Sevgili dostum ve değerli meslektaşım Fikret Sevinç’in kendi FB sayfasında geçen haftalarda üç ayrı günde paylaştığı kısa, sade, kolay anlaşılır ve son derece aydınlatıcı analizleri burada paylaşmak istedim. Yukarıdaki başlık bana aittir.
Bu analizlerin işsizlik gibi kronik ve yapısal hale gelmiş enflasyon sorunumuzun kaynaklarını anlamak ve kalıcı çözüm için önlemler geliştirmek konusunda yararlı olacağını düşünüyorum. Teşekkürler. NA
………..
Neden Kamu Maliyesi verilerini eşelemeye başladığım sorusu akıllara gelebilir. Sebebi basit, bir dezenflasyon sürecine girildi ve yüksek enflasyonun en önemli sebebi devletin yıllardır ayağını yorganına göre uzatamaması.
Şimdi devletin ne kadar ciddi olduğunu kendi gözlerimle görmek istiyorum. Kendi tutarlılık testlerimden geçirme hakkını da görüyorum kendimde tabi ki!
Bu bakış açısıyla Mayıs’ta hazinenin normal faaliyet nakit girişleri 1 trilyon 22 milyar TL, çıkışları da 787 milyar TL olarak gerçekleşti ve normal faaliyetlerinden 234 milyar TL’lik nakit fazlası oluştu. Dezenflasyon açısından olumlu bir gelişme.
Bu durum sadece vergi aylarında olmamızdan kaynaklanmadı faiz dışı harcamalarda da Nisan’a göre bir gerileme ortaya çıktı. Yükselen faizler faiz giderlerini etkilemeye devam etti.
Mayıs’ta 145 milyar TL da net nakit borçlanma yaptı. Geçen aya göre kasasındaki para 380 milyar TL arttı.
Önümüzdeki ayları izlemeye devam edeceğiz.
Muhasebatın açıkladığı SGK dengesi dahil Genel Yönetim Bütçe açığının ne olacağını ve Hazine Borç Stokunun Genel Yönetim açığıyla bağlantısını takibe ve eşelemeye de devam edeceğiz.
Genel dengeye yansımadığı sürece son günlerde çok konuşulan vergi ve harcama önlemlerinin kozmetik kalacağını söylemeliyim..
Dünya işleri böyle.. 10 Haziran 2024
….
Herkese iyi bayramlar!
Hazine Nakit Dengesi ile Merkezi Yönetim Borçlanması arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışmaya devam edelim. (Bu arada aranızdan biri “Fikret boşuna debelenme, bunlar daha açık bir şekilde şu adreste yayınlanıyor böyle akla zarar şeyler yazıp kafa karıştırma.” derseniz. Önce teşekkür eder, sonra da başımı önüme eğer saygı duyarım.)
1. Mayıs ayı dahil nakit dengesine göre; Hazine Nisan sonuna kadar yaptığı toplam 306 milyar TL’lik borçlanmaya ilave 144 milyar TL daha borçlanma yaptı. Yılbaşından beri yaptığı toplam borçlanma 451 milyar TL ye ulaştı.
2. Yine Hazine KAF Genel Müdürlüğü Merkezi Yönetim borç stoğunu Nisan sonu itibariyle paylaştı. Buna göre yılın ilk dört ayında yapılan toplam borçlanma 755 milyar TL. Yani Nakit Dengesinde ilk 4 ayda yapılan borçlanma tutarından 449 milyar TL daha fazla.
3. Bu durumun cevabı Maliyenin diğer kanadı tarafından halen açıklanmamış olan merkezi yönetim 2024 bütçe sonuçlarında olabilir.. Yani Hazine nakit dengesi dışında yapılan borçlanma sosyal güvenlik açıkları nedeniyle olabilir.
Anti-enflasyonist bir süreçte olduğumuz şu dönemde bu bilgilerin basının, iş çevrelerinin ve halkın anlayacağı şekilde ve şeffaflıkla kamuoyu ile paylaşılmasında büyük yarar var. Zira halkın enflasyonun düşeceğine inanması devletin inandırıcılığına bağlı.
İşin garibi bu bilgileri ilgili Genel Müdürlüklerden IMF, Dünya Bankası ve Uluslararası Rating ve kredi kuruluşları kolaylıkla temin edebiliyorlar. Türk halkı da onların verdiği notlardan enflasyonun düşüp düşmeyeceğini, kamunun kendine çeki düzen verip vermediğini anlamaya çalışıyor.
Aslında Türkiye’de bu bilgileri çıkaracak değerlendirecek birikimde uzmanlar kamuda da, özel sektörde de var.
Şeffaflık ve hesap verilebilirlik çağdaş devletin olmazsa olmazı diyerek bırakalım.
Sıra vergilere ve harcamalara da gelecek!
( Hazine Mayıs Nakit Dengesi çıkarılabiliyorsa borç stoğu neden çıkarılamıyor, merkezi yönetim bütçe dengesinin 2024 sonuçlarını neden kolayca bulamıyorum sorularının cevabını da sonraya bırakayım.)
19 Haziran 2024
………….
Özetlersek devletimizin 2023 sonu itibariyle mali durumu şu:
1. Devlet 5,8 trilyon TL vergi ve diğer gelir toplamış, eğitime sağlığa güvenliğe adalete yatırıma 5,6 trilyon harcama yapmış. Ve sonunda 277 milyar TL fazla elde etmiştir.
2. Öte yandan Sosyal Güvenlik tarafında çalışanlar 1,5 trilyon TL prim ödemiş, emekli aylığı veya sağlık sigortası kapsamında da 3,2 trilyon TL ödeme yapılmıştır. Devletin hazinesi tek olduğu için de ortaya çıkan 1,4 trilyon TL açık Hazine tarafından finanse edilmiştir. Aktif Pasif dengesi, ya da dengesizliği denilen budur ve sorun çok büyüktür.
3. Yani Devletin bir tarafı gelirinden biraz az harcamış, diğer tarafı da gelirinin çok üstünde harcama yapmıştır.
2024 yılında da durumun çok farklı olduğunu sanmıyorum. Veriler açıklanınca göreceğiz.
Geleceğe bakarsak ve zor durumda olan emeklilerin durumunu iyileştirelim, en düşük emekli aylıklarını asgari ücrete eşitleyelim, emeklilik yaşını indirelim dersek, sosyal güvenlik tarafındaki açık daha kötüleşsin demiş olacağız, ki bu enflasyonun düşmemesi anlamına gelecek. Ya da,
1. çalışanların primlerini artıracağız,
2. veya devlet daha çok vergi toplayacak,
3. ya da devlet yatırımdan, güvenlikten fuzuli harcamadan kesip fazlayı emeklilere aktaracak.
Aslında durum bu kadar basit. Bu tablo milletin önüne konulsa okuma yazma bilmeyen de anlar.
Durumu düzeltmek için;
1. Çalışanların primlerini artırabilir miyiz konusu vergi takozu (tax wedge) kavramıyla ilgili ve epey sıkıntılı,
2.Vergide ne kadar hareket alanı olduğunu daha sonra irdeleyeceğim.
3. Harcamalardan ne kadar tasarruf edilebileceği de şeffaflıkla ve hesap verilebilirlikle ilgili konular. Ona da değineceğim.
Bunların hiç biri bugünden yarına yapılacak işler değil. Yapılırsa da ancak uygulama uzun vadeye yayılırsa başarılı olur.
Durum buysa bugün ayağımızı nasıl yorganımıza göre uzatacağıza bakmalıyız. Milletin anlayışını küçümseyip, anlatırsan anlamaz yaklaşımı en kötü yaklaşım..
Bu konularda geçmişten çok örnek veririm ama gereksiz..
Seçim kaygısı bu sürecin en büyük düşmanı. Erken seçim talepleri öne çıkarsa bu sürecin geçmişte olduğu gibi tersine çalışacağı ve daha da batacağımız kesin.
Ayağını yorganına göre uzatma işinden seçimden 1 yıl öncesine kadar sonuç alınamazsa yandı gülüm keten helva.. Her bakımdan bugünümüzü ararız..
Aslında bir bakıma merkezi devlet yönetiminin tamamı aşağıdaki 4 maddeyi dengede tutabilmekten, sonunda da serbest ve adil seçime gidip boyunun ölçüsünü almaktan ibaret. Şimdiki devlet yönetimi rakibin elini kolunu bağlayıp, hakemi de yanına alıp güreşen güreşçiye benziyor. Tabi buna yerel yönetim bütçelerinden gelen yükleri de eklemek gerek.
Seçimden önceki yıllarda iktidar olanın bu tabloyu nereden alıp nereye getirdiğini görse cahil dediğimiz halk seçimlerde en doğru kararı verir, emin olun.. Sadece canı çok yanmadan kötüyü gönderip yenisini deneme imkanı olur.

