Kavram Bilgisi-Hilmi Yavuz

Bilkent’teyken bir gün, Bölüm Başkanı rahmetli Talât [Halman] Hoca’ya, yüksek lisans, hattâ doktora öğrencileri için ‘Kavram Bilgisi’ diye bir ders açılmasını önermiştim: Nedeni, öğrencilerin bazı kavramları yanlış bağlamlarda kullandıklarına tanık olmamdı. Bölüm toplantısında bu konu açılınca bazı arkadaşlar, ‘Hilmi Hoca’m, isterseniz bir de “Kuram Kursu” açalım!’ diyerek beni sarakaya bile aldılardı!

Ben ciddiydim. Talât hoca, ‘Bunu üst yönetimle konuşmam gerek. Onların onayı olmadan müfredat programında bir değişiklik yapamayız’, dedi. Dediğini yapmış, fakat üst yönetimden olumsuz yanıt gelmişti: ’Kavram Bilgisi’ dersi açılmadı…

Bakın, bu konudaki ısrarım, gündelik yaşamda bazı soyut kavramlar arasındaki farkın ayırdına varılmadığını görmüş olmamdı. Bir eğlenceli örnekle anlatayım ‘Neden’ [ing. ‘Cause’] ile ‘Gerekçe’ [ing. ‘Reason’] farkına ilişkin, yaşanmış bir örnek bu:

Bundan yıllarca önce Bodrum’da bir yaz , kahvaltıyı her sabah eşim hazırlarken, o sabah da ben hazırlayayım, dedim. Çayı demledim; peyniri, tereyağını, zeytini, reçeli tabaklara koydum; ekmekleri dilimleyip kızarttım; yumurtaları haşladım. Çayı da bardaklara doldurup hepsini özenle tepsiye yerleştirerek mutfaktan salona geçmeye hazırlandığımda, açık pencereden bir eşek arısı içeriye, mutfağa girdi ve tepsinin ve daha da tehlikelisi, kulağımın çevresinde vızıldamaya başladı. Onu uzaklaştırmak için, farkında olmadan ne olduysa, tepsi birdenbire elimden, gürültüyle şangırdayarak yere düştü: Ortalığın hâlini düşünün: Çaylar döküldü, reçel kırılan yumurtalara bulaştı… Rezalet!

Eşim içerden seslendi:
-Ne oldu?
-Tepsi düştü, dedim.
-Neden düştü? diye sordu.
Yanıt verdim:
-Genel Yerçekimi Yasası, hayatım!
[İçerden sunturlu bir yanıt geldi, ama burada sizlere tekrar edemeyeceğim.]

Mutfağı temizleyip yeniden çayı demlemeye koyulduktan sonra salona geçtim. Eşim,
-Neden öyle söyledin? dedi
-‘Tepsi neden düştü’ diye sordun da ondan, hayatım, dedim.
-Eee, ne olmuş öyle sordumsa? dedi,
-Cisimler Genel Yerçekimi Yasası gereği düşerler, dedim. Sen, ’tepsi neden düştü? ‘diye sordun. Nedeni, o: Genel Yerçekimi Yasası…
-Peki , nasıl sormalıydım öyleyse, dedi.
-Tepsiyi niçin düşürdün, diye sormalıydın, dedim. Çünkü sen nedenini değil, gerekçesini öğrenmek istiyordun: İnsanın ayağı bir yere takılır tepsi düşer; kulağının çevresinde bir eşekarısı dolaşır, onu kovmak istersin, düşer. Koluna ansızın bir inme iner, düşer! Bunlar, düşmenin nedeni değil, düşürmenin gerekçeleridir…

Hikaye eğlenceli olduğu için biraz uzattım, ama neden’le gerekçe arasındaki fark anlaşılmıştır sanırım. Bu farkın bilinmesi, gündelik hayat bağlamında olduğu kadar, hattâ ondan daha çok, bilim söylemi bağlamında geçerlidir.

Başka ya da birçok örnek verilebilir: ‘Tahmin’ [‘Guessing’] ile ‘Kestirim’ [‘Prediction’] arasındaki farkı biliyor muyuz örneğin? Ya da, ‘Cümle’ [ ‘Phrase’] ile ‘Önerme’ [‘Proposition’] farkını? ‘Etik’ ile ‘Moral’: İkisine de ‘Ahlak’ diyoruz, doğru mu yapıyoruz? ‘Kavram’la [‘Concept’] ‘Nosyon’ [‘Notion’], ‘Olanak’ [‘Possibility’] ile ‘Olasılık’ı [‘Probability’] arasıra karıştırıyor muyuz? Ya da Kutsal [‘Sacred’] ile ‘Mukaddes’ [’Holy’] ayrımını nasıl anlamalıyız ?

‘Gerçek’le ‘Doğru’yu sıklıkla karıştırıyoruz. ‘Gerçeklik’ Dünya’ya, ‘Doğruluk’ Dil’e ilişkindir: Gerçek olan objeler, doğru ya da yanlış olansa, önermelerdir. Bir de şu: ‘Doğru’yla [‘True’] ‘Hakikat’ [‘Truth’] eşanlamlı mıdır?

Kavramlar arasında ayırdedici sınır çizgileri, tanımlarla yapılır. Analitik düşünmenin olmazsa olmaz koşulu, kavram bilgisidir.

Ukalalık ediyorsun Hilmi Yavuz, demeyin, alınırım!

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir