Aliye Şimşek mükemmel yazmış.
Aşk, cinsel spora dönüşüyor.
Biraz kalori, biraz sıvı ve biraz da gerginlik kaybediyoruz. Sevginin yerine rezilliği koyduk. Artık
birbirimize bakmıyoruz, birbirimizdeki aksimize, görüntümüze bakıyoruz. Birleşmeye değil
devleşmeye çalışıyoruz. Paylaşmaya değil paslaşmaya çalışıyoruz. Detayları görmeyi bıraktık. Bir
yüzden geçen gölge, kıvrım ve çizgiler için zaman yok. Gözlerden geçen kıvılcımlar için zaman yok.
Birbirimizi okumayı ve okuduğumuz üzerine düşünmeyi bıraktık. Ezberden okuyoruz, kanıksıyor,
tüketiyor ve kusuyoruz. Kusmuğumuzla kibirleniyoruz. Derinlerde mercanlara eşlik ederken,
sığlarda plastik şişelere dönüştük. Artık paylaşmak yerine elde etmek için kullanıyoruz birbirimizi.
Ben’i tatmin için sen’i kullanıyoruz. Kaynağın içeriden yükseldiğini unuttuk. Bedenler, ruhsuz
bedenler.. Zombiler gibi etlere saldıran, yalnızca doyum arayanlarız. Ellerimiz artık bizim değil, bize
empoze edilen yalanların bir uzantısı. Birbiri için çıldıran insanlardan, birbirini çıldırtan, cinnet
getiren insanlara dönüştük. Desteklemek yerine aşağılamak, zor zamanları atlatmak yerine
suçlamak var. Barbie, Ken’in o homurtulu arabasına binmek istiyor, Ken, Barbie’nin mini şortuna
bakarken kaza yapmak üzere. Gözleri kapamaya vakit yok, gözler iştahlı bir ağız gibi durmadan
yemek ve içmek için çalışıyor. Dokunmayı, dokunmanın tüm büyüsünü yitiriyoruz.
İnce ve derin olan herşeyi yitiriyoruz.
Artık göz göze değiliz, sırt sırtayız. Her an düello yapabiliriz.
Değerli olanı farkedemiyor, ıskalıyor, anlayamıyoruz.
Silikon bir malzemeye dönüşüyoruz, yumuşak, kaygan ve ölü.
Böyle olmak zorunda değil.
Böyle olmak zorunda değil.
Böyle olmak zorunda değil.
Tekrar hissedin.
Böyle olmak zorunda değil.
26 Mart 2018


