BİRECİKLİ ŞAİR-MUTASAVVIF SÂKIB EFENDİ’NİN HİKÂYESİ MÜslüm C. Akalın

Adı Mehmet Emin Sâkıb, babası Hacı Mustafa Lâmi. Ailenin Birecik, Nizip ve Gaziantep’te yerleşen kolları var.

Daha çok, şiirlerinde mahlas olarak da kullandığı “karanlığı delip geçen, parlak” anlamına gelen Sâkıb adını kullanıyor. Aslen Birecik doğumlu olup Urfa’ya ne zaman geldiği tam olarak bilinmiyor. Bedri Alpay’a göre, medrese tahsilini Birecik’te yaptıktan sonra askerlik görevi[1] için geldiği Urfa’da kalmış, Şer’iye Mahkemesi kâtipliği yaparken Harran Kapısı eteklerindeki Karaburç (Hızanoglu) Mahallesi ahalisinden kalabalık ve etkili Köroğlu ailesinden İbrahim Halil Efendi’nin kızı ve Köroğlu Haydar Ağa’nın bacısı olan Hatice Hanım’la evlenmiştir. Alpay’a göre bu evlilikten sonra, eşi ve eşinin ailesinin isteği üzerine memuriyetten ayrılmış, kabiliyeti ve onların desteğiyle ziraat ve ticaretle uğraşarak talihi dönmüş ve günden güne artan bir servet sahibi olmuştur.Bu evliliğinden olma erkek soyu kesilmiş olan Sâkıb Efendi’nin ölümünden sonra soyu, Birecik’te yerleşmiş olan ilk eşinden olma büyük oğlu Mustafa Lâmi ve onun oğlu Mehmet Necip çizgisinde devam etmiş olup, Birecik, Nizip ve Gaziantep’te yerleşmiş olan çocukları “Deniz” soyadını almışlardır.

Torunlarından Mehmet Necip’in 1902 doğumlu torunu olan Galip Deniz 1983 yılında 17. dönem Gaziantep milletvekili olmuştur. Onun, Cemil Cahit Güzelbey’e anlattığına göre, ailesinin kökü Bermekîler’e kadar uzanıyor olup[2] aile, Bağdat ve Şam üzerinden geldiği bölgeye yerleşmiştir.

O yıllarda Kavalalı M. Ali Paşa yönetimindeki Mısır ile yaşanan siyasî ihtilâfın Nizip Savaşı’na kadar ulaşan alevleri bölgenin önemli şehirleri olan Birecik ve Urfa’yı da sarmıştır. 1839 yılında, 17 yaşında babasının yerine tahta geçmesinin dördüncü ayında Tanzimat Fermanı’nı ilân eden genç Padişah Abdülmecid’le başlayan devlet ve yönetim düzenindeki kurumsal ıslahatlar ona yeni ufuklar açmıştır. Devletin bürokratik ve idarî yapısının yeniden düzenlendiği, yönetimle ilgili çeşitli meclislerin oluşturulduğu bu dönemde Sâkıb Efendi; ailesi, güçlü kalemi ve yetenekli kişiliğinin etki altına aldığı bürokratik ilişkilerle öne çıkmıştır. Zaman içerisinde bulunduğu meclis üyelikleri, aldığı devlet görevleri ve rütbelerin etkisiyle Urfa, Suruç ve Birecik’te aşar mültezimliği[3] gibi çok sayıda “devlet işleriyle” meşgul olmuş ve büyük servet sahibi olduktan başka mülklerinin sayısında da önemli artışlar olmuştur.

Gaziantep’li Cemil Cahit Güzelbey,hayra dönük çalışmalarla da meşgul olan Sâkıb Efendi’nin hizmetlerini anlatırken bölgede -kendisinin de iki tanesini görmüş olduğu- çok sayıda suluk (hayrat) yaptırmış olduğunu ifade etmiştir. Güzelbey ayrıca, Sâkıb’ın mültezimlikten dolayı sahip olduğu önemli servet sebebiyle hakkındaki şikâyetlerin Kaymakamlık ve Valiliğe ulaşması nedeniyle Halep’e çağrıldığını, giderken o zaman (1840) Halep Valisi bulunan Esat Muhlis Paşa’nın “Kays-ı yektâ sanma dünyanın nice mecnûnu var” diye başlayan gazelinitahmis edip ona sunduğunu[4]ve Birecik’te yaygın olan bir söylentiye göre, Sâkıb’ın bu olaydan sonra Birecik’i bırakarak Urfa’ya yerleşmiş olduğunu belirtmiştir.

6 Mart 1874 senesinde 80 yaşında öldüğü belirtilen[5] şairin muhtemel doğum tarihi 1794 civarı olacağına göre yaklaşık olarak 30’lu yaşlarında Urfa’ya gelmiş olduğu düşünülebilir. Urfa’da, aynı adı taşıyan Sâkıb adlı başka bir şair bilinmediğine göre Urfa müzesinde bulunan 1833 tarihli ‘Deliller Hanı’ kitâbesiyle ‘Narıncı Cami’inin 1839 tarihli kitâbesinde yer alan “Sâkıb” ismi ona ait olmalıdır.

1846 yılında, Balıklıgöl civarında bulunan, mülkiyeti Rızvaniye Vakfına ait Halepli Bahçesi adıyla meşhur bahçeyi vakfın mütevellisi Selim Bey’den kiraladıktan sonra üzerine bir köşk yaptırması bu yükselme dönemlerine rastlar. Bundan sonraki yıllar da, Sâkıb Efendi’nin Urfa’nın, dinî, sosyal, siyasal, ekonomik hayatında iyice öne çıkıp servetini artırdığı, çok sayıda mülk edindiği ve bina yaptırdığı yıllardır.

1847’de onu, -bu görevi yapanların aşırı zenginleştikleri vakfiyelerinden anlaşılan- “İskân Kâtibi” görevinde buluyoruz. Şair’in aynı yıl bulunduğu rütbe talebi kabul edilmemekle birlikte daha sonraları “Kaymakam Kethüdâsı Sâkıb Efendi” ve “Hâcegân-ı Divan-ı Hümayundan fütüvvetlü el-Hâc Sâkıb Efendi” unvanlarına kavuşan Sâkıb Efendi hakkında şikâyetler yağmur gibi yağmaya başlıyor: En çok uğraştığı ve uzun yıllar boyu gündemden düşmeyen mesele, “.. Urfa kalesinden söktürdüğü taşlarla han ve çarşı inşa eylediği..” şikâyetleriydi. Rakka Eyâleti Kaymakamı Mirmirân Şeyhzade Osman Nuri Bey’in iradesiyle sarayda yapılan üç adet oda masraflarına verilmek üzere Kale’den alınan bu ve diğer taşlar çok sayıda idârî soruşturma ve ceza konusu olmuştu. Bundan başka,“Urfa devlet arazilerinin mültezimleri Sâkıb Efendi ve Mehmet Ağa’nın 1846/47 seneleri hasılatı bedellerini elde edemediklerini beyan edilerek ödenmemesi..”,“Kethüdâlık hizmetinde bulunan Sâkıb Efendi tarafından zaptedilen Urfalı Şeyh İbrahim Efendi’nin atının geri alınması.., ”Rumkale kazasında Fırat nehri üzerinde Hacı Sakıb Efendi gemisi demekle ma’ruf bir aded gemi işletilmesi.. gibi çok sayıda tahkikatta çoğunun sonucu asılsız çıkan suçlamalara konu olmuştu. Sözgelimi, “.. Birecik a‘şarı mültezimi Sakıb Efendi ile Sandık Emini İsmail Efendi’nin rüşvet alıp ahalinin zararına hareketlerde bulundukları”na ilişkin çok sayıda imza taşıyan şikâyet dilekçesinin incelenmesi sonucunda “Sakıb Efendi kullarının ahali ve fukaraya gereksiz baskı ve eziyetleri ifade ve rivayet olunmuş ise de, Sakıb Efendi bu mübarek ayda Hac-ı Şerife gitmiş olduğundan uhdesinde olan arazilerle yüklenmiş olduğu iltizamlar için vekil etmiş olduğu işlerini gören kaza sandık emini Latif’in oğlu Molla Muhammed’in, Birecik’de Meclis-i Umumide muhakemesinde ahaliye baskı ve eziyetleri vukubulduğu sabit olmuş, ve terbiyesinin gereği yerine getirildikten sonra bundan böyle bu kazada sandık eminliğinde istihdam olunmaktan ve kaza işlerine karışmaktan ve Sakıb Efendi kullarının dahi işlerini görmekten men‘ olunmasına..” karar verilmiştir.

Devamı için:
https://urfahizmet.com/birecikli-sair-mutasavvif-sakib-efendinin-hikayesi.html

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir