Ekonomi ve Demokrasi
Ekonomi ve Demokrasi Read More »
Yapabilir misin? Başka bir dünyada, hiç bilmediğin ve seni hiç bilmeyen insanlarla var olabilir misin? Öyle bir dünyada kendinle uzunca bir zaman baş başa kalabilir ve yalnızlığından tatlı bir huzur duyabilir misin? Sana biçilmiş tüm rollerden soyunup yeniden çırılçıplak ve bu kez mesela büsbütün unutulmak için sahip olduğun her şeyden vaz geçebilir, hep var olduğun dünyadan gidebilir misin?
Yeni Yılın Dönüşümü Read More »
Marquez hiç masaj yaptırdı mı acaba? Yılın ilk günü, sabahın kör saatinde aklıma gelen soruya, ardından gelen tuhaf düşüncelere bir bakar mısınız? Bir uçak yolculuğu sırasında yanındaki koltukta oturan alımlı bir kadını anlattığı onun nefis öyküsünü sanırım yirmi yıl kadar önce okudum. Dün neler yedim, tam hatırlamıyorum ama öykü, genel çizgileriyle, tonu ise gayet berrak
Masaj ve Mahremiyet Read More »
Başı derde girmesin diye adını vermeyeceğim, boğazı düz müzmin muhalif bir dostum var. Lafını hiç esirgemez, son aylarda küfürsüz de konuşmaz oldu. Yeni Türk otomobilimizin lansmanını izlemiş bugün, hemen aradı. -Gördün mü yansmanı, çok fiyakalı yapmışlar beee, diye başladı. -Yasman değil yahu, kırk kere dediler, kaç kere alt yazı geçti. Yansman da nerden çıktı, lansman,
Vergi sistemimizin en önde gelen sorunu, sağlam otokontrol mekanizmalarından tamamen yoksun olmasıdır. Yaşadığımız bütün ekonomik arızaların, yığınla toplumsal dengesizliğin kaynağında vergi sistemsizliğinin ne kadar payı varsa, o meselenin odağında sistemin güçlü yaptırımlarla donatılmış otokontrol ve denetim süreçlerinden yoksun olmasının payı vardır. Servet beyanı uygulamasının kırk sene kadar önce Özal döneminde sudan sebeplerle yok edilmiş olması,
Servet Beyanı Olmadan Vergi Reformu Laftır Read More »
Günaydın.. Bu sabah dünkü konuştuklarımız var aklımda, yani kavgalı bir aşkın hayal kırıklıkları.. Aşkın baş döndüren labirentleri, şaşkınlıklar, kırgınlıklar, tatsız tuzsuz bayağılıklar.. Ayrılığın sevdaya dahil olduğunu öğrendiğinde ve ancak o zaman, kara sevdalı gariplerin eğip bükerek Arap saçına döndürdüğü aşk yumağında az da olsa yol alabiliyor insan, diye düşündüm bu sabah. Aşk yolunda neden hep
Bu mesele temelde bir uygarlık yolunda gelişme meselesidir. Kabiledeki sadakat, gelişmiş toplumlarda yerini liyakat ilkesine bırakır. Yani, bırakmadıkça feodal diye nitelenen merkezci çıkarcı yapı ön planda kalır. İki yapının arasındaki temel fark bence şu: Toplumun bireye maddi manevi ödülleri birinde kan bağına göre dağıtılır, modern toplumlarda ise büyük ölçüde bilgi birikimine ve toplumsal üretime katkı
Sadakat ve Liyakat Read More »
Ülke bir paradigma çıkmazında. Buna ergenlik hali, demişliğim de var. Çoklu organ yetmezliği demişliğim de oldu. Yolumuz yol değil, hal ve gidiş sıfır. Hepsinin özü aynı fikirden: Kitlelerle birlikte seçkinler de bu kafada olduğu sürece çıkış yok. Çünkü bir paradigma çıkmazındayız. Ve bunu görmüyoruz. Aşağıdaki yazıyı 2012 yılı Haziranında paylaşmışım. O günden bugüne ülkenin sorunları
Futbol ve Paradigma Çıkmazı Read More »
Buraya da alıyorum bu sabah yazdığım bir yorumu. Azıcık daha durulaştırmaya çalışarak ve birkaç cümle ekleyerek. Bu memleketin yığınla solcusu da aslında sağcıdır. Çünkü her şeyden önce bilime saygısı kıttır, evrensel kültürden nasipsizdir, fena hande tekçidir; lafta adil görünse de bunu başarmasını engelleyen yığınla etkenin güdümü altındadır garibim. Bizden olsun çamurdan olsun da der, kol
Bir değerli arkadaşımın sıra dışı paylaşımına bu sabah yaptığım yorumu buraya başlık koyarak alıp geliştirdim. Günaydın.. Ellerine sağlık. Güzelin güzeli düşünceler, değişik duygular taşıyan satırlar bunlar. Haklısın. En sonunda bir tek kazanan var hayatta: Zaman. İlkeli yaşayan, zamanından önce ölmese de daha hızlı eskiyor galiba. Zamanı seve seve ıskalayarak. Haklılığını zamana geri almamacasına ödünç vererek
Usulca Kaynayan Bir Yetim Dil Read More »