Bu şahane yazı dün yazarın Facebook sayfasında başlıksız olarak çıktı.
Onun engin hoş görüsüne güvenerek yazıyı bu başlıkla paylaşmayı uygun gördüm.
Adalet Zaman Alır da diyebilirdim.
Çünkü olayın kahramanı Susan Anthony büyük bir dönüşüme yol açan tarihsel beyanını şu
sözle bitirmiş: Zulme direnmek, ibadettir. O beyana ilişkin bağlantıyı ise yazının sonuna
ekledim. 3Temmuz 2021
…..
2 Kasım 1872 New York …..gazetesi :
Dün bir süredir toplumun değer ve gelenekleri ile kavga etmekte olan “öğretmen” Susan
Anthony 3 tane “kız kardeşi” ile birlikte, seçmen kayıt ofisi olarak kullanılan, içinde siyaset
gibi sadece erkekleri ilgilendiren konuların konuşulduğu, asla aklı başında iffetli bir kadının
ayak basamayacağı …. deki erkek berber salonuna girdiler ve Anthony, seçim görevlilerine
seçmen olarak kayıt olmak istediğini söyledi.
Tabi ki görevlinin yapması gereken hemen şerifi çağırıp ülkemizin ve ailelerimizin huzurunu
kaçıran, yüzyıllardır birliğimizi sağlayan yüce hristiyan geleneklerimizi hiçe sayan bu kendini
bilmez kadınları adalete teslim etmek olmalıydı. Ne yazık ki tecrübesiz genç ve saf görevliler bunu yapmadılar. Maalesef bu kadınlarla asla onların doğal olarak anlamalarının
beklenilmemesi gereken bir Anayasa tartışmasına bile girdiler.
Anthony, tartışmada ABD kuruluş bildirgesinde sadece erkeklerin oy kullanabilmesi ile ilgili
bir madde olmadığını bile söyledi. Neymiş efendim? Yasa açıkmış. “ABD’de doğmuş veya ABD
uyruğuna geçmiş herkes ABD vatandaşı” imiş.
Anthony’nin bu cümlesi bile hukuk mantığını kadınların beyinlerinin anlamasının biyolojik
olarak mümkün olmadığı gerçeğinin bir göstergesidir. Bir kere her malumun ve makulün
yasaya yazılması olanaksızdır. Vatandaşlık ile kadınların oy kullanması arasında nasıl ilgi
kurulabiliyor? Dün akşam saatlerinde çıkan Rochester Union and Advertiser gazetesinde
meslektaşımız ne güzel yazmış; “Aya gitmek de her vatandaşın hakkıdır. Ama olanaklar
insana izin vermez.”
Görevliler bir takım malum, sözümona “hukukçulara” danıştılar. Uzun tartışmalardan sonra
kadınların içi boş “ Suç duyurusunda bulunmak” gibi tehdit ve dırdırlarından usanarak
görevliler kadınları seçmen olarak kaydettiler. Yetkilileri uyarıyoruz; bu konu daha fazla
büyümeden seçmen kayıt görevlileri hakkında kanuni işlem başlasın, ibret olsun diye bu
liyakatsızlar cezalandırılsın, her zamankinden zor günlerden geçmekte olan ülkemiz bir de
bu anlamsız konularla meşgul olmasın, malum iç ve dış düşmanlarımızı daha fazla
sevindirmeyelim
———
6 Kasım 1872 New York ….. gazetesi :
Susan Anthony isimli anarşist ve arkadaşları ne yazık ki dünkü seçimde oy kullanmaya
muvaffak oldular. …. Nolu sandık görevlileri uzun tartışmalardan sonra 2 ye karşı 1 oy ile
seçmen kağıtları olduğu için kadınlara oy kullanma izni verdiler.
Sorarım size bu mu demokrasi ?
Seçmen görevlisi geçen hafta sarhoş olup bir seçmen kağıdını da köpeği için yazmış olsa idi,
köpek de mi oy kullanacaktı? Ülkemizin geleceği kadınlara mı emanet edilecek ?
Yetkilileri bu gidişe son vermeye çağırıyoruz
————
14 Kasım 1872 New York …. gazetesi :
Toplum düşmanı Susan Anthony nihayet yargılanacak.
Dün başkanlık seçiminde oy kullanmak cüretinde bulunan ve ahlaklı gerçek hristiyan
kadınları da utanmadan bu yönde kışkırtan Susan Anthony’nin evine giden genç müfettiş,
“sizi bekliyordum” diyen kadına -üstelik ellerini uzatıp bilhassa istemesine rağmen- kelepçe
takmamış bir de üstüne üstlük zanlıyı polis merkezine kadar ibret olsun diye yürütmek
yerine devlet kesesinden araba tutmuştur. Daha da ötesi nöbetçi yargıcın duruşmaya kadar
zanlıyı layık olduğu yere tıkmak için toplum vicdanına uygun bir şekilde bilhassa yüksek
tutar olarak tayin ettiği, arsız kadının asla ödemeyeceğini en baştan beyan ettiği kefalet,
kadının avukatı ve yandaşlarınca toplanıp ödenmiştir.
Soruyoruz size, romantik iyi niyetli, saf insanlar, bu merhamet niye ?
Toplumumuzun inanç ve değer yargılarını ayaklar altına alan, -hem de bu dönemde- bizleri
zayıflatmak ve birliğimizi yıkmak için çalışan bu insanlar aynı anlayışı bize gösterirler miydi
sanırsınız?
————
20 Haziran 1873 New York ….. gazetesi :
Dün New York eyalet mahkemesinde toplum ve ahlak düşmanı Susan Anthony,
geleneklerimiz ve yasalarımıza aykırı olarak oy kullanan arkadaşları ve onu engellemeyen
kifayetsiz seçim kayıt ve sandık görevlileri ile birlikte, seçim yasalarını ihlal etmekten, devlet
görevlilerinin vazifelerini gereği gibi yapmalarına engel olmaktan ve toplum huzurunu
bozmaktan dolayı yargılandılar.
Yargıç Hunt bu kadının toplumumuzu daha fazla zehirlemesine engel olmak için
savunmasını kısa kestirerek jüriyi toplanmaya çağırdı ve jüri de sanıkları suçlu buldu. Ancak
yargıç Hunt vereceği cezayı açıklamadan önce sanığa her zaman olduğu gibi “Mahkemeye
söyleyecek bir sözünüz var mı?” sorusunu yönettiğinde, Susan Anthony yargıcın
“uzatıyorsunuz” uyarısına rağmen bir konuşma yaptı. Bu konuyu artık kapatmak ve bu
tutarsız görüşlerden ibret almanız maksadı ile mantık ve ahlak dışı konuşmayı sizlere
özetlemeye karar verdik;
“Beni suçlu bularak, ülkemizin bütün hayati değerlerini de ayaklar altına aldınız. Benim
doğal haklarımı, yurttaşlık haklarımı, siyasi haklarımı, adil yargılanma hakkımı göz ardı
ettiniz. Vergi veren bir yurttaş olarak kendi cinsimden jüri üyelerinin de bulunduğu bir jüri
heyeti tarafından yargılanmak benim hakkım. Bütün müfettişlerin, savcıların, yargıçların,
jüri üyelerinin hatta gardiyanların ve mübaşirlerin bile erkek olduklarına işaret etmek
isterim. Bütün yasaları zaten erkekler yapıyor, onları yorumlayanlar da erkek, ve hep
birlikte siz erkekler bir kadının oy kullanma hakkını kendi aranızda onun fikrini sormadan
yargılayabiliyorsunuz.
Oysa yasa çok açık. 14.madde değişikliği ile her Amerikan Vatandaşının – yani her kişinin – oy
kullanabileceği yasa ile kayıt altına alınmış. Siz bu kararınızla Anayasamıza aykırı olarak
“kadınlar “kişi” değildir sahip olunan bir eşyadır“ demiş oluyorsunuz. Kadınlar vergi veriyor,
hapse girebiliyor, hatta asılabiliyor ama oy kullanamıyor öyle mi?”
Bu tutarsız konuşmadan sonra yargıç Hunt kadını sadece 100 dolar ceza ödemesine mahkum
etti. Anthony bu cezayı asla ödemeyeceğini belirttiğinde de; “Bu ceza ödenmedikçe bu dava
da bitmemiş sayılacaktır,” dedi.
Hunt’ın bu kararı çok akıllıca. Bu suretle dava bitmemiş sayıldığından temyiz edilemeyecek
ve kadınların oy kullanma hakkı saçmalığı bir daha gündeme gelmeyecek. Sağ olun yargıç
Hunt. Tarihe geçeceksiniz.
Yüce Tanrı ülkemizi, toplumumuzu, birliğimizi, ailelerimizi, kadın ve erkek olarak yüce
Tanrının işaret ettiği rollerimizi, huzurumuzu ve inancımızı korusun .
———————————————————
Tarihten öğrenecek o kadar çok şey var ki !
Almanca olup da pek çok dünya dillerinde aynen kullanılan zeitgeist ve volksgeist diye iki
kelime var. Zeitgeist Türkçe’ye “Zamanın ruhu” olarak tercüme edilmiştir. Volksgerist için de
“Halkın ruhu” denilebilir.
Bugün “zamanın ruhu” dünyanın pek çok ülkesinde kadınların oy kullanma hakkını tartışana
“deli” gözüyle bakmamızı sağlıyor. Oysa 150 yıl önce oy kullanmak isteyen kadınlara ”
toplum düşmanı çılgın asiler” olarak bakılıyordu.
Peki 150 yılda değişen nedir ? Acaba dünya ehlileşiyor mu ? Zamanın ruhu olgunlaşıyor mu ?
Benim gibi iyimserler çok yavaş da olsa öyle olduğunu düşünüyor, diğerleri de “Ne iyiye
gidiyor ki ? Görmüyor musun ?” diyorlar.
Kimse kızmasın lütfen ama biz de kim bilir 150 yıl sonra torunlarımıza saçma sapan ve
mantık dışı gelecek başka engellemeleri, mücadeleleri ve uygulamaları bugün aynı şekilde
şiddetle onaylıyor, savunuyoruz.
Einstein “zaman” kavramının tartışılabilir ve değişken olduğunu ispatladığından bu yana
“Doğru” da tartışılabilir.
————
(Pinehas)
Not1- Lütfen “muhabirlere” isyan etmeyiniz. Üsluplarına ve öne koydukları düşüncelere
kızmayınız çünkü bunları tarihi kayıtlara ve dönem hakkında ansiklopedik bilgiye bakıp
gazete yazıları ile karikatürize eden bana öfkelenmiş olacaksınız. Susan Anthony,
mücadelesi, yaşadıkları ve söylemleri gerçektir ama bu gazete küpürleri değil..
Amerikan kadınları bu davadan yaklaşık 50 yıl sonra Finlandiya’dan 14, İngiltere’den 2 yıl
sonra 1920 yılında seçme ve seçilme haklarını aldılar. Susan Anthony yıllar önce 1906 yılında
ölmüş idi. Ölmeden önce, görüşlerini makul ve kayda değer bulan bir neslin / ve
kamuoyunun yetişmekte olduğunu görebildiğini zannediyoruz.
Bu arada belirtmiş olayım; Anthony ve arkadaşlarının mücadelesine “feminizm” adını
vermek yanlıştır. Onlar çok temel bir insan hakkı için mücadele verdiler.
https://www.nolo.com/legal-encyclopedia/content/anthony-vote-speech.html


