Bu yazı 2019 yılının Mayıs ayının altıncı gününde, iktidar İstanbul yerel seçimleri konusunda gereksiz hile iddialarına sığınmaya çalıştığı günlerde yazılmıştır. YSK’nin hile iddialarına ilişkin kararı bekleniyordu. Yazı görünüşte güncelliğini yitirmiştir, ne var ki hem o günleri belgelemek, hem de CHP muhalefetin risk almaktan korkusunu ortaya koymak açısından blogda paylaşmaya değer gördüm.
……
Bu adam deli diyerek okumaya başladıysanız çok güzel. Aklımızı başımıza toplayıp devam edelim. Beklenmeyeni yapmak her zaman güven ister: ezber bozmak için yaptığınız hoş sürprizler dostlarınız için her zaman keyiflidir ve çoğu zaman gayet iyi sonuçlar verir. Baskın basanındır, dendiğimde de yine sürprizin ödülünden söz edilir. Hele kazanacağınızdan emin olduğunuz bir oyunda sürpriz yapmak oyuna tat katmakla kalmaz, aldığınız sonuçları muhteşem düzeylere çıkarır.
Mesela tavlada..
Rakibiniz sizin onu yenmeye çalıştığınızı öngörmekte haklıdır. Zaten oyunun esası budur. Satrançtan farklı olarak, tavlada hamleler yani olasılıklar sınırlıdır, rakibin oyunu nasıl oynayacağı üç aşağı beş yukarı baştan bilinir. Rakip bu öngörüyü esas alarak ‘klasik’ oyununu oynar. Her fırsatta kapı alır, pulunu sahasına kaçırıp kurtarmaya çalışır. Açık bulduğunda kırar. Genelde rakip de öyle yapar. Bir an için sizin o eli görünüşte rakibin büyük kazanmasına imkan verecek bir strateji ile diyelim kapı almak yerine sıkça ve yığınla açık vererek oynadığınızı düşünün. Bu oyun tarzı, rakibin oyun disiplinini kesinlikle bozar. Üstelik verdiğiniz açıkları ihtirasla vurduğu ölçüde, oyunu kazanma ihtimaliniz, elbette zarın da insafına bağlı olarak büyük ölçüde artar. Tavlada beş el vardır, onlardan birini rakibinize feda eder gibi oynamak hüner ve ustalık işidir. Acemiler beceremez. Kuralları belli ve basit tavla gibi bir oyunda bile çizgi dışı davranıp beklenmeyeni yapmak iyi sonuç verir, belki o eli kaybedebilirsiniz, ama diğer elleri oynarken beklenmedik hamle beklemekten ötürü rakip strese girer, telaştan heyecandan terler, yığınla hata yapar. Belirsizlik artıkça hata olasılığı artar, kararlara katılanlar çoğalınca tereddütler ve yanlışlar büyür. Çünkü sizin oyununuz onun ezberine uymayınca, rakibinizin klasik tepkileri sıklıkla hatalı olur. Rakibin oyununa karışan çok olunca her kafadan bir ses çıkar ve sonunda akıl başı terk eder.
İşte aynı mantıkla, muhalefet bugün YSK karar vermeden önce bir açıklama yapsa… Güven ve cesaretle kükreyerek şunu dese diyorum. ‘YSK ne karar verirse versin, biz İstanbul’da ilçe belediyeleri da dahil belediye seçimlerinin bütünüyle yenilenmesini talep ediyoruz.’ Hazır AKP ve onun Sayın Genel Başkanı kamu vicdanını rahatlamak için YSK dan ısrarla ve suç işlemeyi göze alarak bunu alenen istiyorken, hadi onun talebini destekleyelim, halkımıza gidelim, görelim bakalım halk ne diyor? Hem de İmamoğlu’nun topal ördek sorununu en azından belediye Meclis’lerinde bir güzel aşalım. İstanbul’da yerelde tam iktidar için yürüyelim. Bence böyle bir atak, meydan okuma, ülkenin muhalefet unsurlarını canlı tutmak bakımından büyük yarar sağlamakla kalmaz, AKP içinde de ciddi çalkantılar hatta karmaşa yaratır, partinin çözülme sürecini bu sürpriz her ihtimalde hızlandırır. Dahası.. İmamoğlu’nun, CHP’nln, İyi Partinin ve genel olarak toplumsal muhalefetin gücünü güvenini ve en önemlisi cesaretini artırır. Seçimlerden sonra başlayan yeni iklim yani moral üstünlüğün muhalefete geçtiği ortam böylece pekiştirilmiş olur. Cumhur İttifakının boyle bir seçim restini göreceğini hiç sanmıyorum. Görürse muhteşem olur. Mağduriyet planları suya düşer. Seçim yenilgisi gidişi hızlandırır. Görmezse o cenah için tabanda başlamış olan itibar ve güven kaybı ve çözülme hızlanır. Seçimi yenilemeyi kabul etmesi halinde ise iktidar için çok ağır bir mağlubiyet hele bu atakla kesindir. O yüzden muhtemelen Binali Bey yarışa girmeyecektir. İçerideki bölünme keskinleşecektir, moral bozukluğu içindeki partinin ve liderliğin yeni ve gerçekten gereksiz bir seçime odaklanması bana mümkün görünmüyor. Hele yeni parti kurma hazırlıkları son aşamaya gelmişken. Ve moral üstünlük muhalefete geçmişken. Analizi ayrıntılara girerek uzatmanın hiç gereği yok. Durum ayna gibi ortada. Ezber bozmak yetecek.
Güzel ama biraz riskli diyenlere son söz geliyor:
Siyasette de en büyük risk, risk almamaktır.
Korkak bezirgan ne kar eder, ne ziyan diye boşuna denmemiştir. Muhalefet bu iktidarın ülke daha fazla batmadan gitmesini sağlamak için, demokrasi ve hukuk çizgisini aşmamaya özen göstermeyi sürdürmeli, ancak sabırla beklemekten daha fazlasını yapmalıdır. En azından kısmen, muhalefetin çok uzun zaman aşırı sabırlı, temkinli ve kimilerine göre tutuk olmasıdır bizi bu çıkmazlara getiren. Yapılmayacak, bunu bile bile keşke ‘belediye seçimlerinin yenilenmesini muhalefet istese’ diyorum.
Unutmayın:
Zorbalar korkaktırlar, en çok da cesaretten korkarlar.
6 Mayıs 2019


