Bir Kez Daha Helme

Helme
Yilmaz Pirincci’nin dün paylaştığı şiirin girişi şöyle:
Islak saçlarından süzülüp göğsüne düşen bir su damlasının yaşadığı o eşsiz mutluluğu kıskanıyorum
Bedeninde gittikçe eriyip buharlaşan.
Sana karışan o su damlasını.
Sana dokunurken sana karışmak.
Seni yaşarken sende kaybolmak.
Sen olmak gibi işte.
Şimdi en çok saçlarını taramak isterdim küçük bir kız çocuğu gibi.
Acemi ellerimle seni incitmekten korkan bir tedirginlik içinde.
Ellerimi okşayarak saçlarında.
Saçlarında ellerimin yaşadığı o büyülü mutluluğu hissederek.
Tel tel. Saçlarınla sevişir gibi.
Ona bu sabah yazdığım yorum:
Güzel bir şiir olmuş.
Helmelenmek diye bir sözcük var. Mutfak sözcüğü. Farklı malzemelerin aynı kazanda özlerini bırakarak kendilerine özgü bir tat oluşturması sürecini anlatır. Mutfak ustaları yemeği pişirdikten sonra ateşi kısarlar, et sebze baharat her ne varsa yemekte tam helmelensinler diye kısık ateşte biraz daha pişirirler. Sonra da demlenmeye bırakırlar ki, helmelenme tam olsun. Şiirinde anlattığın o
süzülen damla ile ona yataklık eden ten ve tenin altındaki tin.. ve bu cevherleri anlatırken yüreğinde hisseden sen hep birlikte helmelenmekte diye düşündüm şiiri okurken. Bu sözcüğü cilalayıp kavram dünyama iyice oturtmadan önce, sevgililerin birbirinde erimesi diyordum helmelenmek yerine.
Önceki gece bu adla bir kısa öykü yazınca.. Düşüncem daha somutlaştı. Duyarlığım biraz daha arttı sanırım ve o güzel dize daha bir çarpıcı geldi bana. Sevgiyle kal.
Dostlara haber:
Helmelenmek sözcüğü ile bir güzel helmelenmekteyim son 48 saattir.
Güzel bir gün olsun. 21 Şubat 2020

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir