Kısa cevabım, evet ve kesinlikle.
Neden? Enflasyonu dizginlemek için.
Çünkü faiz artışı, hem likiditeyi daraltarak talebi kısar; hem kur artışını frenler. Böylece aşırı talebi ve kurdan gelen maliyet baskılarını azaltır. Faiz düşürmek veya dört nala giden fiyatların bir gün duracağını umarak hiçbir şey yapmamak ise son beş ayda görüldüğü gibi yangına benzin dökmektir, yanacak bir şey kalmayınca yangının söneceği umudu ile avunmaktır. Bu seçeneğin bir avuç çıkarcı ile vurguncuya fırsat sağlayacağı doğrudur, ama ülkeye de iktidara da zararı katlanılamaz derecede büyüktür. Aklı başında bir ekonomi yönetiminin soracağı doğru soru ise bugün bence şudur: Peki, faiz kaç puan yükseltilmeli? Enflasyonu ne kadar hızla dizginlemek istediğinize bağlıdır yanıtı. Bunca zamandır verdiğiniz gazla bugünlerde 200 km hızla giden aracın yakında tepe taklak olacağını anladığında frene abanan şöföre benzemenin alemi yoktur. Enflasyonu en kısa sürede durdurmak isterseniz, nominal faizleri makul bir reel faiz verecek düzeye çıkarmanız, yani enflasyon seviyesinin üstünde bir faiz oranı belirlemeniz şarttır. Bu ise bugünkü şartlarda en az 35-40 puan civarında bir faiz artışı gerektirir ki böyle bir şok tedavisi fahiş derecede yanlış olur. Denebilir ki tedaviyi hastalık kadar sakıncalı hala getirir. Böyle bir politika, kanımca enflasyon ortamında faiz indirimleri ve hatta Türkiye Ekonomi Modeli kadar mantığa aykırı düşer. Aşırı gaz ve hız da, ani fren de tehlikelidir. Bir ekonominin tansiyonunu faiz düzeyi kadar, faizdeki değişikliklerin ölçüsü belirler. Ani ve büyük değişiklikler, iktisadi faaliyetleri ve özellikle üretim sürecini hatta tüm toplumsal sistemleri mahveder. Ayrıca dünyada bugün hızla artan hammadde fiyatları yüzünden çok ciddi bir daralma riski de mevcut. Faiz artışını gerekli bulmakla birlikte, frene abanmanın vahim derecede yanlış olacağını düşünüyorum. Merkez Bankasının bu ayki toplantısında altı puanlık artış önerenleri bu nedenle gerçekçi bulmuyorum. İki puanlık ve hatta daha düşük bir oranda artış, girilen yanlış patikadan çıkışın göstergesi olacaktır. Ekonomik gerçekler gerektirdiğinde faiz silahının kullanılacağını gösterecek ve içine düşülen dogmatik saplantıdan kurtuluşu ima edecektir. Ülkemiz ekonomisine ilişkin beklentiler o kadar kötümser hale gelmiş durumdadır ki böyle küçük işaret bile ciddi ölçüde olumlu etkiler yaratabilir. Örneğin ülkemiz risk priminde (CDS) gevşemeler görebiliriz.
Bu noktada, bu satırları sabırla okuyan herkes sormakta haklıdır:
Ekonomi yönetimi böyle bir U dönüşü yapabilir mi?
Bence ihtimal çok yüksek değilse de gayet mümkündür. Geçmişte bunun kadar büyük tornistan örneklerini birçok konuda sıkça gördük. Ama aşırı iyimserliğim sebebiyle bu kez de yanılıyorsam, karar organlarında aklın ve mantığın tatilden dönmediğini, üç haneli enflasyona gidişimizin hızlanacağını gösterir. Gelecek nesillerin ekonomik refahını biraz daha katlederken bir iktidarın kendi tükenişine giden patikayı daha hızlı kat etmesi anlamına gelir bu. Tutarsızlıktır.
O durumda şu soru gelir akla:
Enflasyonda üç haneye hangi vadede varırız?
Aklın tatile çıktığı bir dünyada, bunun yanıtı kolay verilemez.
…


