‘Tutunamayanlar’: Modernlikler Panayırı-Hilmi Yavuz

Türkiye, Tanzimat’tan bu yana bir modernlikler panayırı! Evet, panayır;- her kesimin kendi
modernliğini sergilediği bir panayır! Cumhuriyetle birlikte Kemalizm, bu modernliklerden
formel ve Aydınlanmacı olanını hâkim bir model olarak hayata geçirmeye, bu hâkimiyeti
Devletin ideolojik ve yaptırımcı aygıtları vasıtasıyla dayatmaya çalıştı.
Tanzimat romanları, daha önce de belirttiğim gibi, modernleşmeyi Şerif Mardin’in deyişiyle,
‘Bihruz Sendromu’ olarak alafranga züppelik üzerinden okumuştur. Oysa Bihruz’un
modernliği idrak tarzının yanı sıra, mesela Tanzimat bürokratları Ali ve Fuad Paşa’lar, mesela
Namık Kemal gibi Genç Osmanlılar, mesela Halil Şerif Paşa gibi dandy’ler’in de modernlik
idrakleri vardır;- ama bunlar Tanzimat romanlarında YOK’turlar… Dolayısıyla, Tanzimat
modernleşmesinin üst sınıf okuryazarların her birinde farklı alımlanışı sözkonusu olduğu
halde, bu çeşitlilik Tanzimat romanında karşılığını bulmamıştır.
Kemalist modernlik modeliyle birlikte, toplumda farklı kesimler, gruplar, tabakalar
modernliği birbirinden çok farklı idraklerle –ve hem Kemalizmin alımlama biçimiyle hem de
öteki idrak tarzlarıyla ilişkisi olmadan, yaşamayı sürdürmüş olmalarına rağmen, bu
farklılıklar Cumhuriyet romanında da karşılığını bulamamış görünüyor. Cumhuriyet
romanlarında, yerleşik deyişle, ‘Doğu/Batı Sorunsalı’nın irdelenişinde de, tıpkı Tanzimat
romanında Bihruz Sendromu’nun referans olarak alınması gibi, Kemalist bürokratın
modernlik idraki tek ve biricik referans olarak alınmış; gelenekselci yaklaşım, muhalefetini
dâimâ ya Kemalist bürokrat kimliklerin modernliğine ya da Tanpınar’ın ‘Saatleri Ayarlama
Enstitüsü’nde olduğu gibi, bir müessese olarak bizzat Bürokrasinin kendisine, yöneltmiştir.
Çağlar Keyder’in, o kısa ama önemli ‘Biz Niçin Onlar Gibi Olamıyoruz?’ başlıklı ve 1984 tarihli
yazısında belirttiği gibi, ‘1960’larda aydın tabakanın Doğu-Batı sorunsalına karşı aldığı
belirgin bir tavır yoktur’
Bir tek Oğuz Atay dışında, demeliyim!
Evet, çünkü Oğuz Atay’ın ‘Tutunamayanlar’ı, Kemalizmi yegâne bir modernlik referansı
olarak alan Türk romanı geleneğinde radikal bir kopma’yı imliyor. ‘Tutunamayanlar’da,
modernlik idrakinin birbirinden çok farklı tabakalar, gruplar, bireyler tarafından dialojik
söylemleşmesi sözkonusudur;-yani, gerçeklikte var olan, ama görünmez kılınan, farklı
modernlik idrakine ilişkin söylemlerin ilk kez açığa çıkması, görünür olması! Oğuz Atay,
modernlik idrakinin bir’e, Tanzimat romanında Bihruz’a, Cumhuriyet romanında ise, Aydınlanmacı bürokrata indirgenmesine karşı, bir dialojik modernlik söylemi panayırı
sunuyor…
Çağlar Keyder, adını andığım o yazıda, ‘Tutunamayanlar’daki bu çoğul söylemler panayırını,
Atay’ın ,‘ aydının bilincinin ve söyleminin katmanlarını arkeolojik bir titizlikle ortaya
çıkarmak’la mümkün olabildiğini imâ ediyor : ‘Birbirinden çok değişik kökenli , üsluplar
tabakalar halinde birbirine karışmadan, hiç olmazsa yeni bir bileşim meydana getirmeden,
varlıklarını sürdürüyorlardı. Her tabakanın her üslubun kendi koşullandırıcıları, kendi tarihi
vardı.’ Keyder, ‘Devletin ve özellikle resmî tarihin söyleminin yanı sıra ’19 yüzyıl Batıcılarının
tercüme üslubu, sonraki aşk romanlarının ucuz hissiyatı hep bir arada’ olduğunu bildiriyor:
‘Tutunamayanlar’ ya da modernlik söylemleri panayırı…
‘Tutunamayanlar’,âmiyâne bir deyişle söylemek gerekirse, ‘ herkesin modernliği kendine!’
şeklinde özetlenebilecek olan bu çoğul modernlikler idrakinin, hem Tanzimat’ta hem de
Cumhuriyet’te, üzeri örtülerek görünmez kılındığı bir romanyazımının hakikatsizliğinin
ifşâsıdır.

Tutunamayanlar’: Modernlikler Panayırı

Hilmi Yavuz

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir