Ekonomide Kemoterapi Zamanı

Aşağıdaki yazı 15 Temmuz 2018 tarihinde bundan tam üç yıl önce yazıldı.
Kemoterapi üç yıldır büyük bir itina ve tam bir başarı ile erteleniyor. Sigara ve içki gırla, hastamız o günden bu yana esrardan sonra beyaza da başladı. Hava ve umut her gün biraz daha kararıyor. Bizden uyarması.

Enflasyon son birkaç yıldır ve özellikle geçtiğimiz on iki ayda ekonomimize tam bir bela olarak musallat oldu. Meret kansere benziyor. Tıpkı bedendeki bir doku ya da organda hücrelerin düzensiz çoğalması gibi, sistemde fiyatlar genel seviyesi sürekli ve hızlı bir artış gösteriyor.

Fiyatlar artıkça paranın değeri düşüyor, bu ise döviz kurlarının yükselmesine yol açıyor, döviz kurları yükseldikçe ithal fiyatları artıyor, ithal girdilerinde artan maliyetler kaçınılmaz olarak dönüp enflasyon denen canavarı besliyor. Enflasyon kurları ve fiyatları şişirdikçe kısır döngü başlıyor. Üstüne üstlük, şu sıralar yurt içinde tarım ürünlerimiz ve yurt dışında petrol fiyatı tırmanıyor. Yetmezmiş gibi, uluslar arası piyasalarda 2007 sonundan itibaren başlayan para bolluğunun sonuna geliniyor. Faizler artıyor, Bu nedenle borçlanmak güçleşiyor. Bir yıl içinde vadesi gelen milyarlarca dolarlık borcun alınacak yeni borçlarla kapatılması imkanı ancak daha yüksek faiz ödeyerek mümkün, buna rağmen borçlanmak zorlaşıyor.

Bütün bu etkenlerden daha elim ve vahim olmak üzere, son birkaç yıldır referandum, seçimler ve bir dizi başka nedenler ülkemizde ekonomiye aşırı hararet yaptıran bütçe açıklarını ve cari açıkları büyütmeye devam ediyor. Aşırı ısınan ekonomiyi soğutmak için faizleri artırıp para ve kredi musluğunu iyice kısmak gerekirken referandum ve seçim baskısı ile hükümet zararını bile bile ve göz göre göre bunun tam tersi yapmayı tercih etti.

Bununla da kalınmadı:
Yanlış politikalarda o güne kadar dünyada kimsenin düşünmediği bir hikmet bulunduğunu savunmak için, enflasyonun esas sebebinin faizler olduğu ileri sürüldü. Açıkça söylemek gerek: ekonomiyi kanser gibi saran enflasyonun temel sebebi bu açıklarla birlikte yaratılan para ve kredi bolluğudur. Tam da ciddi bir perhiz ve kapsamlı tasarruf yapılması, böylece  iç ve dış açıkların kapatılıp faizlerin artırılması gereken bir dönemde, oburlara yaraşır bir iştahla ve hatta gösteriş için veya seçmene rüşvet için ikramiye ve teşvik adı altında hesapsız harcamalar yapıldı.

Uzun sözün kısası,  sonunda kanser bütün gövdeyi sardı. Enflasyon son on yılın en yüksek düzeyinde bugün ve her ay artmaya devam ediyor, ancak henüz bir enflasyonla mücadele programımız yok. Başını alıp giden kurların nasıl dizginleneceği belirsiz. Planlanmış bütçe açıklarının ve yılda altmış milyar doları aşan cari açıkların nasıl kapatılacağı konusu da gündemde henüz yok.

Doğal olarak, dış dünyanın ekonomimize olan güveni hızla düşüyor. Yabancı yatırımcı ülkeden çıkıyor. Kısacası, enflasyon tırmanırken ülke ekonomisinin enflasyon ve işsizlik sarmalında çığırından büsbütün çıkacağı tehlikeli bir düzlemde hızla ilerliyoruz.

Açıkça söylemek gerekiyor: Şimdi hızlı ve acil kemoterapi zamanıdır. Dış yatırımcının güvenini yeniden kazanacak makul bir istikrar programı hemen hazırlanıp açıklanmalı, bu arada faizler aşırı ısınmayı giderecek düzeyde tutulmalı. Başlangıç noktası bu. Başka bir yol yok.

Enflasyonun sebebinin faizler olduğunu söylemek, kemoterapinin kansere yol açtığını söylemeye benziyor demişti geçen gün bir yabancı yazar. Doğrudur. Tek başına faiz artışı elbette çözüm değil, onun da tıpkı kemoterapi gibi katlanılması gerçekten zor bir dizi yan etkisi var. Ama hızla genişlemeye başlayan yangını söndürmek için itfaiye işlevi göreceği de kesin. İtfaiyenin yangın sebebi olduğunu düşünmek ise akla ziyan bir şeydir yani düpedüz abestir.

Gelinen noktada tedaviye hemen başlamak için önlemleri ardı ardına açıklamak yetmez, uygulamak da gerekiyor. Hayatın gerçekleri ile inatlaşmayı daha fazla sürdürürsek tedavi daha zor ve bunun bedeli havsalamızın alamayacağı kadar yüksek olacaktır.

Son söz:
Önlemleri IMF’nin kapısına gitmek zorunda kalacağımız noktaya kadar geciktirmenin manevi yükü de çok ağırdır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir