Fulya-Eminönü

YÜZÜN GÜLERKEN KAN AĞLAR MI İÇİN HİÇ?
Fulya-Eminönü 09.15 otobüsü. Ilk duraktayız.
Otobüsün kalkmasına birkaç dakika var. Günlerden Çarşamba. Geçen haftanın Çarşambası.
Seksen yaşlarında bir kadın, kalkmak üzere olan otobüse giriyor, orta koltuklardan birinde oturan
ondan daha yaşlı kocasına hışımla çıkışıyor. ‘En erken sen geldin, en kötü yere sen oturmuşsun,’
diyor.
Bütün otobüs şaşkın. Adam zar zor konuşuyor, elinde baston, sesi boğuk. ‘Yer iyi, gel otur yanıma,
sanki Amerika’ya gideceğiz, yolumuz kısa zaten,’ diye tatlı sert ama yine de alttan alıyor. Kadın
öfkeyle üsteleyince, karşılarındaki koltukta oturan bir adam araya giriyor: ‘Oturduğu yer çok iyi,
adamı hırpalamasana be kadın,’ diye bağırıyor.
Kadın bu saldırıya şirretlik seviyesinden karşılık verecek sanıyorum. Ama o, bu kez arkasında oturan
adama dönüp uysal bir tonda ‘sen söyle kardeş, o yer iyi mi? diye sorunca, avutucu bir edayla,
‘bence çok iyi, kapıya da yakın,’ diye cevap veriyor adam. Kadın kırgın bir sesle ‘bu otobüste herkes
bana karşı, diye mırıldanıyor. O anda içim burkuluyor, arkasından sesleniyorum. ‘Bence sen haklısın,
ön koltuk daha iyi olurdu’ diyorum. Az önce celallenen adamın yüzü, kadının ise sırtı bana dönük.
Adam bu kez bana ve kadına resmen saydırmaya başlıyor, ona elle kolla işaret ederek kadını
üzmemek gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Anlıyor ve susuyor. Otobüs kalkınca o da kalkıp
yanıma geliyor. ‘Kadın adamın ömrünü tüketmiş,’ diyor. Ben ‘yaşlılıktandır,’ diyorum ‘bu kadar
mutsuz ve kırıcı olması ondandır’. Adam itiraz ediyor: Hiç alakası yok, bak ben 85 yaşındayım.’ Ancak
elli altmış gösteriyor. Bunu kendisine söyleyince muhabbete dönüyor konuşma, keyifle hayatını
anlatmaya başlıyor. Eski günlerin güzelliğinden, insanların kabalaştığından, zamanın
berbatlaştığından dem vuruyor.
Dört durak sonra öfkeli kadınla kocası orta kapıdan binbir güçlükle lise öğrencisi bir kızın yardımı
sayesinde iniyor, kadın kapının önünde durup kocasına yardım eden kıza uzun uzun dualar ediyor.
Yanımdaki adam, yani bisiklet tamircisi Cemal Usta, dükkanına gitmek için onlardan bir durak sonra,
Levent’te kendisini bulabileceğimi söyleyerek iniyor. ‘Kime sorsan tanır beni’ diyor inerken.
Otobüs sakinleşiyor.
Olanları düşünüyorum. Kendimi bir tiyatroda oynuyormuş gibi hissediyorum. Boğazım
düğümleniyor, gülümsüyorum.
18 Kasım 2014

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir