Bir Gülüş Yaratmak

Kaç kez bir çocuğu gülümsetme fırsatı bulursun ki bir ömürde?
Hele masum bir yüzde gülüş yaratma fırsatı çıkınca kaçırmayacaksın. Kim bilir kaç kez böyle demişliğim var. Küçük gülücükler yaratmanın keyfini iyice anlatma gücünü ise bugüne kadar bulamadım. Bu sabah aşağıdaki yazıya rastlayınca, ‘işte budur’ dedim, penceremde duvarımda hemen paylaşmadan edemedim.
……
“Alışveriş Merkezi’nin birinde kasada sıra beklerken iki sıra önümdeki çocuğun parasının aldığı şeye yetmediğini duydum. Kasadaki kız “birini seçmek zorundasın” dedi. Çocuk bir elindeki çikolataya bir de ucuz colaya baktı, çikolatayı banda bıraktı, colayı göğsüne bastırdı. Hiç seslenmedim. Kasadan geçtim, dışarıda çocuğu yakaladım. “Bu cola öyle kuru kuru içilir mi? Gel bir şeyler alalım yanına,” dedim. Tuttum elinden, yeniden daldık alışveriş merkezine.
“Kucağına doldurabildiğin kadar çikolata alabilirsin,” dedim.
-“Kucağım küçük, koynuma koyuyum mu” dedi.
“İyi fikir, neden olmasın?” dedim.
İstediği ne varsa, her birinden ikişer tane aldı.
Kasaya gittik, gözü parlıyordu, gülüyordu, yürüyen bandın üzerine oturttum onu, kasadaki kızdan bandı yürütmesini istedim. Elinde cola ile bandın sonuna kadar geldi. Ayağa kalktı karnını açtı keyifle, çikolataları tezgâha düştü. Kız güldü. Çocuk da güldü. Kuyruktakilerden birkaçı ile birlikte dünya bizimle güldü sanki. Neyse hesabı ödedik, poşete malzemeleri koyduk. Dışarı çıkınca boynunu geriye atarak donukça baktı bana.
“Keşke iki tane de bardak olsaydı” dedi.
-“Ne yapacaksın, colayı beraber mi içicez, sağol ama ben cola içmem. Haydi şimdi doğru
evine” dedim.
-“Yok sana değil. Her şeyden iki tane aldım ama coladan bi tane. Kız kardeşim ağlar” dedi.

Bir daha daldık markete, bir cola daha aldık. Bir daha herkesle birlikte güzelce güldük. Çocuk arkasına bakmadan koştu, gitti. Ben onun arkasından bakarken kasadaki kız çıktı, yanıma geldi.
-“Tanımıyorsunuz di mi bu çocuğu” dedi.
-“Tanımam” dedim.
– “Neden böyle bir şey yaptınız o zaman, merak ettim” dedi.
Anlatması zordu, kısa kesmek için:
-“Çünkü çok zenginim ben” dedim.
-“Haa o zaman tamam, size dokunmaz Tabii. Sahi, ne iş yapıyorsunuz?”
-“Çocukların gülüşlerini satın alıyorum bedava fiyatına” dedim.
Aklımdan zorum olduğunu düşündüğünü gördüm yüzünde. Ama yine de gülümsedi. Girdi içeri.
Sosyal medyada dolaşırken ilgimi çeken ve çok hoşuma giden bir hikayeydi bu. Yaşanmış olsun ya da olmasın, önemli değil. Belki de birçok insanın yapmak isteyip de başına gelmediği için veya göremediği için yapamadığı müthiş bir şeyi anlatıyordu. Bundan hoşuma gitmişti. Bir de fikri: Bedava fiyatına gülüşler yaratmak. Öncelikler farklı olunca birçok güzellikleri ıskalarsın hayatta.O yüzden arada bir önceliklerimizi gözden geçirmemiz lazım. Zenginliğimizin de farkında olmamız lazım. Herkes çoluk çocuk, genç yaşlı, varsıl veya yoksul; yoksulun ihtiyaçları maddi, zenginin manevidir, aslında herkes son tahlilde bir şeylere muhtaçtır. Ve herkes birilerini mutlu edecek kadar para, zeka ya da gülücük sahibidir. Her şeyden önemlisi herkes bir yerlerde sevgi doludur. Kısacası, her birimiz bir başkasına yaşama sevinci katacak kadar zenginlikle donanmışızdır. Çalışıp ter dökmeden doğuştan gelen pek de farkında olmadığımız bir zenginliktir bu. Kullanmazsanız yazık olur.

Sevgiyle kalın 🌹”

……
Yazıyı okuduktan sonra bu sabah epeyce düşündüm:
Ne kadar çok gülücük israf edilir acaba yer yüzünde her gün?
Ne kadar çok coşku boğulur, boğazda kalır, dilde düğümlenir?
Ne kadar çok kahkaha yutulur, ya da yarım hatta mahzun gülüşlerin gölgesine sığınır,terbiye perdesine bürünüp mahcuplukla büzülür.
Başkalarını mutlu etmek için ne kadar çok insan zehir eder kendine hayatı her gün? Donuk bir suratla uyanır, soluk bir yüzle uyur.
Sıradan bir kayırma sayesinde serin bir seher yeli gibi dalga dalga devinen bir gülümseme zenginliktir, ama kesinlikle parayla satın alınamaz, çünkü hemen hemen her zaman bedavadır.
Kendinize de çok görmeyin kendinize o gülücükleri. Kendi yüzünüzde, başkalarında gülücük yaratma fırsatı bulunca kaçırmayın. En elverişsiz koşullarda bile, En olmayacak yerlerde bile. Mesela zindanda ışık hüzmesi görmediğiniz için gözlerinizi kör olmuş sandığınızda.. Mesela ülkedeki her bacayı önce korku sonra ateş sardığında veya lağım suları boğazınıza kadar geldiğinde..Gülücükler yaratın kendinize, kucaklayarak.
Unutmayın.
Haklı kavgalar gücünü sevgiyle atan damarlardan alır, sevgilerse seher yelleri gibi özgürce
devinen püfür püfür gülücüklerle beslenir.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir