Charlie Chaplin’den Kızına Mektup

Charlie Chaplin’in 1965 Yılında Kızına Yazdığı Duygu Dolu Mektup

Charlie Chaplin’in ilk çocuğu olan Geraldine 1944 yılında Kaliforniya’da dünyaya gelir, sekiz yaşına
kadar balerin olmak isteyen küçük Geraldine babası Şarlo’nun “Limelight” (Sahne ışıkları) adlı
filminde rol aldıktan sonra oyuncu olmaya karar verir. 21 yaşında Doktor Jivago adlı filmde en
önemli rolünü alan Geraldine, yüzden fazla filmde oynar. Melon şapkalı, sürekli bastonunu çeviren,
büyük ayakkabılı, yamalı pantolonlu, sakar palyaço Şarlo tipi ile herkesin gönlünü kazanan
Geraldine’in babası Charlie Chaplin hem usta bir sanatçı hem de çok iyi bir babadır. Babalardan
evlatlarına kalan en büyük miras ne büyük evler ne şan şöhret ne de kabarık banka cüzdanlarıdır.
Yürekten söylenmiş sevgi sözcükleri ve yaşama ait öğütler bir evlada bırakılacak en büyük hazinedir.
Charlie Chaplin’in 1965 yılında, yeni şöhrete kavuşan 21 yaşındaki kızı Geraldine’e yazdığı bu
mektup ise bunun en güzel kanıtı olsa gerek…Bir Noel gecesi
Noel gecesi Sevgili kızım, şimdi gece, Noel gecesi. Benim küçük kalemimdeki silahsız muhafızların
hepsi derin uykuda. Kardeşlerin uyuyor, annen de uykuya daldı. Ne var ki sen çok uzaklardasın;
eğer şu anda şu dakikada fotoğraflarına bakmıyorsam kör olayım.
Gözlerin gözlerimin önüne geliyor
Gözlerin gözlerimin önüne geliyor Fotoğrafların burada, masanın üzerinde, kalbime en yakın yerde
duruyor. Oysa sen neredesin? Uzaksı, masalsı, Paris’te, Camps Elyees’deki tiyatroda, görkemli bir
sahnede dans ediyorsun. Ben bunu çok iyi bildiğim halde gene de bu sakin gecenin sessizliğinde
senin ayak seslerini net biçimde duyuyorum. Gözlerin gözlerimin önüne geliyor; gözlerin kış
gecesine özgü gökyüzündeki yıldızlar gibi parlıyor.
Babanın sesine kulak ver
Babanın sesine kulak ver Bu güzel oyunda, şahın tutsak aldığı güzeller güzeli İranlı kızı oynadığını
biliyorum. Güzeller güzeli ol, sen de dans et, yıldız ol ve parıltılar saç. Ama seyircileri büyülermiş
olmaktan, onları kendine hayran etmekten sarhoş olduğunda, sana sunulan çiçeklerin kokusu
başını döndürdüğünde, tek başına bir köşeye çekil ve benim mektubumu oku, babanın sesine kulak
ver.
Ben kızımın hayallerini düşlüyorum
Ben kızımın hayallerini düşlüyorum Ben senin babanım Geraldine! Ben Charlie’yim, Charlie Chaplin!
Başucunda kaç gece sabahladığım bir bilsen? Küçük küçük masallar anlatıyordum sana! Bazen
Uyuyan Güzel’i anlatırdım, bazen kötü kalpli ejderhaları…Uyku gelip ihtiyar gözlerimi yokladığında
uykuyla dalga geçiyor ve şöyle diyordum, defol!. Ben senin hayallerini görebiliyordum Geraldine!

Senin geleceğini görebiliyordum, bugünü… Sahnede dans eden kızı görebiliyordum, kanatlarını
açmış, havada uçan periyi…
Arada bir ayakların yere de bassın
Arada bir ayakların yere de bassın İnsanların sözlerini duyabiliyordum; “şu kızı görüyor musun, yaşlı
palyaçonun kızı bu, babasının adı Charlie idi, hani hatırlıyor musun?” Bu dans ve alkış sesleri senin
ayaklarını yerden kesecektir. Kanatlan, uç ötelere! Ama arada bir ayakların yere de bassın. Halkın
nasıl yaşadığını bilmelisin, sokak dansçılarının hayatını da gör. Açlıktan bitkin düşmüş, yoksulluktan
ve soğuktan titreye titreye dans edenleri de… Bende onlarla aynı kaderi paylaşmıştım Geraldine.
Bir gün olur bu minik kuş seni anlayabilir mi
Bir gün olur bu minik kuş seni anlayabilir mi O büyülü gecelerde, sen benim masallarımla
uyuyordun ama ben uyumazdım. Senin güzel yüzünü seyreder, kalbinin atışlarını dinlerdim ve
kendime şu soruyu sorardım; “Charlie acaba bir gün olur bu minik kuş seni anlayabilir mi?” Sen beni
tanımıyorsun Geraldine, benim masalım da çok ilginçtir. Yoksul palyaçonun masalı bu. Londra’nın
kenar mahallesinde şarkı söyleyip dans eden sonra da bahşiş toplayan bir palyaçonun masalı… İşte
benim masalım da bu…
Benim ağlamalarımın yanında bu gülmeler nedir ki
Benim ağlamalarım yanında bu gülmeler nedir ki Ben açlığın ne demek olduğunu biliyorum,
evsizliğin ne anlama geldiğini de… Bu da bir şey mi ki? Ben gururdan bir okyanus gibi kabarmış şu
göğsümde, acıma duygusuyla önüme atılan kuruşların sızısını hissettim, küçümsenen sefil birinin
sancılarını çektim. Bütün bunlara karşın işte gene de hayattayım. Hayatta olanlar hakkında hep
daha az konuşulur. Sen benim soyadımı taşıyorsun, Chaplin ismini… Bu ad neredeyse yarım yüzyıl
boyunca bütün dünyayı güldürdü. Benim ağlamalarım yanında bu gülmeler nedir ki? Senin
yaşadığın dünya sadece dans ve müzikten ibaret…
Varsın hayranlarını unut ama sokaktakileri unutma
Varsıl hayranlarını unut ama sokaktakileri unutma Geraldine gece yarısı o görkemli salondan
çıkınca, bindiğin taksinin şoförüne karısının hatırını sormayı unutma… Kim bilir belki de karısı
hamiledir, belki yakında doğacak olan ilk gözağrısı yavrusu için bez almaya bile parası yoktur. Eğer
durum böyleyse, kalk cebine para koy… Pre Credit Banka talimat verdim, giderlerini karşılayacaklar.
Başkalarına yapacağın ödemeleri kuruşu kuruşuna hesapla, öyle ver…
Ben de bunlardan biriyim
Ben de bunlardan biriyim Arada sırada metroya ya da otobüse bin ya da yayan dolaş şehri…
İnsanlara bak, iyi gözlemle onları. Dul ve yetimlerin gözlerine iyi bak. Hiç değilse günde birkaç kez
kendine şunu söyle; ben de bunlardan biriyim! Evet sevgili kızım, unutma bunu; sen de onlardan
birisin…
Yükseldiğini hissettiğinde sahneden in, dışarı çık

Yükseldiğini hissettiğinde sahneden in, dışarı çık Sanat göğe uçması için insana kanatlar takıncaya
kadar ayaklarına ayaklarına vurur insanın. Zaman gelip de seyirci karşısında yükseldiğini hissetmeye
başladığında sahneden in, dışarı çık… Yoldan geçen taksiyi çevir, Paris’in dış mahallelerine git. Ben
bu mahalleleri iyi bilirim… Orada dansçı kızları göreceksin. İçlerinde sana benzeyenler de vardır,
senden daha zarif, daha mağrur olanlar da…
Sokaktakilerin sahne ışıkları Ay’dır
Sokaktakilerin sahne ışıkları Ay’dır Sen tiyatrondaki göz alıcı sahne ışıklarını orada bulamazsın!
Onların sahne ışıkları Ay’dır. Bak onlara, daha dikkatlice bak! Senden bile daha iyi dans etmiyorlar
mı? Haydi itiraf et bunu… Senden daha iyi dans eden, senden daha iyi rol yapan biriyle karşılaşırsan,
o vakit hep şu sözlerim aklına gelsin: Hiçbir zaman Charlie’nin ailesinden, fayton sürücüsüne kötü
söz söyleyecek ya da Seine Nehri kıyısında oturmuş sadaka isteyen dilenciyle alay edecek kadar
kendini bilmez biri çıkmamıştır. Charlie bu dünyadan çekip gidecek Geraldine! Sense hayatına
devam edeceksin. Ben senin hiçbir zaman yoksulluğu tatmanı istemem.
Attığın her adımda yoksul birini görebilirsin, yeter ki bunu iste
Attığın her adımda yoksul birini görebilirsin, yeter ki bunu iste Bu mektupla birlikte sana çek koçanı
da yolluyorum. Ne kadar İstersen o kadar harca. Ama sakın şunu unutma! İki frank harcadığında
üçüncü frank sana ait değildir. Her defasında aklında olsun bu. Üçüncü frank bir başkasına ait,
tanımadığın birine, bir frankın hasretiyle yaşayan birine ait o para. O kişiyi bulman zor olmayacaktır.
Attığın her adımda yoksul birini görebilirsin, yeter ki sen görmeyi iste! Ben bu şeytanın baştan
çıkaran gücünü bildiğim için para hakkında konuşuyorum.
Unutma, en büyük pırlanta güneştir
Unutma, en büyük pırlanta güneştir Uzun süre sirkte çalıştım, ip üstündeki cambazları korkuyla
izlerdim hep. Ama şimdi sana şunu da söylemek isterim sevgili kızım. Bir insanın ayağının
kaymasıyla yere sert zemine kapaklanması, cambazların o tekinsiz ipten düşmesinden daha
kolaydır, inan bana. Sen bu akşam bir pırlantadaki ışıltının cazibesine kapılabilir, ister istemez yere
kapaklanabilirsin. Gün gelir yabancı bir prensin yüzü, seni kendine tutsak edebilir. İşte o andan
itibaren sen artık deneyimsiz bir cambaz sayılabilirsin. İp deneyimsizlere ihanet etmiştir hep. Sen
sakın altın ve mücevher karşılığında kalbini satma. Unutma, en büyük pırlanta güneştir ve ne mutlu
ki güneş herkesi eşit biçimde aydınlatıyor.
Sevdiğin kişiyi tüm kalbinle sev
Sevdiğin kişiyi tüm kalbinle sev Gün gelir de birini seversen, seçtiğin kişiyi tüm kalbinle sev. İşinin
zor olduğunu biliyorum. Şimdi bedenini tiril tiril ipek kumaşlar örtüyor. Sanat için sahneye çıplak da
çıkabilirsin… Ama o sahneden saf, tertemiz ve kusursuz olarak inmelisin. Ben yaşlı biriyim, sözlerim
gülünç gelebilir. Ama öyle sanıyorum ki çıplak vücudun, senin çıplak ruhuna aşık olan kişiye ait
olmalıdır. Ne yapayım, benim konuya bakışım belki eski kafalılık, belki düşüncem on yıl öncesinde
kaldı.
Bana savaş aç sevgili kızım

Bana savaş aç sevgili kızım Korkma Geraldine, bu on yıl seni yaşlandırmaz. Ben senin şu çıplak
adada boyun eğen en son kişi olmanı isterim. Babalar ve çocukların arasında hep bir çekişme
olduğunu biliyorum. Bana savaş aç sevgili kızım, düşüncelerime karşı savaş aç. Ben itaatkar
çocukları sevmiyorum. Bu mektubumun üzerine henüz gözyaşım düşmemişken, bu Noel gecesinin
mucizeler gecesi olduğuna inanmak istiyorum. Bir mucize olmasını ve söylemek istediğim her şeyi
gerçekten doğru anlamanı istiyorum.
Ben her zaman insan olmak için çaba harcadım… Sen de öyle yap
Ben her zaman insan olmak için çaba harcadım… Sen de öyle yap Charlie yaşlandı Geraldine, artık
çok yaşlandı. Sen er ya da geç, beyaz elbiseler yerine siyahlar giyip mezarıma geleceksin. Şimdi seni
üzmek istemiyorum ama arada bir aynaya bak… Aynada beni göreceksin. Damarlarında benim
kanım dolaşıyor. İstiyorum ki, benim damarlarımdaki kan akmaz olduğunda baban Charlie’yi
unutma! Ben bir melek değildim, ama her zaman insan olmak için çaba harcadım… Sen de öyle yap!
Seni Öpüyorum Geraldine… (…)
Charlie Chaplin-1965

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir