ELEŞTİREL DÜŞÜNCE – 2 Doç. Dr. Şafak Nakajima

“Eleştirel Düşünce – 1” yazımda, sinirbilimci Paul D. MacLean’in, farklı zamanlarda
evrimleşen üç farklı yapıdan oluşan beyin modelini anlatmıştım.
Yazının altında 1. Bölüm linkini bulabilirsiniz.
Kısaca hatırlayalım:
Beynimizin evrim yoluyla aşamalı olarak gelişmesi sonucu ortaya çıkan üç farklı yapısı
vardır:
1. İlkel Beyin ( Sürüngen Beyni )
2. Limbik Sistem ( Eski memeli Beyni )
3. Neokorteks ( Yeni memeli Beyni )
Ortalama 200-250 milyon yıl önce gelişen İlkel Beyin ya da sürüngen beyni içgüdülerimizi
yönetir.
Buradaki ana yapılar beyin sapı ve beyinciktir.
Biyolojik saatimiz, kalp atış hızımız, kan akımımız, nefes almamız, vücut ısımız gibi en temel
hayatta kalma işlevlerimizle, cinsel dürtüler, açlık, susuzluk hislerimiz buradan yönetilir.
Beynin bu bölümünün işlevi hayatidir, ertelenemez, durdurulamaz.
Örneğin, nefesinizi tutmaya çalışırsanız, kan dolaşımınızda karbondioksit biriktikçe,
beyninizin bu ilkel kısmının kontrolü ele geçirip sizi tekrar nefes almaya zorlar.
Eğitim yoluyla, temel nefes alma dürtüsüne karşı direncinizi artırabilirsiniz, ancak
kaçınılmaz olarak sonunda pes edip nefes alırsınız.
Hayatta kalmanıza yönelik her tür tehdide ilk olarak ilkel beyin tarafından tepki verilir.
Örneğin, bir kaza sonucu yaralanma durumunda kanamayı yavaşlatmak için çevre
damarların daralması gibi…
Bu beynin kontrolüne girdiğimizde otomatik pilotta yaşar, dürtüsel davranırız.
İçgüdüsel olarak insanlar ve olaylardan kaçınır ya da onlara yaklaşırız.
Sürüngen beyni hayatta kalabilmek için güvende olmaya ihtiyaç duyduğundan sürekli şu
soruyu sorar:
Güvende miyim?
Bir üstteki katman olan Limbik beyin, beynin evrimsel olarak eski bir parçasıdır ve diğer
memelilerde de (inekler, koyunlar, fareler, kediler, köpekler, maymunlar vb.) bulunur.
150-200 milyon yıl önce evrilmiştir.

Burada amigdala, talamus, hipotalamus ve hipokampus adı verilen yapılar vardır.
Memeli beynimiz, duygu, hafıza, öğrenme ve hormon düzenlemesinden sorumludur.
Davranışlarımız üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir ve bilinçsizce etkilendiğimiz değer
yargılarının merkezidir.
Limbik sistemde yer alan alarm merkezi amigdalanın, gerçek bir tehlike olmadığı halde
ipuçlarını yanlış anladığı durumlar klinikte çok sık karşımıza çıkar.
Yanlış alarm sonucu vücut tehlike varmışçasına stres tepkisi vererek sağlığı ve mutluluğu
bozan kronik stresten panik atağa uzanan sayısız soruna yol açar.
Limbik sistem aileye, gruba ait olma, anne sevgisi, yaşam alanına sahip çıkma, kıskançlık,
korku, öfke ve cinsellikle ilgili duyguları yönetir.
Sürekli şu soruyu sorar: Ait miyim, seviliyor muyum?
Bu iki yapının üzerinde yer alan bölüm ise neokortekstir. Neokorteksin tarihi 25-50 milyon
yıl kadardır.
Burası, dil, soyut düşünce, hayal gücü ve yaratıcılık gibi tüm üst düzey bilinçli faaliyetlerden
sorumlu olan “akıllı” beynimizdir.
Aynı zamanda konuşma, yazma, yürüme, piyano çalma ve pek çok başka aktivite için gerekli
olan tüm otomatik hatıraları da barındırır.
Prefrontal korteks (PFC) ise yeni memeli beyninin alnımızın hemen arkasındaki bölümüdür.
Bu bölüm çok önemlidir!
Teknik, duygusal, sosyal ve mantıksal düzeyde düşünceler, otokontrol burada gerçekleşir.
Üç beynimiz birbirinden bağımsız değildir.
Sürekli olarak birbiriyle iletişim kuran ve birbirini etkileyen farklı alanlara sahip, birbiriyle
son derece bağlantılı bir beynimiz vardır.
Ancak korteksimiz, limbik sistemden daha yavaş çalışır.
Çünkü olayları irdeleme, farklı olasılıkları gözden geçirme, verilerle sahip olduğu bilgileri
karşılaştırarak en doğru kararı alma işlemi zaman alıcı ve zahmetlidir.
O nedenle hayali veya gerçek bir tehdit durumunda korteks, limbik sistem tarafından “ele
geçirilir.”
Üzerinize doğru hızla gelen bir arabadan ya da peşinizdeki silahlı soyguncudan canınızı
kurtarmaya çalışırken, o arabanın saatte kaç kilometre hızla yaklaştığını hesaplama ya da
soyguncunun sizi öldürmeyecek kadar empatisi olup olmayacağını tartma lüksünüz yoktur.
Alttaki iki beyin direksiyona geçer ve sizi en hızlı biçimde kurtaracak biçimde bedeninizi
hazırlar. Kalbiniz, nefesiniz hızlanır, kaslarınız kasılır.
Vizyonunuzu daraltıp, mantıklı değil içgüdüsel olarak savaşmaya ya da kaçmaya yönlendirir.
Neokorteksin özellikle ön lopları, yirmili yaşların ortasına kadar gelişimini tamamlamaz.
O nedenle, 25 yaş altında alınan kararların mantıksız olma olasılığı daha fazladır; yani
gençler mantıktan çok içgüdüsel, dürtüsel davranırlar.
Bilinçli düşünce ve öz farkındalıktan sorumlu olan bu beynimizin sorduğu soru şudur:
Ne öğrenebilirim, nasıl doğru kararlar alabilirim?

Gerek akılcı ve mantıklı bilimsel eğitim, gerekse kendini ve duygularını kontrol etmeye
yönelik iç disiplin geliştirici eğitimler, korteksin gelişiminde hayati önem taşır.
Bu eğitimlerin ihmal edildiği toplumlarda insanlar, mantıklı düşünmez, yalnızca günü
kurtarmaya çalışır.
Hayattan zevk almayı ve hayata katkıda bulunmayı mümkün kılan sanatsal, bilimsel ve
felsefi ilgi alanları yoktur.
Saldırgandır, kolayca şiddete başvurur.
Farklılıklara tahammül edemez.
Ömrünü dedikoduyla, başkalarını kıskanarak, ezerek, içindeki derin boşluğu ilaçlarla
bastırarak geçirir.
Doğaya sorumsuzca zarar verir. Sonraki nesillerin neler yaşayacağını kavrayamaz çünkü
geleceği planlama yani soyut düşünme becerisi gelişmemiştir.
Sorunların çözümü için kafa yormak, mücadele etmek yerine hep dış faktörleri, koşulları ve
başkalarını suçlar.
İyi devlet yönetimleri vatandaşlarına adaletli ve iyi ekonomik koşullarda yaşama olanakları
sunarak sürüngen beyine ve limbik sisteme güven ve aidiyet hissettirir.
Korteksin gelişmesi içinse toplumun tamamına bilim, sanat ve felsefeyle beslenen ömür
boyu nitelikli eğitim imkânı sağlar.
Devam edecek…
1. Bölüm:
https://www.facebook.com/doc.dr.safaknakajima/photos/a.656522597695622/418460404155
4109/

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir