Faizin Ekonomi Politiği

Ekonomi politik, terimde aşı geçen iki alan arasındaki dinamik ve sıkı ilişkiye odaklanan bir bilgi alanı. O alandardan birindeki değişimlerin ötekinde yarattığı sonuçları inceler. Uzmanlık gerektiren böyle bir konuda uzun ve iddialı açıklamalara girişmek haddimi de niyetimi de aşar diyerek hemen konuya gireyim. Bugün merkez bankası faiz kararını açıklayacak. Düne kadar yerli yabancı bütün uzmanlar ve bu arada piyasa politika faizinin 100 baz puan artırılmasının yeterli olacağında mutabıktı. Yani, beklenti faizin yüzde 17 den 18’e çıkarılmasından ibaretti. Sayın Gergerlioğlu’nun milletvekilliğine bildiğimiz şekilde dün son verilmesi, ardından HDP için kapatma davası açılması havayı hemen ve olumsuz yönde değiştirdi. Hukuka aykırılığı aşikar bu geri adımlar yönetime zaten sınırlı olan güveni azalttı. Beklentiler bozulunca riskler arttı. Faizi oluşturan faktörlerden biri elbette riskler. Sonuç: merkez bankasının bugün 100 puandan daha fazla faiz artırması gerektiği görüşü hemen dile getirilmeye yaygınlaşmaya başladı. Dünyada en yüksek faize katlanan birkaç ülkeden biriyiz. Dünyada risk primi en yüksek ülkelerden Venezuela, Arjantin ve Brezilya ile kaç yıldır adeta sıra kapmaca yarışındayız. Faizlerin bu seviyeden daha fazla yükselmesinin devleti ve ülkeyi ne kadar zora soktuğunu, bizi nasıl yoksullaştırdığını anlatmaya hiç gerek yok. Ama riskler arttığına göre, faizleri artırmamak hemen bugün çok daha büyük risklere de yol açabilir. Faizin ekonomi politiği elbette bundan ibaret değil, ama bugün bize öğretmesi gereken bu. Riskler olumsuzluk demek, maliyet artıran, sorun yaratan mekanizmaları tetikliyor. Karar öğleden sonra açıklanacak. Buna rağmen merkez bankası yüzde 18 ile de yetinebilir. O zaman, beklentileri düzeltecek başka adımların atılması gerekir. Yapılmazsa nolur, derseniz.. Kısa vadede dalgalanma olur, ama dünya da yıkılmaz; ne var ki uzun zaman enerji birikirse kaçınılmaz şekilde faylarda kırılmalar olur. Depremle veya depremsiz. İltidarın işi, sanki o enerjileri biriktirip fay hattının kırılmasına çağrı çıkarmak. Siyasetteki büyük yanlışların getirdiği derin krizin göbeğinde ve bıçak sırtındayız. Yıllardır ödediğimiz bedelleri durmadan artıran çarpıcı bir başka örnekle daha karşı karşıyayız bugün. Yanlış yaptıkça faiz yükseliyor. Herkesin yanlış bildiği ise yönetime her nasılsa doğru geliyor. Piyasalar acımasız, seçimden de, ahiretten de önce yanlışın cezasını hemen kesiyor. Ne yazık ki, cezayı asıl ödeyen ise kararı siyasi çıkarlarına uygun sanarak veya siyasi çıkarlarını önceleyerek verenler değil, başta işsizlerle yoksullar olmak üzere ülkenin tüm yurttaşları ve gelecek nesiller oluyor.

Faizin ekonomi politiği işlerin iyi gidip gitmediğini gösteren sağlam bir ölçü. İyi bir barometre. Onu tek başına ne siz, ne merkez bankası, ne yabancılar belirliyor. Kimseyi de uzun süre faiz konusunda aldatamıyorsunuz.

Anlamlı bir reform programı açıklanmış ve tutarlı olarak uygulanmış olsaydı, bu bizim risklerimizi yok etmezdi, ama azaltabilirdi. O süreçten uzağız, dünkü kararlar büsbütün uzaklaştırdı.
Eklemek zorundayım:
Gergerlioğluna reva görülen haksız fiilin maliyeti elbette sadece ekonomide risklerden ibaret değil. Vicdanı zedeliyor. Parti kapatma davalarının arkasındaki çıkarcı ve hileci tutum sisteme olan güvene darbe vuruyor. Utanç verici bu girişimlerin sadece ekonomiye değil, demokrasiye ve toplumsal barışa verdiği devasa zararı parayla ölçmek mümkün değil. Asıl büyük aşınma ise orada yaşanıyor.
Bedelini çocuklarımız da ödeyecek.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir