Piyasaların tepkisini esas alarak söylersek ne yazık ki kayıtsızlık çıktı. Dövizler gevşemedi, faizler düşmedi, borsa yükselmedi. Gerçek bir ekonomik reform paketi, elbette krizden çıkış umutlarını artırırdı, beklentileri ve kararları değiştirirdi. Öyle olmadı. En azından, öyle algılanmadı. Ki her şeyin başı, ekonomik hayatta da hiç kuşkusuz algı. Elbette iş algıda başlıyor, ama orada bitmiyor.
Paketten ne beklendiğini dün yazmıştım. (Bakınız: Takvimli Yol Haritası)
Burada üç kelimeyle ifade edeyim: Somut eylem planı. Paket öncesinde yazdığım yazının başlığı ile de söyleyelim: Takvimli yol haritası. Ne takvim vardı pakette, ne eylem planı, ne de yol haritası. Söylemler ise her zamanki gibi parlaktı.
İnsafla eleştirmek isteseniz de gerçek kendini dayatıyor insana: Her türlü yeniden düzenlemeyi değil, ancak derde deva olacak temelli atılımları reform kabul edenler için adı ne olursa olsun dün açılan bir reform paketi değildi. Hakça düşünelim: Bizi bu derin krize sürükleyen ve yanlışlığı artık fazlası ile aşikar hale gelmiş siyaset tarzında değişim sinyallerini de doksan sekiz sayfalık metindeki onca ayrıntının arasında iyice ararsanız bulabilirsiniz. Yine de güya reform paketinin büyük ölçüde dilek ve temennilerden oluştuğunu görmeden edemezsiniz. Üç aylık bir çalışmanın ürünü olduğu söylenen bu iddialı sunum bütünlükten yoksun, bağlantıları kopuk ve dağınıktı. Olumlu algılanmasının nedenlerinden biri kısmen de budur. Ancak bence asıl sorun paketin sunumundan ziyade içeriğinde. Bir sorunu yaratanların, o sorunu çözmelerinin imkansız olduğunu söyleyenleri haklı çıkaracak kadar boş bir içerikle karşılaştık, beslenen umutları korkarım olumlu beklentileri bir kez daha hovardaca harcadık.
Sakat Reform Anlayışı Basireti Bağlıyor
Sanırım sorun reform anlayışından başlıyor. Reform bence iktidarın yönetim ve siyaset tarzının eseri olan krizi çözmek için geliştirilen bütünsel bir önlemler demeti olmalıydı. Krize yol açan temel sorunları tanımlamalı, öncelikli olarak hangi sorunu aşmaya karar verildiğini, hangi önlemlerin, hangi zamana kadar hayata geçirileceğini açıkça göstermeliydi. Bu ülkede nicedir egemen olan siyaset ve yönetim tarzı, böyle bir şeffaf ve çağdaş anlayışı benimsemiyor. İstisnasız her şeyi ama her şeyi sandık başarısına katkı sağlayacak bir fırsata dönüştürmeye çalışıyor. Başka zamanlarda geçerli olan bu yöntemin, krizin iliklere kadar nüfuz ettiği bir dönemde külliyen yanlış olduğunu ise ne yazık ki göremiyor. Sorun tam olarak burada. Yani zevahiri kurtarmayı maharet sayan samimiyetsiz siyaset paradigmasında. Basiretin bağlanmasında. Dünkü sunumda o tarz siyasetin somut yansımalarını kolaylıkla görebilirsiniz: Mesela, zaten pek vergi ödemeyen esnafın vergi muafiyeti konusu, temettü sigortası uygulaması, çevre için yeşil tahvil çıkarılması, yazılım için yeni cumhurbaşkanlığında yeni bir birim kurulması, BES’in on sekiz yaş altındaki vatandaşları kapsaması, aylardır çalışmayan ekonomik koordinasyon kurulundan sanki yokmuş ve yeniden kuruluyor gibi söz edilmesi, merkez bankası dışında bir de sarayda fiyat istikrar komitesi kurulacak olması.. Bunlara benzer yığınla ayrıntıyı bu bağlamda sayabiliriz. Çarpıcı bir örnek de tasarruf deyince, kamuda temsil ve ağırlama masraflarının ve yeni araç alımlarının kısıtlanmasından söz etmekle yetinilmiş olması. İnsan, makam yükseldikçe sorunları algılama yeteneğinin zorlaştığını düşünmeden edemiyor.
Krizi Aşmak İçin Neler Yapılmalı?
Oysa bugünkü şartlarda reform, ülkede yıllardır süren ekonomik krizden çıkışı sağlayacak temelli atılımlar gerektiriyor. Dünkü pakette bu tanıma uygun yani gerçekten derde deva olacak önlem olarak ne vardı?
Görenler Allah İçin söylesin.
Peki neler olabilirdi pakette?
Ekonomi politikasına içte ve dışta güven verecek birkaç reform başlığını yazıp içeriğe kısaca değinmekle yetineceğim:
1. Reel Kesim: Tasarruf ve üretim seferberliği
a. Tarımsal üretimi artırmak ve ithalata bağımlılığı azaltmak. Tarım ve Hayvancılık Okullarının kurulup yaygınlaştırılması. Ekilen arazi miktarının ve dönüm başına düşen nüretimin artırılması. Ekilmeyen arazilere teşvikin durdurulması.
b. İhracata yönelik sanayi hamlesi, sanayi için iş gücü yetiştirme.
c. Devlet bütçesinde cari ve yatırım harcamalarında tasarruf. Eleman, araç ve bina alımlarının durdurulması. Yarısı bitirilmemiş yatırımların iki yıl için dondurulması, yeni yatırımlara başlanmaması. Kamuda yakıt kullanımı bütçesinin üçte birinin kesilmesi.
d. Üretimde kullanılan ham madde ve ara mallar hariç tüm ithal mallara ek gümrük vergisi
2. Finansal Kesim: Krize Dayanıklılığın Artırılması
a. Bankaların rehabilitasyonu ve donuk krediler sorununun aşılması programı
b. Dolarizasyonu caydırıcı önlemler
c. Doğrudan yabancı sermayeye on yıllık vergi tatili
d. Bankalar hariç dövizle borçlanmanın altı ay süreyle yasaklanması
3. Kamu Kesimi: Mali Disiplin ve Açıkların Sınırlanması
a. Bütçe açığı 2021 de öngörülenin yarısına indirilecek. 2022 yılında mutlaka faiz dışı fazla verilecek. Tasarruf ve gelir artırıcı önlemler hemen uygulanacak.
b. Kayıt dışılık ve vergi kaçakçılığı ile mücadele programı.
c. Vergi reformu üç ay içinde yasalaşacak.
4. Kamu Yönetimi: Yeniden Yapılanma
Önümüzdeki hafta yasalaştırılacak olanlar:
a. GİB, TÜİK, TCMB bağımsız kuruluşlar olarak yeniden örgütlenecek, atanan başkanlarının görevlerinden alınmaları meclisin kararı ile mümkün olacak.
b. Varlık Fonu hemen Hazineye devredilecek.
c. Kararlarda ve uygulamalarda meclise yeni imkanlar veren şeffaflığın artırılması yasası iki ay içinde çıkarılacak. Yolsuzluk iddiaları ve Meclis soruşturmaları en kısa zamanda soruşturulacak.
d. Tarafsızlığından kuşku duyulmayacak biçimde YSK ve mahkemeler yeniden oluşturulacak.
Önerilerin sonuna geldikçe gülmeye başladıysanız…
Suç bende değil, kabahat dönüşü olmayan yola girende.
‘İyi yönetici işleri doğru yapar, iyi lider doğru işleri yapar,’ denmiştir.
Ne yönetici ne lider olan ise hala rağbet görüyorsa iyi hikaye anlatır.
Sonunda deniz de tükenir, dinleyenlerdeki Eyüp sabrı da biter.


