Hayatın Cilvesi

“Dünyada senaryosu en çok filme çekilen (395 film) senarist” olarak “Guinness Rekorlar Kitabı”na giren SAFA ÖNAL’ın (17 Aralık 1931- 30 Temmuz 2023) Yasemin Arpa ile yaptığı söyleşinin (2009) kitabı “Ne Kadar Gamlı Bu Akşam Vakti”den (2. Baskı, Profil Kitap 2017) bir bölüm.

Bir akşam dördümüz yemeğe çıktık; Sadri, Çolpan, ben ve karım Reya. O zamanki Kervansaray’ın girişindeki Rus lokantasında yemek yedik, içki içtik, sohbet ettik. Oradan başka bir yere gittik, belki başka bir yere daha gittik, sabahın üçü gibi bir zamandır. Döndük Sadri’nin arabasıyla, o kullanıyor. Üç ya da dört gibi diyebilirim, yani gün attı atıyor, yani niyetlidir sabah olmaya..

Valikonağı’nın sonunda, evlerinin önüne geldik, “Bir de Boğaz’a gidelim” dedi Sadri, “Bir sabah kahvesi, bir sabah çayı içelim. Boğaz’da sabah nasıl oluyor, bir görelim” dedi. Reya, “Aman ne iyi olur” diye katıldı. Çok uyumluydu zaten, hiç “Hayır” duymadım ondan. “Hayır” kelimesi onda yoktu sanki.. Çolpan “Ben çok yoruldum, çok uykusuzum, kendimi fazla halsiz hissediyorum, uyumak istiyorum, siz gidin” dedi, girdi Narin Apartmanı’na. Biz gazladık tekrar, ortada ben oturuyorum, sağımda karım. Biraz daha attı gün, hafif ağardı. Yukarıdan, Maslak’tan gitmekteyiz Boğaz’a, Emirgan’a..Kimseler yok, ne in, ne cin, ne kuş, ne böcek, ne yaprak, ne soluk, hiç!.. 4. Levent’e doğru, 3. Levent’ten sonra Sadri yükseltti hızı, roketledi, uçar gibi gitmekteyiz…

Birden karşıdan, 4. Levent’in ana caddesinden, yaklaşınca yazısını okuyabildik, bir belediye otobüsü çıktı. “Şoför Talim Arabası” yazıyor. Yanlamasına geçmektedir karşıdan karşıya, biz de bodoslamadan onun üstüne gitmekteyiz, uçar gibi. Sadri frenler yapmaya çalışmakta. Otobüsü kullanan, ismi üstünde işte, acemi bir şoför, pek ağır, biraz topuklasa, belki bir facia olmayacak ama o bize bakmakta. Neyse, o müthiş anı unutmam!.. Herhalde bir 10-15 saniye falandır o iş, daha fazlasına dayanılmazdı! Otobüsün kıçı önümüzden çekildi, biz geçtik! Delice bir şeydi.

Bu konuyu hiç konuşmadık. Ne “Geçmiş olsun”, ne “Yahu ne oldu, ne yaptık, niye bu kadar hızlandın” veya “Hay Allah, verilmiş sadakamız varmış” gibi birtakım konuşmaların hiçbiri olmadı aramızda, ama soluklarımızı tuttuğumuzu, fena öleceğimizi bilmekteyim. İndik Emirgan’a yukarı yoldan, deniz kenarında, kaldırım üstüne park etti Sadri. “Gidelim de birer çay söyleyelim” dedi. Meşhur “Emirgan Çınaraltı” orası.. İndik arabadan, deniz kenarındayız.

Karşıda, Çınaraltı kahvesinin bahçesinde sazlar çalmakta. Dört-beş sazende, smokinli veya siyah elbiseli, fakat papyon kravatlar ya çözülmüş, ya çarpılmış, oyun havası çalmaktalar, oryantal.. Masa var önlerinde, masanın üstünde de ince giyimli bir hatun, bir kadın raks etmekte, kıvırmakta; kalça, göbek, göğüs kıvırmakta, kendinden geçmiş.. Elleriyle ustaca raks etmekte, ufacık masa üstünde!..
Müthiş bir şaşkınlık geçirdik, biraz yaklaştık. Masanın üzerinde konyak şişesi, bardaklarda konyak var, bir de toz şeker kabı var. Konyağı çeken, parmağını ıslatarak toz şekere banıyor, içki üzerine biraz da tatlı takviyesi yapıyor!.. Alaturka bir konyak içme usulü..

Bir düğün dönüşü olmalı ya da bir ekstra gece, bir yerde çalmışlar, beş-altı parça saz, artık nasıl üflüyorlar şu anda hatırlayamıyorum, yani konyağı da çekip sabaha kadar uykusuz, hala çalmaktalar.. Arada klarnet yükseliyor, ut var, tef var, kanun var, onları hatırlıyorum iyice. Dans eden hatun biraz daha yaklaşınca gördük, pek sevdiğimiz Aysel Tanju, dansöz. O dönemin en ünlüsü, yıllar önceki bir zamanda, yeni parlayan bir yapımcı-yönetmenin, çok sevdiğim bir arkadaşımın sevgilisiydi. Birkaç yıl aynı evi paylaşmışlardı.. Aysel’in gözleri kapalı, iyice yumulmuş, açacak hali yok gözlerini zaten, kendine dair bir hayal alemine dalmış, elleriyle de, kollarıyla da boynunu, göğsünü, alnını, saçını elinden geçirerek bir güzel, hiç durmadan dans etmekte..

Çok sevgiyle hatırladığım bir şeydir. Yani biraz evvelki kıl payı, yani sigara kağıdı inceliği farkıyla kurtulduğumuz ölümden sonra birdenbire sabahın beşinde Emirgan Çınaraltı’nda o sazlar ve o masa üstünde oynayan Aysel.. Hay Allah, rahmetli Aysel’e de selam olsun!..

Alıntı

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir