Gizem Bayrak 05.04.2020
Kara Delik, kendisinden ışığın dahi kaçamadığı çok güçlü bir çekim gücüne sahip sönmüş
yıldızlara denir. Yakınındaki yıldızları içine hapsetmesinden ve onları parçalayıp hacimlerini
sıfıra indirmesinden dolayı “Kara Delik” olarak adlandırılırlar. İçerisinde hiç ışık yoktur.
Einstein’in genel görelilik kuramında “Kara Delik” ışığı yaymadığı için kara olarak
nitelendirilmiştir. Doğrudan gözlemlenemezler, yuttuğu maddenin onun çekiminden
kurtulup çakma olasılığı yoktur. Her yuttuğu madde ile birlikte her kara delikler biraz daha
yoğunlaşır.
Bu teriminin ekonomik literatüre nereden geldiğini şimdi daha iyi anlayabiliriz. Bazı şeyler
tıpkı yıldızlar gibi başta büyük, güzel gözüksede devamında kara deliklere dönüşüp,
sonucunda devasa israfları hatta felaketleri getirebilirler. Tayvan’daki beyaz fillerin
hikayesinin bu konuda güzel bir örnek olduğunu düşünüyorum. Kral hoşlanmadığı kişilere
beyaz fil hediye ediyor, hediyeyi alan kişiler bunun güzel bir şey olduğunu düşünüp
onurlanıyorlar. Ancak beyaz filin bakımı kaldırılamayacak kadar masraf gerektiğince, sonuç
iflas ve hüsran getiriyor.
Yıldızlar elbette gözümüze ihtişamlı, güzel görünürler. Ama günün birinde ömürlerinin sonu
geliyor, yakıtları tükenince kara deliklere mahkum oluyorlar. Ekonomide de benzer şeyler
sık sık oluyor. Kamu harcamaları, kamusal hizmetlerin hepsi hayatımıza bir şey katıyor,
Buna sosyal fayda diyoruz; ama zamanla kaynaklarımız yetmeyince Veya maliyeti faydasını
çok aşınca onlar da ister istemez kara deliklere dönüşüyorlar.
Uzun zamandır ülkemizde yapılan yollar, toplu taşıma çalışmaları, havalimanları, köprüler,
parklar ve benzerleri konuşuluyor. Halkımızın çoğunluğu bu durumdan çok memnun. Evet
toplu taşım araçlarının yapılması, özellikle metrobüslerin ve metroların yapılması gerekli ve güzel şeyler. Hepimiz kullanıyoruz. Ancak bunlar ne kadar yeterli? Doğru yerlerde mi?
Maliyetleri normal mi? Sağladıkları fayda ile katlanılan maliyet orantılı mi? Yani atılan onca
taş ürkütülen birkaç kurbağaya değecek ölçüde mi? Yoksa ciddi bir hesapsızlık orantısızlık
mı var? Asıl mesele bu. Tartışılabilir bir konu. Özellikle metrobüslerin hala yetersiz
kalmasından tıklım tıklım dolu oluşundan çoğunluk hala şikayetçi. Köprü meselesine
gelince, evet belki yolu kısaltmak amacıyla güzel bir adım oldu, ama yüksek fiyatlı köprü
geçiş ücretleri yüzünden, herkes yararlanamıyor ve yatırım kendini ödeyemiyorsa ne olacak?
Yeni havaalanı ne kadar gerekliydi bilmem ama asıl konuşulması gereken tüm bunların
hangi kaynaklarla, hangi maliyetlerle ve hangi tavizlerle yapıldığı veya faydasının maliyet
karşısında yeterince yüksek olup bulunmadığı.
Sosyal güvenlik açıklarının ülkemizdeki en büyük kara deliklerden biri, belki de en önemlisi
olduğunu biliyoruz. Sosyal güvenlik, bireylerin karşılaşma zamanı belli olmayan, hastalık,
kaza, analık, işsizlik gibi risklere karşı güvence sağlama görevini üstlenen ve bu risklerin
ortaya çıkardığı gelir azalışını ve/veya gider artışını telafi eden bir sistemdir. Türkiye’de
sosyal güvenlik sistemi, 1999 ve 2003 Reformlarına rağmen açık vermeye devam etmiştir,
açıkların artışı durdurulamamaktadır. (https://www.binhanelifyilmaz.com/sosyal-guvenlikaciklari-son-durum/ alıntıdır.).
Bizim ekonomimiz zaten yüksek cari açık vermekte, ayrıca borçla dönen bir kamu bütçemiz
var. Dolayısıyla bu durumda sosyal güvenlik açıkları ile baş etmek daha da zor. Sosyal
Güvenlik Sistemi’nin işgücü piyasasını etkileyen en önemli faktörlerden biri olduğunu
biliyoruz. Ama neden Sosyal Güvenlik Sistemi’ni sağlamlaştırma ve açığı en aza indirme
yolunda adımlar atamıyoruz? Neden bunu çözmemişken başka projeler konuşuyoruz?
Anlamıyorum, bilmiyorum.
Son günlerde yaşanan küresel salgın ile birlikte, Sosyal Güvenlik Sisteminin ne denli zayıf
olduğunu daha iyi görebiliyoruz. Halkımızın çoğu, yapılan yollarla, köprülerle, dünyanın en
büyük havalimanı ile övünüyor. Bir taraftan da emekli maaşlarının düşük oluşundan,
vergilerin çok yüksek olmasından ve işsizlikten yoksulluktan yakınıyor. Şu günlerde virüse
yakalanıp hasta olacak zengin insanlar özel hastanelerde, özel bakım görebilecek ve yoksul
insanlara oranla daha hijyenik ortamlarda tedavi olabilecekken, yoksul insanlar devlet
hastanelerinin yetersiz imkanları ile birden fazla kişi ile aynı odada kalıp daha da kötü
koşullara tedavi görebilecek veya hiç tedavi olamayacak. Bu durumdan şikayetçi olmayan
bir insan olduğunu sanmıyorum. Ama bir şekilde bu yetersizliğin farkında olup, bu konuda
bir şeyler söyleyen de yapan da çok az.
Avrupa Devletlerine baktığımızda her ülkenin kendi halkı için çok daha büyük bütçeler
ayırdığını görebiliyoruz. Ama burda hala maskenin devletçe verilip verilemeyeceğini
tartışıyoruz ve vergilerle karşılanması gereken destekler için bağış kampanyaları yapıyoruz.
Türkiye’de kara deliklerin çoğalıp hızla büyümesinin bence başlıca nedeni, insanların kara
deliği görmek yerine yıldızların parlayışına odaklanması. Yapılan güzel şeylerle gözlerimiz
kamaşıyor, onların kara deliğe sürükleneceklerini göremiyoruz. Bizim yıllardır bir kaynak sorunumuz olduğunu göz ardı ediyoruz. Gerek devlet gerekse kişiler olarak bizler sürekli
israf etmekteyiz. Bu durumun önüne geçilmezse ve devlet de bu konuda bir şey yapmazsa,
zaten kıt olan imkanlarımızı kara deliklerde kaybetmeye devam edeceğiz.
Sonuç olarak, Türkiye’de bizi yoksullaştıran kara delik sorunun başlıca nedeni, toplumun
miyop olması, her şeye kısa vadeli hatta günlük bakmasıdır. Devlet adamlarının ise
toplumun yanlış beklentilerini değiştirmek yerine onların isteklerini borçlanarak
karşılamaya çalışmasıdır. Halkımız gözle görünür yatırımlar istiyor. Yani yollar, köprüler,
diğer projeler. Devlet ise Sosyal Güvenlik Sistemini, işsizliği giderecek ve üretim kapasitesini
geliştirecek alanlara yatırım yapmak ve yaptırmak yerine, halkın günlük ve irrasyonel
beklentisini hem de daha fazla borçlanarak ve verimsizliğine aldırmayarak karşılıyor.
Zamanı geldiğinde ise gerçekle yüzleşiyoruz, o da bir başka “Kara Delik” oluyor. Böyle kara
deliklerin bizi içine hapsedip, gelecek kuşaklarIn üstüne yük olmasını önlemek zorundayız.
Bunun tek yolu ise, gözlerimizi sonuna kadar açmak ve gerçekleri görmek.
Teşekkür ederim.
Kaynakça
https://bilimfili.com/kara-delik-nedir
https://tr.wikipedia.org/wiki/Kara_delik
https://evrimagaci.org/kara-delik-nedir-kara-delik-nasil-olusur-7748


