1844’te Marx şunları yazıyor: “Dini yapan, oluşturan insandır; din insanı oluşturmaz. İnsan, devletin,
toplumun ürünüdür. Bu devlet ve bu toplum dini üretir. Din de dünyanın tersine döndürülmüş bir
bilincidir… Din mazlum yaratığın soluğudur; kalpsiz bir dünyanın kalbidir ve ruhsuz koşulların
ruhudur. Halkın da afyonudur. Halkın sahte saadeti olan dini ilga etmek, halkın gerçek mutluluğunu
talep etme anlamı taşır. Kendi durumlarına ilişkin yanılsamalarından kurtulma daveti, aslında,
yanılsamalara gerek duyan bir dünyadan kurtulma davetidir.”


