İnsan Denen Hayvan

Başlıkta böyle deyince.. Bir an için durdum, kendime sordum:
Bulduğu ile yetinen, canı tehlikeye düşmedikçe saldırmayan, zenginlik diye bir kavramı
olmayan, kendi halinde yaşayıp giden gariban hayvanları modern insanı da o türden
saymakla aşağılamış olmuyor muyuz?
Neyse ki burada mesele bu değil.
Adına medeniyet değimiz müthiş buluşlarla süslü zafer anıtlarının ve keşfine çıktığımız
yıldızların altında yaldızlı laflarla insanız diye bayram ederken..
Korkularımızla güdülerimizle beslenmiş ilkel ve güvensiz yanımızı hem alabildiğine geniş
tanımlamadan, hem de uygarlığımızı sürekli tehditle savaşla sürdürmemiz.
Evet, günün asıl meselesine, savaşa veya operasyona getireceğim sözü.
NATO ve Rusya çatışmasına. Kana bulanan Ukrayna’ya.
Sığınaklarda doğan bebelere. Yarını karartılan çocuklara.
Ve de iki taraftan birini lanetleyen ötekini alkışlayan taraftar ruhlu zihniyete.
Kıt bilgiyle ahkam kesen, holigan gibi çığırtkanlık yapan güruha diyeceğim şudur: En çok
maruz kaldığımız propagandadan bir gram bile fazlası değil miyiz acaba?
Lanetlediğimiz şeytanlar ve yücelttiğimiz melekler çok muhtemeldir ki ne şeytan ne de
melek. Gerçek şu ki, çıkarlarımızın korkularımızın esiriyiz. İnsani değerlerimiz ise vefa gibi
hak hukuk gibi hem kör hem kötürüm. Ahlak da, erdem de öyle. Onların bizi tepe tepe
kullandığı kadar, yeri geldikçe, çıkarımıza uydukça biz de, kör topal onları kullanırız.
Gerçek şu ki muzaffer bir edayla yer yüzünün efendisi kılığında tanrılık taslaması da insanın
korkusundan. İnsan hala biyolojik bir varlık. Alet yapıp kullandığı için kendini üstün sanan
ama hayatın belirsizliği karşısında çaresiz, hatta son tahlilde zavallı bir varlık.
Onu hayvanlıktan güya uzaklaştıran kısır beyni, tüm dünyanın ve aynı zamanda kendi
başının büyük belası. En çok olmak, illa sahip olmak ve her şeye hakim olmak istiyor. Hemen
şimdi ve burada, mümkünse sonsuza kadar. Tahribat telefat önemli değil. Gaye her şeyi
meşru kılıyor, güçlü olanı ise her zaman haklı.
Sözüm ona uygar insan bu.
Hiçliğinin çıkmazında sahte bir huzurla ölümsüzlük ararken ölür, öldürür, katliamlar talanlar
yapar. Kaba kuvvete tapar. Şatolar, kaleler, güya medeniyetler kurar insan.

Gözünü bir avuç toprak dolduruncuya kadar.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir