Dino Buzzati

Alıntı

Bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biri de Can Yayınları’ndan çıkan Dino Buzzati’nin (1906- 1972) “Colombre”sidir. Dino Buzzati öykülerinde insanlığın varoluş sorunlarına eğilir ve oradan fantastiğin gücünden yararlanarak kalıcı, sarsıcı sonuçlar çıkartır. Para, hırs, ölüm, gençlik gibi konuları işleyerek Doğu’daki “kıssadan hisse” olarak değerlendirilebilecek hikâyelere benzer hikâyeler devşirir. Güç elde etmenin sonuçlarını, paranın her şeyi çözen bir anahtar olmadığını, ölüm ve fanilik duygusu varken hiçbir şeyin gerçek olamayacağını anlatır. Rüyaların ölümünü, modern hayatın açmazlarını gündeme getirir. Çağdaş insanı kuşatan bütün tuzakları bir bir gözler önüne serer. Bütün bu yaklaşımlar da bizi öncelikle Kafka’ya götürür. Bu yüzden kendisine “İtalyan Kafka’sı” denmesi boşuna değildir.

Öykülerinin çoğunda dünyanın gidişatını, insanlığın temel sorunlarını tespit eden durumlar aktarılır ve “mesele”ye dikkat çekilir. Pek çok öyküde çarpıcılık, vuruculuk hedeflenir. Kıssadan hisse anlayışına yaslanan bir hikmet arayışı baskındır. İnsan hırslarının, egemenlik arayışlarının, şöhret ve zenginlik tutkularının peşine düşülür ve her birinin nasıl küçücük bir müdahale ile yerle bir olacağı hikâye edilir. Eşitlikçi, özgür, adil, merhametli bir dünyanın güzelliği anlatılır.
Onun öyküleri, insanı kendine çağıran hikâyeye yaslı bir hikmetler, öğütler kitabıdır. Ahlak, siyaset, devlet adamlığı, aşk, cesaret, eğitim, yaşlılık, yoksulluk gibi değişik konularda hikâyeler anlatır ve çağdaş insana bir konum belirlemeye çalışır. Bu yanıyla Doğu hikâyeleri ve masallarıyla bağları sıkıdır.

Buzzati, kilise, din, metafizik dünyayı sıklıkla gündeme getirir ve bu dünya üzerinden pek çok mesajını aktarır. Azizler, ermişler önemli kahramanlarıdır. Bu anlamda mistik bir yazardır. Modern hayata ve dayatmalarına şiddetli itirazları vardır. Ancak çağını çok iyi yorumlamış ve açmazlarını bir bir tespit etmiştir. Buzzati öykülerinde şanın, şöhretin, kudretin bir gün yerle bir olacağını; bir diktatör, bir general, bir zengin, ünlü bir şair üzerinden örnekler. O mukadder gün gelince, şanlarından, şöhretlerinden, güçlerinden hiçbir şey kalmaz; zavallı, acınacak bir hâle gelirler. Yaşanan çiğ gerçekler hakikat karşısında yerle bir olur. Buzzati tüm bunları, çarpıcı bir olay, bir fotoğraf, bir anekdotla tam da öykünün çarpıcılık özelliği içerisinde verir. Çabuk, hızlı ve etkili son, muktedirin yüzüne vurulur. Sahte tanrıların, idollerin ve diktatörlerin bir şekilde çağdaş hayatı zindana çevirdiklerini anlatırken özellikle finallere odaklanarak hakikatin onlardan intikam almasını resmeder.

Varoluşu, hayatın anlamını ve faniliği sorgulayan Buzzati’nin kahramanları bir anlamda ironik, başkaldıran, anti-kahramanlardır. Uyumsuzdurlar ve kendilerinden beklenilenin tersini yaparlar. Dalkavuk, alkışçı ve samimi olmayan topluma (çağa) başkaldırır ve içlerine dönerler. Ama bunun için bir ömür ödemeleri gerekir. Sonunda her şeyi bozan paradır. Paranın, sermayenin ağır, karşı konamaz hâkimiyeti sadece insanı insan olmaktan çıkarmamakta ruhani, kutsal olan her şeyi esir almakta, kullanmaktadır. Sermayenin işgal ettiği kutsal yerlerde imanlı ve hatırşinas tek kişi kalmamıştır.

“Colombre”de yer alan “Büyülü Ceket”, onun güzel fantastik öykülerinden bir başkasıdır. Diktirdiği bir ceketin cebinden durmaksızın para çıkan adam sonunda zengin olmasına rağmen bu paralar bir başkasının cebinden çıktığı ve onların felaketine yol açtığı için mutluluğu bulamaz. Sonunda ceketten kurtulur ama bütün serveti de yok olur. Başkalarının felaketleri üzerine mutluluk inşa edilemeyeceği usta işi bir kurguyla gözler önüne serilir.

“Sabit Fikir” edebiyat sitesinden Sayın Necip Tosun’un 22.07.2020 tarihli eleştiri yazısını severek okudum ve bir kısmını yukarıda derledim…

Şu anda okumakta olduğum “Colombre”deki (Can Y., 2021 baskısı, Sf. 153) öykülerden biri olan “Büyülü Ceket”i ben de çok sevdim. Ayrıca bu öykü küçükken izlediğim, yönetmenliğini Aram Gülyüz’ün yaptığı, başrollerinde Sadri Alışık, Ajda Pekkan, Hüseyin Baradan ve Sami Hazinses’in oynadığı 1965 yapımı “Pantolon Bankası”nı anımsattı..
Hemen “Colombre”nin ilk olarak ne zaman yazıldığını öğrendim ve “İtalya’da faşizmin en güçlü olduğu dönemde” yazıldığını öğrenince, Yeşilçam’ın namlı senaristi Safa Önal’a da -büyük olasılıkla- “ilham verdiğini” tahmin ettim..
Fakat ne yazık ki bizim uyarlamacılar öykünün vermek istediği mesajı görmezlikten gelmişler ve kolay para kazanma olayının verdiği şehevi duyguyla, reklam cıngılını şöyle yazmışlar:
“herkese bir ev parası pantolon bankası, herkese bir ev parası pantolon bankası, herkese bir ev parası pantolon bankaaaaaaaasııııııııııııı”…

Kaynak: https://www.facebook.com/100068160604729/posts/pfbid02sKiHXDitb3QVW7Ck5aGY1bK636iM4kTFtLDAMGN6gj9RuKUy5mW6Q4o8yWmNCE3nl/?

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir