Türkiye’de ‘Sivil Toplum’ konusunda teorik düzlemde temelkoyucu incelemeleri, Prof.Dr. Şerif Mardin’in çalışmalarına borçluyuz. Mardin,özellikle ‘Din ve İdeoloji’ başlıklı (ve ilk basımı,SBF yayınları olarak 1968’de yapılmış olan) çalışmasının ‘Osmanlı İmparatorluğunda Yapı ve Kültür’ başlıklı IV.Bölüm’ünde, ‘medeni toplum’ meselesini ele alır (Mardin, ‘Din ve İdeoloji’de, ‘civil society’ karşılığı olarak ‘medeni toplum’kavramını kullanmış; ama daha sonraki yazılarında ‘medeni toplum’ yerine ‘ sivil toplum’u tercih etmiştir) ; ve Osmanlı Toplumu’nda ‘medeni toplum’dan sözedilemeyeceğini belirtir. Ona göre, ‘Osmanlı Devleti, hem Machiavelli hem de Montesquieu’nün, Doğu istibdadı ile Batı Feodalizmi arasındaki ayrılığı meydana getiriyor diye gördükleri ‘ara tabakalar’dan yoksun’dur. Söylemek bile fazla belki: Burada temas edilen ‘ara tabakalar’dan ‘sivil toplum’ kastedilmektedir. Prof.Mardin, Batı’da ‘sivil toplum’un önkoşullarının, XII. yüzyıldan itibaren ‘şehirlerin siyasi hayatına hakim tüccar oligarşileri’ ile hazırlandığını; oysa Osmanlı toplumunda, Köprülü ve İnalcık’ın XVI: yüzyılda varlığından söz ettikleri ‘zengin tüccarlar zümresi’nin ‘hiçbir zaman Batı’daki gibi şehirlerin ticari hayatına hakim tüccar oligarşileri meydana getirmediklerini’ bildirir ve ‘Batı ile Osmanlı arasındaki farklar[ın] burada toplan[dığını] öne sürer.
Prof.Mardin, 1968 yılında dilegetirdiği bu görüşleri, daha sonra, ‘Türkiye’de Toplum ve Siyaset’ (Makaleler 1) adlı kitabında derlediği, ‘Sivil Toplum, Siyasal Kültür ve Sosyal Yapı’ başlıklı makalelerinde de tekrarlamıştır. Mardin, bu kitapta yer alan ‘Sivil Toplum’ başlıklı yazısında ‘[n]e Osmanlı İmparatorluğu’nda, ne de Cumhuriyet Türkiyesi’nde şehirlerin özerklikleri[nin], Batı’da olduğu gibi gelişme[diğini] vurgular; ama bu defa Osmanlı Toplumundan ‘sivil toplum’un yokluğunu o kertede kesinleyici bir dille onaylamaz;-şöyle der: ‘Osmanlı İmparatorluğunda bir Doğu Despotizmi görenlerin Şeriat’ın garantilediği bir özel mülkiyet alanını gözden kaçırdıkları oranda, onların tarifine uyan bir ‘Sivil Toplum’ dinamiğinin kısmi mevcudiyetinden bahsedebiliriz. Genel özel hayatın ‘Örf-i Sultani’den uzak, bir çeşit masuniyetle korunmuş olarak cereyan etmesi açısından ‘sivil toplum’un varlığını öne sürebiliriz’.
Prof.Mardin, ‘sivil toplum’ kavramının, Batı’da XVIII. yüzyıldan itibaren ‘ yeni bir eksen’ kazandığını da belirtmeyi ihmal etmez. Bu ‘eksen’, Prof.Mardin’e göre,’kitle iletişim araçlarının gelişmesi ve bu gelişmenin ‘aydın’ların grup niteliğini ve etkinliğini değiştirmesiyle ilgilidir.’
Mardin, bu ‘yeni eksen’i İtalyan siyaset bilimcisi Gianfranco Poggi’nin ‘a public’ kavramına başvururarak açıklar. Poggi, fikir ürünlerinin kitle iletişim araçlarıyla yayılmasının bir ‘katılım’a yolaçtığını ve bu katılımın, ‘kamuoyu’ kavramının ‘daha belirgin ve altı çizilmiş bir şekilde meşruiyet kaynağı haline gelmesini sağladı[ğını]’ önesürer.. Mardin, ‘kamuoyu’ kavramının ‘devlet işlerinin devletin dışına taşan bir soyut çerçeve içinde tartışılmasını’ mümkün kıldığını belirtir ki bu, ‘kamuoyu’ dolayımında ‘sivil toplum’un ‘politize olması ve politikayı kontrolu altına alması’ demektir.
Prof:Mardin, ‘Türk Toplumunu İnceleme Aracı Olarak ‘’Sivil Toplum’’ ‘ başlıklı incelemesinde, ‘sivil toplum’u, özellikle İslamiyet bağlamında ele alıyor. Gerek islami kamuoyu, gerekse İslami sermayenin etkinliğine dikkatleri çektiği bu yazısında Mardin, bankalar, sınıflar ve yasaları ile Türk toplumunda ‘’’sivil toplum’’ kurucu olarak tanımla[nabilecek] bu yeni yapıların uzun vadede zamanımızda Kemalistler tarafından değil, fakat dindar müslümanlar tarafından zaptedilmiş oldukları[nı]’ da belirtiyor,- her ne kadar, ‘zaptetme’ sözü, burada pek yerinde kullanılmış olmasa da!
‘Türk Toplumunu İnceleme Aracı Olarak ‘Sivil Toplum’ başlıklı bu yazını Fransızca olarak Jean-Paul Sartre’ın ‘Kurucusu’ olduğu ‘Les Temps Modernes’ Dergisi’nin ‘Türkiye’ Özel Sayısı’nda (Temmuz,Ağustos,1984) okumuştum.‘Les Temps Modernes’deki yazının altında, metnin İngilizceden Fransızcaya Tuğrul Artunkal tarafından çevrildiği belirtilmişti ,ki dolayısıyla, bu metin daha önce,İngilizce olarak da yayınlanmış olmalıdır.
Prof.Mardin, bu makalesini, ilk defa Türkçe olarak şimdi ne yazık ki, yayınına son vermiş olan ‘Defter’ Dergisinde yayımladı (Defter, Aralık-Ocak 1987) ve daha sonra da, dergide yayımlandığı biçimiyle ‘Türkiye’de Toplum ve Siyaset’ (Makaleler 1, 1990) adlı kitabına aldı. Ancak, Fransızcadan Türkçeye aktarırken Prof.Mardin’in bazı değişiklikler yaptığı da gözlemleniyor. Yazar, elbette, kendi makalesi üzerinde dilediği gibi tasarruf edebilir ve hiç kimsenin buna bir diyeceği olamaz! Ancak, Prof.Mardin’in yaptığı,(bence son derece dikkate değer!) bir değişiklikten sözetmeden geçemeyeceğim. Fransızca makalenin sonunda Prof.Mardin, özellikle Asr-ı Saadet uygulamasına atıfta bulunarak, ‘Türk halkının, John Stuart Mill’i okudukları için değil de, İslami geçmişleri dolayısıyla modern demokrasiyi desteklediğini’ belirtmişken ( ‘Paradoxalement, c’est a cause de ce passé islamique et non parce qu’elles auraient lu J.S. Mill que les masses turques soutiennent la démocratie moderne.’), Türkçe metinlerde bu cümleye yer vermemiştir. Oysa İslam, Demokrasi ve ‘Sivil’ toplum ilişkilerinde, bence elbet, çok açıklayıcı ve zihin açıcı bir verimli tartışmaya yol açabilecek bir tekliftir bu ve üzerinde durulması gerekir. Her ne kadar, ‘demokrasi’ kavramının islamî geçmişe uygulanmasında kaçınılmaz olarak bir anakronizme düşme olasılığını da hesaba katmak gerekse de!..

