gün bir dükkanın önünden geçerken, vitrinde tam da Arline’nin sevdiği renkte satılık bir elbise gördü. “Arline ne kadar severdi bunu” diye düşündü, hıçkıra hıçkıra katılırcasına ağlamaya başladı sonra da eve dönüp Arline’e şu mektubu yazdı;
“Karıcığım,
Sen öldükten sonra seni sevmenin ne anlama geldiğini anlamakta zorlanıyorum ama ben halen seni rahatlatmak ve mutlu etmek istiyorum. Ama senin de beni sarıp sarmalamanı, benimle ilgilenmeni istiyorum. Sorunlarımı seninle konuşmak istiyorum, seninle tekrar muzip planlar yapmak istiyorum…..
Benim bir aptal gibi davrandığımı, ve senin, benim mutlu olmamı istediğini biliyorum. Doğrudur ki artık yalnız kalmak istemiyorum ve bir sürü çok hoş kızla tanıştım, ama olmuyor! İki ya da üç buluşmadan sonra hepsi boş geliyor. Benim için halen sen varsın. Sevgili karım, sana hayrandım ben.
Ben yalnız karımı seviyorum. Ama karım öldü.
Not: Lütfen bunu postalamadığım için kusura bakma ama yeni adresini bilmiyorum. ”
——————–
Richard Feynman karısı öldükten sonra 45 yıl daha yaşadı. Yazmış olduğu otobiyografisinin satır aralarından anlaşılıyor ki yaşama çok öfkeli idi. Ama bu öfkesini yaşam ile ve yaşamı ciddiye alanlarla zekice alay ederek dindirdi. Öyle bir öğretmendi ki halen yazdıkları ve bantları ile öğrenci yetiştiriyor.
Ağır bir hastalıktan sonra ölüm döşeğinde kendisini ziyarete gelip “Galiba ölüyorsun o yüzden çok üzgünüm” diyen bir öğrencisine şunları demişti.;
– Evet, bu bazen beni de rahatsız ediyor. Ama sandığın kadar değil. Benim yaşımda, bildiğin güzel şeylerin çoğunu başkalarına anlatabilmiş olduğunu fark edip avunuyorsun.
———–

