Rahvan Sevmek

Günaydın..
Bu sabah dünkü konuştuklarımız var aklımda, yani kavgalı bir aşkın hayal kırıklıkları.. Yani aşkın baş döndüren labirentleri, şaşkınlıklar, kırgınlıklar ve tatsız tuzsuz nice bayağılıklar..
Ayrılığın sevdaya dahil olduğunu öğrendiğinde ve ancak o zaman insan, kara sevdalı gariplerin eğip bükerek Arap saçına döndürdüğü aşk yumağında az da olsa yol alabiliyor, diye düşündüm bu sabah.
Aşk yolunda neden hep çıkmazdayız?
Çoğu kişinin sulu sepken ve ağlak duygularla yaşadığı, iki tarafı da tüketen sözüm ona aşklardan adam gibi sevgilere ulaşmak ve doğru sevmeyi öğrenmek için bu zamanda hem akıl, hem yürek gerek. Akılsız kimse yok belki, ama öylesi yürek sadece doygun ve dingin insanlarda var. Öyle insanlara ise pek rastlanır gibi değil.
İlişkilerde hep zorlanıyoruz, çünkü başa çıkamadığımız şeyleri kendi haline bırakmayı bilmiyoruz. Fırtınalara kapılmadan, kasırgalar estirmeden, körleştirmeden, sahiplenmeden, onu bağımlı hale getirmeden, kendi bağımsızlığını koruyarak sevmek gerekiyor. Yapamıyoruz.
Yani, rahvan sevmeyi beceremiyoruz.
Aşk acelecidir; soluksuz, doludizgin yaşanmasa bunalır; arzu ettiği her ne varsa, hemen ele geçirmese çıldırır; yani bir tür sarhoşluk, bencillik, delişmenlik hatta kimi durumlarda garip bir savaşkanlık halidir; oysa sevgi uysaldır, sabırlıdır, bilgedir; hep gider ve en çok da rahvan gider, derdi bir hoşnutluk yaratmaktır, zirveden zirveye ulaşmak değildir.
Yetişkin herkes bilir: Aşk dediğimiz tutkulu coşku tez gelir çabuk geçer, hep şehvetle sarmaş dolaş olduğundan belki, bir anda şiddetle vurur savurur insanı; olağan üstü, sıra dışı, darma duman günlerin, uykusuz gecelerin, yıkılmış hayallerin, kırılmış gururların, kimine göre de düpedüz sefilce katlanılmış hallerin yoldaşıdır aşk; oysa sevgi tevazu ile köklenir, anlamak ile anlamlanır, kayırmakla ve karşılık beklemeden kayırdıkça tomurcuklanır. alma’nın değil kayıtsız şartsız verme’nin tatlı meyvesidir sevgi, az bilinmesi de bundandır, nadirattan olması da. buna karşılık, sevginin rengarenk mucizesi, onun doğal, sade, duru, sıradan ve bir o kadar da şiirsel olmasındandır.
Aşk hemen her zaman işgalci ve bencilken, sevgi ne denli sencil yaşanırsa o kadar cömertçe besler ruhumuzu, ana kucağı nasıl sararsa, sevgi de öyle bir ılıklık salar içimize; sevgi yasaklamaz, sınırlamaz, dayatmaz, her koşulda özgür kılar kişiyi; giden gitmiş olsa da, bizde kalan izi çizer sevgiye çıkan yolumuzu.
Sevgi bir tavırdır, insanca ve seyrek rastlanan bir tavır; kendimize, herşeye ve herkese yönelen, üretken, doğurgan ve seveni de, sevileni de çoğaltan bir tavır. Aşk dediğinse, hırs yüklü, delice şımarık bir köktenci talep..
Akılla mantıkla dizginlenemeyen o talep Arap saçından sevgi yumağına geçince ancak.. Huzur buluruz.
Kudurgan bedensel şehveti sevginin altın potasında bir güzel yoğurunca ancak.. Yepyeni sihirli dünyalara çıkar yolumuz.
Yeni yıla az kala, bu sabah kısa bir dilek size.
Sevginiz daim, yolunuz aydınlık olsun. Bir avuç sevgi her zaman sizi bulsun.
25 Aralık 2015

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir