Bu başlığı yazınca William Shakespaera gibi söylemek gerekir sanırım: “To be or not to be,
that is the question” Olmak ya da olmamak işte bütün sorun bu. Evet bütün sorun bu. Kimi
zaman olmak, çoğu zaman da ol(a)mamak, ya da tam istediğimiz gibi olamamak. Dilimizde
“Olmak” üstüne ne çok söz, deyim, değerlendirme, alay ya da yergi var, hiç düşündünüz mü?
“Gökleri ve yeri yoktan var eden Allah’tır. O, bir işin olmasını dilerse ona ancak “ol” der ve
olur” Bakara Suresi 117. Ayet ( Kun feyekun ) Tekvin; yoktan var etme, oluşturma, yaratma,
anlamına gelmektedir. Tekvin, Cenabı Allah’ın kun fe yekun “ol dedi ve oldu” yarattığı ve
yaratmaya devam ettiği subuti sıfatıdır. Kur’an’da değerlendirme böyle “Ol dedi ve oldu”
Kur’an’da adı geçmiyor ama İsrafil sûra üfleyecek ve kıyamet kopacak ve yine İsrafil sûra
üfleyince insanlar dirilecek.
Çocukluğunuzda en gıcık olduğunuz sanırım: “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusu olmuştur.
Elinin körü olacağım, seni ne ilgilendiriyor ne olacağım? Diye geçirmişsinizdir içinizden çoğu
zaman. Uzaktan akraba bir ailenin çocuğu şöyle demişti: Katil olacağım. Katil olmadı çocuk
ama Bauhaus’ta tezgahtar oldu. Zorunluymuş gibi oğlan çocuğa tabanca, araba, kız çocuğa
bebekler, mutfak malzemelerinden oluşan oyuncaklar alınır. Nedir bunun okuması?
Büyüyünce ev çalışanı olacaksın, hamur yoğurup çocuk doğuracaksın.
Toplumsal roller içinde “Kadın olmak” sıkıntılı bir durumdur. Genç yaşta yitirdiğimiz Duygu
Asena ,“Kadının Adı Yok” derken sanırım bu zorluğa dikkat çekmek istemiştir. Sadece kadın
olmak mı zor? İşçi olmak, işsiz olmak, LGBTİ olmak, Kürt olmak, öğrenci ya da öğretmen
olmak, muhalif olmak, KHK’lı olmak, egemen inancın ya da etnik yapının dışında olmak, zor
roller. Öylesine zor ki, bu zorluk sizi dilinize yabancılaştırır. Kimi zaman bu rollerden biri
olmanızı, “Sosyal Ölüm”, ya da gerçekten ölerek ödemek zorunda kalırsınız.
“Türkiye’de Kürtler, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan, Milletvekili olabilir ama bir tek Kürt
olamaz” demişti bir siyasetçi. Yine Sevgili Murathan Mungan: “Türkiye’de herşey olabilirsin
ama rezil olamazsın” diyerek noktayı koymuştu “Olmak” sorununa. Bazen de olamamak,
eksik kalmak, sözünü yutmak koyar insana. Çocukluğumda şöyle bir söz vardı: “Ağır ol
batman döv.” Ne anladınız bu sözden? Ağırbaşlı ol, zevzek olma. “Bin düşün bir konuş” sözü
üstüne de çok düşünmüşümdür. Söz kurmak, konuşmak sanırım her dönemde insanın
başına belâ olmuştur.
Betrand Russell”in özgün adı,“The Conquest of Happiness” olan kitabını dilimize “Mutlu Olma
Sanatı” diye çevirmişiz. “Mutlu Olma” deyince sanırım en çok olmak isteyip de olamadığımız
şey de bu galiba. Hep mutlu olma ile ilgili sorulara kafa yorarız: Para mutluluk getirir mi? Bir şarkı vardı “Para ile saadet olmaz” “İki gönül bir olunca samanlık seyran olur”. Hadi oradan
demeden önce şunu da ekleyelim: Para insan için araç değil amaç ise mutlu olmak olası
değildir. “Sevme” de bir olma hali mi acaba? Eric Fromm’un en çok okunan kitabı “Sevme
Sanatı” imiş, onun için sordum.
“İnançlı ya da inançsız olmak. Adanmış olmak.” İçine doğduğumuz coğrafya başta olmak
üzere, ailemizi, inanç sistemimizi, hatta adımı bile seçme şansımız yok. Bir “Kimlik” le
doğuyoruz ve bize verilen bu kimlik ya hayatımızı kolaylaştırıp önümüzdeki birçok kapının
açılmasını sağlıyor ya da iflâhımız kesiliyor; yarıştıklarımızla aramızda doğuştan var olan
mesafeyi kapatmak için. “Adil ol” buyruğu neredeyse tüm dinlerin ve uhrevi sistemlerin
bizden beklentisi ama acaba hayat hepimize karşı adil mi?
Kafamda bir sürü deli sorular. Bugün ayın 10’u. 10 Ekim 2016’dan bugüne 4 yıl 5 ay geçmiş.
Yoldaşlarım, Hasan Baykara, Filiz Batur, Niyazi Büyüksütçü, Bedriye Baykara, Korkmaz
Tedik, Tevfik Dalgıç, Sevim Şinik’ın kaybından duyduğum acı yüreğimde hâlâ dinmedi,
dinmeyecek. Haydi Nazım Usta’ya kulak verelim 10.03.21
TAHİRLE ZÜHRE MESELESİ
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.
Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Nazım Hikmet


