Yeni Paradigma Bizi Yıkıma Götürür mü?

Aşağıdaki yazıyı Reşat Kutucular kendi sayfasında ‘Soru güncel, cevap sağlam. Hele sonuç
bölümü tam benlik, bayıldım. Bir de paylaşımın aslı kimindir bilseydik iyi olurdu 🙁
Paylaşmadan edemedim.’ diyerek paylaştı. Ben de bu şahane yazıyı uygun olduğunu
düşündüğüm bir başlıkla aynen paylaşıyorum.
” SORU :
‘Beynini eline almış zombi’ gibi yaşayan toplum/kitle pozitivist/rasyonel/entelektüel insanı
neden linç/yok etmek istiyor? ‘Çevreci’lerden neden nefret ediliyor? İklim krizi neden
anlaşılmıyor/umursanmıyor? İnsan hakkı ihlalleri ve çevre talanı neden görmezlikten
geliniyor? Teknoloji gelişmesine rağmen insan neden aptallaşıyor? Amerika’da ve Türkiye’de
yapılan reel siyaset nasıl işliyor ve nereye gidiyor? Post-truth’ta neden lider ülkeyiz? Yakın
gelecekte ne olacak?
CEVAP :
Gerçeklik bir zihne ihtiyaç duymadan var olmakken, bir zihne ihtiyaç duyan
hakikat/doğruluk ise bilgi ile nesnenin uygun/tutarlı/kullanışlı olma durumudur. Kısaca,
gerçeklik ve hakikat aynı şey değildir. Hakikat/doğruluk gerçekliğin zihin ile sınandıktan
sonraki halidir.
I. Paradigmalar ve tarihsel süreç :
1.Modern öncesi dönem ; 17. yy öncesi dönem. İlahi bir gerçeklik var. İnsan o gerçekliğe
ulaşamıyor fakat düşünüyor, hissediyor. Dolayısıyla çıpası kutsallık. Tanrısına bağlandı ve
hayatını yönlendirdi.
2.Modern dönem ; 17. yy – 1960 arası. Modernizm, gerçekliğe akıl ile ulaşılacağını söyledi.
İnsan ve insan aklı merkezli hümanizm dönemi. Çıpası akıldı. Aydınlanma ile insan, aklıyla
hayatını yönlendirmeye çalıştı. İlerlemeciydi, süreç ilerledikçe insan ve aklı her şeyi
bilebilecek/hakim olabilecek dedi. Uzun bir dönem, Rönesans aydın insanı tek bir kişi olarak
farklı disiplinlerde uzmanlaştı, çünkü bilgi ve kitap azdı. İnsan aklı/mantık ile her şey
sınanabilir dedi. Hakikat, doğrulanabilir ve yanlışlanabilir dedi. Pozitivizm.
Modernizmin imtiyazlıları vardı; aydınlar/entelektüeller. Gerçekliği/hakikatı akıl ile
bulma/sınama üzerine kurulu modernizmde akla en çok emek harcayan entelektüeller
imtiyazlı olarak kitleyi yönlendirdi.
3.Post-modernizm dönemi ; Yani modernizmin aşıldığı, arkada bırakıldığı kabaca 1960-2016
dönemi. Bilgi aşırı derecede arttı. Uzmanlaşma derinleşti. Bu dönemde bilgi o kadar arttı ki insanın tek başına çoğu şeyi bilmesi/sınaması imkansız hale geldi. Çoğu şeyi bilemeyen insan
çıpasız kaldı ve aklına olan güveni yitirmeye başladı. Modernizmin aşırı önem verdiği ve
insanın diğer yönlerini bastıran akılcılık ile veriyi sınayarak gerçeğe/hakikate/doğruya
ulaşmak zor hale geldi. Bu dönemde biriken aşırı bilgi karşısında gerçeği/hakikati/doğruyu
akıl ile sınayarak bulma zor hale geldiğinden gerçeklik şüphe ile karşılanmaya başladı. Öz
aklımız ile yetersiz kaldık. Post-modernizm 21. yy ile beraber artık bilgisiz olunan bir dönem
oldu. Her şey yüzeyselleşti ve her an değişebilir konuma geldi. Bugün A olan yarın B olabildi
ve kitle de bu durumu kabul etti. Modernizmin akılcıları yani imtiyazlı entelektüelleri
imtiyazlarını kaybetti. Bu çağda, modernliğin ortaya koyduğu akıl değerleri iflas etti/kabul
edilemez hale geldi. Örneğin, kuantum fiziği ile beraber modern fiziğin yetersiz olduğu ve
ölçümlerin güvenilir olmadığı ortaya çıktı. Akıl otorite olmaktan çıktı. İnsan hıza yetişemez
ve düşünemez oldu. Algılar, hakikatin/doğruluğun yerine geçti.
4.Post-truth dönemi ; Oxford Dictionaries, İngilizce’de 2016 yılının kelimesi olarak ‘posttruth’u seçti. ‘Post-truth’ bir sıfat olarak, ‘nesnel hakikatlerin belirli bir konu üzerinde
kamuoyunu belirlemede duygulardan ve kişisel kanaatlerden daha az etkili olması durumu’
şeklinde tanımladı. Post-truth, hakikat/doğruluk sonrası, bunların aşılarak geride
bırakılması dönemi. Hakikatın değersizleştirilmesi ve önemsizleştirilmesi, doğruluğun değer
olarak geride bırakıldığı dönem. Post-truth, post-modern dönemin sonucu, evrilmesi. Bu
dönemde aşırı biriken bilgi karşısında yetersiz kalan akıl ile insan birilerine güvenme ihtiyacı
hissetmeye başladı. Böylece hitabeti güçlü olan kanaat önderleri kitleleri yönlendirmeye
başladı. Bu dönemin imtiyazlıları hatipler oldu. Bilgi, veri, mantık silsilesi olmadan sadece
kitlelerin duygularına hitap ederek onları etkileme gücüne sahip olan hatipler imtiyazlı
konuma geldi. ABD ve TR de eğitim ve ekonomik yönden zayıf olan kitle bu durumdan
etkilendi. İnsanın aklına önem vererek irrasyonel taraflarını bastıran modernizmden ve
ilerlemeciliğin lağvedildiği post-modernizmden sonra post-truth dönemini yaşıyoruz.
Kamuoyu oluşturmada, nesnel olguların duygu ve kanaatlerin arkasında kaldığı dönem.
Post-truth yeni bir siyasi yazılım. İnsanların aklını devre dışı bırakarak duyguları ile karar
verir hale getiren.
II. Kitle İletişim Araçları ve Tarihsel Süreç ;
Sırasıyla ; kitap, gazete, radyo, televizyon, internet.
Kitaptan internete rasyonalitenin, entelektüelliğin, tutarlılığın, mantık dizgesinin, bağlamın
giderek azaldığı/düştüğü bir süreç.
İnternete kadar olan dönemde modernizmin ve post-modernizmin entelektüel siyasi
mekanizmaları tarafından kitleye tek taraflı mesaj gönderildi ve belli şekillerde
koşullandırılarak yönlendirildi. İnternete kadar modernizmin yetiştirdiği entelektüeller
kitleye mesaj verdi, kitleyi yönetti.
İnternetin ve sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle modernizmin yetiştirdiği entelektüel
yöneticiler tarafından bugüne kadar mesaj alan kitleler, modernizmin filtresinden geçmeden mesaj vermeye/göndermeye başladılar. Çıpa tamamen kayboldu.
Gerçeklik/hakikat/doğruluk tamamen geri plana düştü. İnsan zihninın duygusal zeka yönü
ağır basmaya başladı ve toplumlar derinlemesine düşünmeden karar almaya başladı. Bu
kararların yanlış/günlük/değişken olması normal hale geldi.
SONUÇ / YORUM :
Yaşadığımız şu an; post-truth dönem, sosyo kültürel, sosyo ekonomik ve eğitim düzeyi düşük
kitleler üzerinde daha etkili oldu. Entelektüelizmin bu kitle üzerinde toplum mühendisliği
yaptığı sırada yani modernizm ve post modernizm dönemi geride kaldı. İnsan aklının
otoritesini kaybettiği ve gerçekliğin/doğruluğun/hakikatin öneminin kalmadığı, internet ve
sosyal medya ile haber alan değil haber veren, kendisi dışındakileri linç etmek isteyen bu
kitle karşısında modernizmin değerleri olan insan hakları, rasyonalite vs. eskidi. İklim krizi,
bilimsel veriler, insan hakları ihlalleri dediğin zaman umrunda olmayan zombi kitle bir
TikTok videosunu veya kedi videosunu milyonlarca kez izler, beğenir duruma geldi. Bu kitle
vicdanı ve aklı hatırlatandan da nefret ediyor. Dolayısıyla, demokrasi de yerini popilizme
bıraktı.
Yakın gelecekte ne olacak? Tahminim;
İklim krizinin derinleşmesiyle sorunlar ötelenemez hale gelebilir. Böylece bu güruhun/zavallı
kitlenin seçtiği popilist yöneticiler ve onun atadığı irrasyonel yöneticiler çok ciddi sorunları
çözemeyince rasyonelizm/pozitivizm/insan aklı tekrar talep edilebilir, çıpamız olabilir,
hayatımızı yönlendirebilir ve demokrasiye dönüş istenebilir. Ya da tam tersi olabilir mi ?..
🤔”
Reşat Kutucular

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir