Michelangelo ve Mimar Sinan

Bu iki ismi başlıkta birbirine bağlarken yazıyı zorladığımı, aynı zamanda aşağıda aldığım
yazının adını bilmediğim yazarına haksızlık ettiğimi düşündüm. Çünkü onun yazısında Mimar
Sinan’ın adı bile geçmiyor. Oysa ne denli ilişkili olduklarını en son cümlelerde açıkça
göreceksiniz. İkinci bir sorun da şu: Yazı aslında eleştiri edebini konu ediniyor. Benim başlık
ise bunu es geçiyor.
Her durumda besleyici ve özellikle not kısmı çok lezzetli. Hoş görün eksikleri.
Buyrun.

1501 Yılında Floransa şehir meclisi Michelangelo ile Davud ve Golyat heykeli yapması için
sözleşme yaptı. Michelangelo o dönemde daha 26 yaşındaydı ve çok yetenekli, garip bir
sanatçı olarak kabul edilirdi. Yalnız yaşardı, kimse ile mecbur olmadıkça konuşmazdı.
Eğlenmek için anlaşılması güç karmaşık şiirler yazardı. Elbiselerini yıkamaz ve parçalanana
kadar üstünden çıkarmazdı. Kendi de yıkanmazdı. Çok cimriydi ve para düşkünüydü.
Michelangelo önce mermerciye gitti ve 40 yıl önce bu amaçla alınmış ve 3 heykeltraş
tarafından kullanıldığı için zedelenmiş sonra da hiç bir heykeltraş istemediği için bir
kenarda duran, 2. kalite taştan “gigante” (dev) isimli 5,5 metre yüksekliğindeki kusurlu
mermer kütüğünü ( muhtemelen bedavaya ) aldı. Sonra da gece gündüz 3 yıl boyunca gizli
çalıştı. Üç yıl sonra heykelin bitmekte olduğu dedikoduları duyuldu.
1504 Yılının Ocak ayında siparişi verenler adına belediye başkanı Piero Soderini haber
vermeden heyeti ile birlikte son rötuşları yapılmakta olan heykeli görmeye geldi.
Michelangelo atölyede değildi. Koşarak geldiğinde bütün heyeti üzerindeki örtü çıkarılmış
heykeli incelerken buldu. Herkes olağanüstü şaheserden çok Soderini’yi -ne diyecek diyeizliyordu. Sanat tarihçisi Vasari o anı yazarken, genç heykeltraşın çok öfkelendiğini ama
yaşlı belediye meclisi üyelerine hiç bir şey söyleyemeyip başı önünde beklediğini yazmıştı.
Açıkçası herkes heykelin çıplaklığının konu olabileceğini düşünüyordu. *
Soderini heykelin etrafında dolandı ve sonra bilgiç bir şekilde “güzel oluyor” dedi, herkes o
andan sonra övgüler sıralamaya başladı. Tabi birden Soderini kendini ikinci planda kalmış
hissetti ve heykeltraşa dönüp “Ama burnu büyük” diye ekledi.**
Sonra da “Burnunu biraz küçültün lütfen” diye yumuşak ama kesin bir sesle emretti.
Michelangelo biran durdu, dudağını ısırdı ve sonra “Tabi hemen” dedi ve eline keski ve çekici alıp bir anda iskeleye tırmanmaya başladı. Aslında çekiç ve keski ile birlikte avucunun
içerisine bir miktar da mermer tozu aldığını kimse görmemişti. Soderini ve heyetteki
saygıdeğer arkadaşları bir süre 5 metre tepede çekicin keskiye vururken çıkardığı sesi
duydular ve heykeltraşın avucundan yavaşça her vuruşta bir miktar döktüğü mermer
tozlarını gördüler.
Sonra heykeltraş sordu; “Ne dersiniz oldu mu? “
Soderini böbürlenerek “Şimdi oldu işte ! Hemen görmüştüm ki burun büyüktü. Şimdi heykele
ifade geldi” Herkes de coşku ile Soderini’yi onayladı.
Aslında Michelangelo o gün heykele dokunmamıştı bile.
——————–
Çok konuşkan olmayan Michelangelo bu olayı Vasari’ye anlatırken şunları söylemiştir; “Bilgili
olmadıkları halde saçma sapan eleştirilerle kendilerini göstermeye çalışanlardan her zaman
nefret ettim”
Davud heykeli Rönesans dönemi heykel sanatının “dönüm noktası” ve Michelangelo’nun en
önemli eseri olarak kabul edilir. Tabi ki Michelangelo’yu herkes tanır. ***
Sanırım bu öykü de bilinir. Ama ben aslında Soderini’yi incelemek istedim, tarihi kayıtlarda
da ismini çok zor buldum. Gerçi önemli değil Soderini gibileri her yerde halen yaşıyorlar.
Ben artık içime düşen gıcıklayıcı / hınzır tenkid isteğini fark ettiğimde derin bir nefes alıp
kendi kendime şu 4 soruyu soruyorum (Daha doğrusu sormaya çalışıyorum 🙂
-Yardımcı olmak / uyarmak mı istiyorsun yoksa ezmek / üzmek mi istiyorsun karar ver !
Sonra yine istediğin gibi yaparsın ama önce kendinle yüzleş…
-Uyarıyor / teşvik edip düzeltmesini, başarılı olmasını mı istiyorsun yoksa kıskanıyor musun
? Eğer kıskanıyor isen senin için üzgünüm. Anlaşılan bunca yıl hiçbir işe yaramamış.
-Düzeltmek mi istiyorsun yoksa içten içe küçümsüyor ve kendini daha üstün mü görüyorsun
? Şimdi bu sefer belki haklısın ama bir gün birileri de seni küçümsedikleri zaman
üzülmemeyi de öğren.
-(Ve en önemli soru) Bunu söylemeden önce bir dur – düşün. Aranızdaki ilişkiye / ortak
huzurunuza / senin kendi çıkarlarına bunları söylemek yarayacak mı? Daha da önemlisi
onun işine yarayacak mı bunları söylemen ? Düzeltebilecek mi? Sana kırılacak mı ?
Utandıracak mısın ? Bütün bunlara değer mi ?
Tekrarlayayım. Halen kendimi tutmaya çalışıyorum….Ama çok zor 😞
Ancak en azından (çok şükür) çok zaman önce “Keşke…” diye başlayan tenkitleri asla
yapmamayı öğrendim.

—————
(Korah)
Notlar /
Neyse, uzun okumayı sevenleri biraz eğlendireyim:
* Heykelin çıplak oluşu ve bilhassa cinsel organı üzerinde polemikler asırlarca sürdü. Her
nesilde mutlaka o bölgenin kapatılması gerektiğini söyleyenler oldu. 1857 Yılında Toscana
Dükü İngiltere kraliçesi Viktorya’ya heykelin bir replikasını gönderdi ama replika kraliçeye
gösterilmeden önce çıplaklığı İngiltere sarayındaki yetkililerce tartışıldı ve sonunda (9
çocuklu bile olsa) bir kraliçenin orayı öyle görmemesi gerektiğine karar verilip replicada o
bölge sahte yaprakla örtüldü.
Meşhur “The Simpsons” dizisinin çok ilgi çeken bir bölümünde heykele pantolon giydirildi.
Buna karşın vücuduna göre erkeklik organının çok küçük olduğunu söyleyenler de oldu. O
konuda da iki ürolog 2005 yılında Davud’un o an korktuğunu ve dolayısıyla organın
büzüldüğünü ve bu açıdan doğru boyutta olduğunu belirten olağanüstü hoş bir makale
yazdılar.
Dinleri gereği bütünüyle heykeli günah kabul eden Yahudiler ise sünnet(berit) şeklini
tartıştılar. Onlar da operasyon şeklinin Davud’un yaşadığı devirde yapılmayan “millah katan”
(קטן מילה (usulünde olduğunu belirttiler. (Rav Alber Gerşon’a verdiği bilgi için teşekkür
ederim)
** Anatomik anlamda büyük olan heykelin burnu değil taşı tutan sağ eli ve kafasıdır. Sağ
elini bilhassa büyük yapmıştı çünkü eski yazıtlarda Davud’a “Manu fortis” (Eli güçlü) adı
verilmekteydi. Sırtta bir kas gereği gibi yontulmamıştır. Anatomistler bunu Michelangelo’ya
söylediklerinde “Biliyorum. Ne yapabilirdim ki? Çok uğraştım ama kütük biçimsizdi ” demişti.
*** Michelangelo Davud’u Goliath ile karşılaştığı anda tasarlamıştı. Davud’un yüzü / bakışları
gergin, endişeli, dikkat kesilmiştir. Bir elinde gizlediği taş ve diğer eliyle omzuna attığı sapan
ile “doğru anı” beklemekte olduğu bellidir. Vücudunun duruşundan ise Davud’un solak
olduğu anlaşılmaktadır. Michelangelo’nun da özünde solak olduğu ama kendi kendine her iki
elini de kullanmayı öğrettiği söylenir.
……
Benim notum: Burun meselesine benzer hikaye Mimar Sinan için Süleymaniye’ye ilişkin
olarak anlatılır. Bu kez de caminin önünde top oynayan çocuklardan biri minarenin birine
eğri der. Halatla hemen düzeltilir.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir