Osman Bölükbaşı’nın Politik Hicvi-Muzaffer KILIÇ

Osman Bölükbaşı ;”Türkiye’yi yöneten siyasetçiler. Bunların bakiresi bile
genelevden emeklidir.”

Kendi partisinden seçilip başka partiye geçen vekiller için;
“Düğünü biz yapıyoruz, gerdeğe başkası ile giriyorlar”

9 Eylül 1973 günü siyasete veda eden Osman Bölükbaşı, sebebini soranlara, şunları söyledi:

“Yüzünde, göz izi yok sanarak, siyaset denilen Leylâya gönül verdim. Sonradan anladım ki;
benden önce, kırkbin kişinin nikâhından geçmiş.”

1977 yılı Aralık ayında, Adalet Partili 11 milletvekili, bakanlık uğruna CHP’ye geçer.
Ardından, bir gensoru önergesi ile Demirel Hükümeti düşürülür.
Bu olaydan hemen sonra, Süleyman Bey’e “geçmiş olsun” ziyaretinde bulunan Osman Bölükbaşı,
kendisine şunları söyler:
“Süleyman Bey, üzülme. Benim bağrım, ihanetin Karacaahmet Mezarlığı’na döndü.
Senin bağrındaki ise, daha köy mezarlığı.”

12 Eylül sonrası kurulan partiler için değerlendirme yapan Bölükbaşı
ANAP için şunları söyler ve haklı çıkar;
“ANAP, bulunmuş eşya deposu gibi. Bilirsiniz, tramvaylarda, otobüslerde bulunan her çeşit eşya,
bir ambarda depolanır. Bunların içinde, ayakkabılar, şapkalar, cüzdanlar ve aklınıza ne gelirse herşey vardır. Ayrıca bunların, birbiriyle bağdaşacak hiçbir yanı yoktur.
Tesadüfen biraraya gelmişler, dağılacaklardır.

“Biliyorsunuz, ben bu milleti severim. Bilirim ki, bu millet de beni sever.
İkimizin bu hali, birbirini sevip de, evlenemeyen oğlanla kızın kaderine benziyor.”

Demirel’in yeni yeni parladığı yıllar.
Partisiyle birlikte Kırşehir’e gider. Kalabalık, izzet, ikram, deve kesmeler ve alınan
reaksiyon ziyadesiyle mutlu eder Demirel’i.
Sonra da Bölükbaşı memleketine gider. Hemen şakşakçılar Demirel’e raporu verir.
Bölükbaşı’nın memleketinde sana deve, ona koç kestiler. Seni daha iyi ağırladılar derler.

Demirel Bölükbaşı’nı bir yerde görür, yanına gider, üstad memleketinde
bana çok iyi davrandılar. Deve kestiler, sağolsunlar der.
Sonrada inceden ayar vermek için üzüntülü bir şekilde duydum ki sanada
koç kesmiş hemşerilerin, ayıp etmişler der.
Bölükbaşı yine kendinden emin şekilde Demirel’e döner ve
“Evlat, bizim oralarda deveye deve, koça koç keserler” der…

“Evlilik insan hayatının en büyük kumarıdır. Bu kumarda kazandığını
söyleyen bazı yalancılara rastlanır.
İlk günlerde döperle (döper, pokerde güçlü olmayan el) kazanırsın, sonunda floş ruayelle
(En güçlü eş) kaybedersin.
Bu yüzüğün esareti, cellâdın kemendinden
daha acımasızdır. Hayattaki en pahalı hovardalık evliliktir”.

Bölükbaşı Kızılay’da dolmuş durağında beklerken kendini tanıyan bir vatandaşın,
“Sizde mi dolmuş kuyruğunda sıra bekliyorsunuz?” sorusuna karşılık şunu söylemiştir,
“Ne yapalım yavrum zamanında cebimizi doldurmadık
şimdi dolmuşu dolduruyoruz”.

“Koltuğunun altında haç taşıyan, fakat hacı görünmeye çalışan,
gavur diye öldürüp, şehit diye namaz kıldıran siyasetçilerden sakınılmalıdır”.

“Demokrasi mücadelesinde ahlak ve fazilet imtihanın da
çok düşük not alanlar günün birinde muarızlarına karşı edep ve nezahet müdafiliği
yapmaya kalkıştıkları takdirde “güveyi evine gebe olarak gelmiş olmasına rağmen,
kayınvalidesinden küpe takmak üzere kulağını deldirmesine müsaade isteyen hain gelin”
gibi tiksintiyle karşılanır”.

“Meydanlarda rahman diye alkışlarsınız, sandık başına gidince şeytana sarılırsınız”

“(Doğru söylüyorsun diyen
kalabalıklara);
Ben doğruyum ama ne çare, ah bir de sizi doğru yolaçgetirebilseydim,
harmanı bol tanesi az milletim”.

“Hayatım boyunca bütün sektörleri tetkik ettim,
en kârlısının “din ticareti” olduğunu gördüm.”

Günümüz siyasetçileri için, 40 yıllık kaşar bunların yanında bakire kalır’.

1975’te, Senato seçimleri sırasında, AP’den adaylık teklifi gelince kendilerine teşekkür eden
Bölükbaşı şu cevabı verdim: “Halkın, gönlünde bayrak gibi direğe çektiği insanlar, başkasının koltuğu altına giremez.”

“Anadolu Fırtınası” dinmişti.
Koca Bölükbaşı, o gün bugün şunları mırıldanır:

Kulluk, g”ran (ağır) geldi dünyada kula

Hürriyet aşkı ile düştük bir yola,

Sonunda leylâmız gitti bir pula,

Bize inkisârı (kırgınlık), hicrânı (keder) kaldı.

OSMAN BÖLÜKBAŞI bir gün Mecliste, Parmağı ile MENDERES’i işaret ederek ;
“Dünyadaki tüm ticari faaliyetleri araştırıp inceledim, DİN TİCARETİNDEN DAHA KÂRLI
BİR SEKTÖR GÖRMEDİM, BUNU EN İYİ BAŞARANLARDAN BİRİSİ DE, SENSİN;
DİN TÜCCARI MENDERES”
deyince, Demokrat partililer BÖLÜKBAŞI’nın üzerine yürür, kendisine sonra, 3 oturuma,
katılmama cezası verilir.

BÖLÜKBAŞI’dan kurtulmak, hapse atmak için, Milletvekili Seçildiği KIRŞEHİR il statüsünden
çıkartılıp, ilçe yapılır.BÖLÜKBAŞI’nın böylece, vekilliği düşürülüp, Komünizm propagandası
yapmaktan dosya hazırlanıp, hapse atarlar…!

Bir sonraki seçimde BÖLÜKBAŞI, Ceza evinden, Bağımsız Aday olur ve oyların %90’nını alıp,
yeniden milletvekili olup, hapisten çıkar…!

Ve ilk oturumda, MENDERES’in gözünün içine baka baka;
“TÜRK MİLLETİ SEN GİBİ,
AMERİKAN UŞAĞI,
DİN TÜCCARI HAİNLERİN
SURATINA HER DAİM,
ŞAMARI böyle İNDİRİR” der…!

Ben işte bugün O;
ONURLU,
YÜCE TÜRK MİLLETİNİ
ÖZLÜYOR, ARIYORUM…!

Muzaffer Kılıç

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir