Muhalefete Çakmanın Dayanılmaz Cazibesi

Tam da geçen yıl bugün yazmışım aşağıdaki yazıyı. Başlıkta Muhalefete Çakmanın Hafifliği demişim geçen yıl. Azıcık gözden geçirerek paylaşmakta yarar var, çünkü seçimler öncesinde de aynı cazibe hükmünü ifa ediyor hala. Okuyalım.

İktidara karşı açıkça bir şey söylemek zor hatta tehlikeli olunca aydın geçinen aklı evvel kesimin benimsediği acaip bir modadır muhalefete çatmak veya çakmak. Her gün olup bitmekte olan berbatlıkları görüp eleştirmek yerine muhalefetin kusuruna eksiğine bakmak insana elbette konfor sağlar; aşikar olandan çok daha fazlasını gördüğünüz izlenimi verdiği için gayet havalı görünmeniz de cabası.

Aslında zavallılık ölçüsünde bir hafifliktir.

Muhalefetten sızlanan, onu soyut ifadelerle ama kıyasıya eleştiren, hatta bugünkü iktidara muhalefetin beceriksizlikleri belki de satılmışlıkları yüzünden mahkum olduğumuzu iddia eden çok kişiye rastlyorum. Kimi dostum, kimi öğrencim, kimi arkadaşım, hepsi iyi niyetli, az çok okumuş ve iş güç sahibi insanlar.

Onlara hep aynı soruyu soruyorum: Muhalefetin ne yapmasını isterdiniz? Siz olsaydınız somut olarak ne yapardınız? Bir tek kişi bile elle tutulur, dişe dokunur bir şey söyleyemiyor. Sızlanmaları, basmakalıp suçlamaları bir yana bırakırsanız ‘şimdi aklıma gelmiyor,’ deyip susuyorlar, ‘o bilecek ben nerden bileyim’ türünden kaçamaklara sığınıyorlar. Sokağa dökülmekten, YSK basmaktan, her hafta meydan toplantıları veya yürüyüş yapmaktan söz edenler oluyor, ama bu tür düzen bozucu eylemlerin işe yaramayacağını belki daha kötüleştireceğini hiç değilse ihtimal olarak görenler çoğunlukta. Bir kısmı sohbet sonunda akıl ediyor; o yöntemlerin uygun olmayacağını açıkça kabul ediyor.

Gerçekten geçerli gerekçeleri yok. Daha çok duygusal bir durum gibi görünüyor..Bu çakma modasının yukarıda değindiklerim dışında birkaç sebebi daha var.

En önemlisi düşünmek zahmetine katlanmamak.
Çok büyük ölçüde duyduklarımızı tekrarlıyoruz. Gayet normal, çünkü düşünmek zahmetli iş. Ayrıca biraz da donanım gerektiriyor.
Duyduklarını tekrarlamayı düşünmek ve fikir sanmak berbat bir maraz, halkımız arasında çok yaygın ve aydın geçinenlerimize de ister istemez bulaşmış.

Öte yandan, iktidarın medya üstünde kurduğu egemenlik ona yıllardır müthiş bir propaganda yani inandırma gücü sağlamış durumda. Neredeyse sınırsız diyebileceğimiz ölçüde paraları da var. Binlerce belki on binlerce trol kullanıyorlar. Her kanalda her gece arzı endam eden yığınla atanmış ‘uzmanı’ da ekleyin bunlara. Sonuç: propaganda bombardımanı. Etkisinden kimse kaçamıyor.

İktidarın muhalefete yüklenirken kullandığı aşağılayıcı dil de bence bu muhalefete çakma tavrının oluşmasında çok etkili. Yüzlerce kez aşağılanmış, tazminata mahkum edilmiş, tazminat ödemek için evini satmak zorunda kalmış birine acıyabilirsiniz, ama onunla özdeşleşmek onu lider diye görmek pek hoş gelmez. Kim ne serse desin, biz güçlüden yana oluruz ve elbette güçlü lider isteriz. Kendi hakkını koruyamayan, deriz, bizim hakkımızı nasıl koruyacak? İncelik de, nezaket de geçer kaça değildir. Kibarlığı sapıklıkla bir tutan sabahçı kahvesindeki Erzurumlu kardeşimizi anımsayın.

Yığınla başka etkene veya sebebe değinmeyeceğim.

Muhalefete çakmanın çekimine kapılmış olanlara sohbetten sonra ben bir soru daha soruyorum.

Konuşmaktan başka bir şey yapmıyor muhalefet, diyorsunuz. Siz konuşmaktan başka ne yaptınız bugüne kadar muhalefet için?
Bir partiye üye mi oldunuz, siyasi bir toplantıya mı katıldınız, cesaret veren veya eleştiren iki satırlık bir ileti mi yolladınız, kendi aranızda mesela sosyal medyada bir tartışma grubu mu kurdunuz? Seçim çalışmalarına destek mi verdiniz?

Ne yaptınız konuşmaktan başka? HİÇ.

Peki, mesela muhalefetin parasal imkanlarının fazlası ile varlıklı bugünkü iktidar karşısında gayet cılız kalmış olabileceği aklınıza geldi mi hiç? Hepsini geçtik. Sandık başında görev almayı düşündüğünüz oldu mu?

Gerçek demokrasi adil seçim ister, bireylerin siyasi sürece katılmasını gerektirir. Siyasetin  adi bir haksız menfaaat edinme rekabetinden kurtulup daha anlamlı bir şey olması katılım şart. Sorumluluk almaya hazır etkin bireyler siyasete katılmadıkça muhalefetin cılız kalması kaçınılmaz. Elma piş ağzıma düş, diyoruz biz. Partilerle uğraşamayız, bizim işimiz gücümüz var.

Muhalefete yerli yersiz haklı haksız çakmamızda bu marazın payı da bence küçümsenemez.

Haksız mıyım?

5 Nisan 2023

 

 

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir