Sadakat ve Liyakat

Bu mesele temelde bir uygarlık yolunda gelişme meselesidir.
Kabiledeki sadakat, gelişmiş toplumlarda yerini liyakat ilkesine bırakır. Yani, bırakmadıkça feodal diye nitelenen merkezci çıkarcı yapı ön planda kalır. İki yapının arasındaki temel fark bence şu:

Toplumun bireye maddi manevi ödülleri birinde kan bağına göre dağıtılır, modern toplumlarda ise büyük ölçüde bilgi birikimine ve toplumsal üretime katkı yani liyakat esas alınır. Konunun ekonomi, hukuk ve ahlakla ilgili bağlantılarına girmenin sırası değil. Ancak,
besleme bir toplumla üretken bir toplum arasındaki manevila kesinlikle birey haline gelmiş kişi olduğunu görmek gerekiyor. Tersinden söyleyelim:

Sadece ve ancak üretken kişi bireyselliğine ve özgürlüklerine sahip çıkar. Toplumsal refahı yaratan da o bireydir. Söylemeye bile gerek yok belki ama kısaca söyleyelim: Ne feodal yapıda, ne de kabilede ne de besleme ve şans esaslı herhangi bir yapıda birey ortaya çıkmaz, çıkamaz. Popülist politikaların neden üretken olamadığını bu açıdan bakarak çok daha iyi görebiliriz. Yazıyı kısa tutmak isterim, hemen aklımdaki güncel konuya girmeliyim. Tam da belediye seçimlerinin ardından bu meselenin muhalefetin kazandığı beldeler bakımından iyice düşünülüp deşilmesi gerekir. Yandaş belediyecilik illetinden çağdaş belediyeciliğe doğru anlamlı ve somut bir açılım yapmak yürekliliği olan bir yerel iktidar, kadrolarını kurarken kan bağı veya parti yoldaşlığı yerine mutlaka ve kesinlikle bilgi ve yeteneği, yani liyakat ilkesini dikkate almak zorundadır. Ancak kamu yararını partidaşına veya yandaşına peşkeş çekmeye dayalı siyasi kültürümüz buna pek de izin vermez. Öte yandan, o engel aşılmadan dürüst ve tekin bir yerel yönetim oluşturma şansınız yoktur; üstelik ve böylece muhalifinizle adalet ve çağdaşlaşma konusunda yaratacağınız fark sadece ettiğinizin lafların daha cilalı olmasından ibaret kalır.
30 Mayıs 2019

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir