Alıntı

ÖLÜM KORKUSU

Alıntı Hemen hemen herkes ölümden korkar — ama aynı şekilde değil Adnan Mistry / Unsplash / Özgür Düşünce Ölümün kaçınılmazlığının farkında olan tek tür insan olabilir. Birçokları tarafından “Amerikan psikolojisinin babası” olarak kabul edilen William James, insan varlığının “özünde solucan” olarak adlandırır. Bugün bu mecazi solucan kendini koruma içgüdümüzle birleşir ve sürekli yönetmek için mücadele […]

ÖLÜM KORKUSU Read More »

Gazozcu-Ercan Kesal

Galiba sekiz dokuz yaşlarındaydım. Bir Orta Anadolu kasabasında büyüyordum. Babam gazozcuydu. Bir gün tüm kasaba çarşı meydanındaki kahvenin önünde toplandı. Her gün kapısının önüne gazoz bıraktığım kahvenin sahibi, yaşlı hoş sohbet amca yanında çırak olarak çalışan, benim yaşlarımda esmer yetim bir çocuğa, İhsan’a iki yıldır tecavüz ediyormuş. Çocuğun bu durumunu, kasabaya yeni tayin olmuş, nüfus

Gazozcu-Ercan Kesal Read More »

Sokrates ve İnfazcısı

Mahkemenin vermiş olduğu cezanın uygulanma vakti gelmek üzereydi; Sokrates yatakta yatıyor, zehiri verecek adam zehiri hazırlıyordu. Güneş dogmak üzereydi. Zehiri hazırlayan adam sürekli vakti erteliyordu; Sokrates adama sordu: “Zaman geçiyor, güneş doğuyor, bu gecikme neden?” Adam Sokrates’i seviyordu, onu mahkemede duymuş, içindeki güzelliği görmüştü, tek başına Atina’dan daha zekiydi. İnfazı geciktirmek, biraz daha yaşaması için,

Sokrates ve İnfazcısı Read More »

Yüzyıl Öncesinde Urfa’da Bir Reçete Evi

Alıntı CUMHURIYETIN İLK YILLARINDA URFA’NIN İLK ECZANELERI VE SAĞLIK PERSONELI 1. Eczaneler Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanlarında diğer bölgelerde olduğu gibi Urfa’da da eczacılık hizmetleri Otçu-odçu ve/veya Dermenci adı verilen şahıslar tarafından sürdürülmüştür. Daha önce belirtildiği gibi,Anadolu’nun çoğu vilayetinde olduğu gibi Urfa’da da eczacılık faaliyetlerini daha çok misyonerlerin kurmuş olduğu hastanelerde görev yapan eczacılar ve/veya hekimler

Yüzyıl Öncesinde Urfa’da Bir Reçete Evi Read More »

Dücane Cündioğlu ile aydınlanmanın üç evresi üzerine

Alıntı Dücane Cündioğlu’nu dinliyorum. Yaklaşık üç saatlik bir konuşma. Marmara İlahiyat’ta. Bilgi dolu, malumat dolu, düşünce dolu, terminoloji dolu bir konuşma. Belki de bir hesaplaşma. Düşünürken insanlığın düşünme yükünü omuzlarında hissederek düşünüyor. İki bin beş yüz yıllık tarihsel bir sürecin alimane ve filozofane muhasebesi. Konuşmanın başlığı: “Aydınlanmanın Üç Evresi: Atina, Bağdat, Amsterdam.” Atina’da Thales ile

Dücane Cündioğlu ile aydınlanmanın üç evresi üzerine Read More »

Baskıcı Dönemler İçin Öğütler

1. Öğüt Otoriterliğin gücünün büyük bir kısmı bizim ona kazandırdığımız bir güçtür: Şimdilerde yaşadığımıza benzer zamanlarda, baskıcı bir hükümetin uygulamaları yüzünden zarar görmekten çekinen insanlar o hükümetin kendilerinden daha neler isteyebileceğini düşünürler. Hükümet bunları talep etmeyi henüz aklına getirmemiş olabileceği veya göze alamadığı halde, insanlar kendilerine uygulanacağını hayal ettikleri baskıya göre hareket etmeye başlarlar. Öngörüye

Baskıcı Dönemler İçin Öğütler Read More »

AY’A GİDİLDİ Mİ? GİDİLMEDİ Mİ?

Uzay Bilim Ve Teknoloji sayfasında yayınlanmış. En son uzay çalışmaları ile ilgili her paylaşımda alt yorumlarında “Ay ‘a gidildi gidilmedi” tartışmaları hatta daha ilerisi “ henüz uzaya çıkılamadı, gök kubbe geçilemedi “ gibi yorumlar işgal ediyor. Bu kafa karışıklıklarına bir Astronomi bölümü mezunu birisi olarak cevaplandırmaya çalışacağım. * En önemli konu Ay’a bir kere değil

AY’A GİDİLDİ Mİ? GİDİLMEDİ Mİ? Read More »

KOCA YAŞAR KEMAL ve URFA-Naci İpek

Çukurova’nın “Sarı Sıcak”ında doğup, Sarı Sıcak’ı yazmış, daha evvel yöredeki Ağıtlar’ı toparlayarak yazın / edebiyat dünyasına adım atmış. 1952 yılından itibaren Cumhuriyet Gazetesi’nin Urfa muhabiri idim. O günün şartları içerisinde binbir zorlukla haberlerimizi gazeteye ulaştırıyor, telefonla ulaşamadığımız zamanlar haberi acele telgrafla gönderiyorduk. Bu zordu, zaman alıyordu, ama amatör bir zevk ve heyecanla Urfa’mızın sesini, dertlerini,

KOCA YAŞAR KEMAL ve URFA-Naci İpek Read More »

Değirmen Taşı-Moris Levi

Vakti zamanında, sırtına bir değirmen taşı yüklenmiş bir hamal, iki büklüm, oflaya puflaya, kan ter içerisinde pazarın içinden karşıdan karşıya geçerken birden “Destur” diye gürleyen bir sesle durmak zorunda kalmış. Zorlukla kafasını doğrultmuş ve yolun iki yakasında dizilmiş azman neferlerden çakır gözlü bir tanesiyle burun buruna gelmiş. Asker önce acıyan gözlerle hamalın yırtık pırtık cübbesinin

Değirmen Taşı-Moris Levi Read More »

Rus Edebiyatında Yüzlerce Sayfa Süren Balo Sahneleri Olmasının Sebebi Nedir?

Ekşi sözlükten alıntı. Bu sorunun cevabı, aslında başka güzel soruların cevabıyla aynı. 19. yüzyıl Rusya’sı nasıl bir ortamdı da buradan evrensel çapta yazarlar çıkabildi? Neden başka bir ülke değil de Rusya? Rus Edebiyatında Yüzlerce Sayfa Süren Balo Sahneleri Olmasının Sebebi Nedir? rus edebiyatının yapısını ve yazarlarını iyice öğrenmek için şüphesiz o dönemin rusya’sının sosyal, ekonomik

Rus Edebiyatında Yüzlerce Sayfa Süren Balo Sahneleri Olmasının Sebebi Nedir? Read More »