Alıntı
– Dervişliğin şanındandır,
Abdal olan aptal olanı bağışlar.
– Abdal, (hali) ‘değişen’ demektir,
aptal ‘değişmeyen’.
O nedenle ilki evrilir, ikincisi devrilir.
– Güzel deyince aptal’ın aklına ‘kadın’ gelir.
Kadın deyince Abdal’ın aklına ‘güzel’.
– Abdal anlamak,
aptal anlaşılmak ister.
Oysa hakikatte;
ilkinin anlaşılmaya, ikincisinin anlamaya ihtiyacı vardır.
– Abdal anlar ve susar.
Aptal anlamaz ama konuşmaya da devam eder.
– Abdal, sevindiğinde, tebessüm eder,
aptal sırıtır.
Bu yüzden, üzüldüklerinde ilki ağlar, ikincisi zırlar.
– Abdal borçlu gibi sever,
asla bedel ödemekten çekinmez.
Aptal ise, alacaklı gibi, sevdiği için, en küçük anlaşmazlıkta hacze gelir.
– Abdal sevdiğini beğenmek, aptal ise beğendiğini sevmek ister.
İlki önce içe, sonra dışa bakar.
Diğeri, tam, aksine..
– Abdalların gözleri genellikle dünyaya kör,
yani kapalıdır.
Bu yüzden aptalların, yani; gözü açıkların göremediklerini görürler.
– Abdal abdal’ı bulunca susar.
Aptal aptal’ı bulunca aptal aptal konuşur.
– Abdal sorularıyla tanınır, aptal cevaplarıyla.
– Aptal Batı’ya / Doğu’ya, ya hayranlık duyar,
ya nefret eder.
Abdal ise ne hayranlık duyar, ne nefret eder.
Sadece anlamaya çalışır.
@linti


