Aşıları Bulanlar Ne Diyor?

Moris Levi yazmış bu yazıyı.
Çok etkileyici buldum.

“Tarih boyunca atalarımıza son derece zarar vermiş olan büyük salgınlara neden olan o korkunç
hastalıklar neden yok?” diye merak ettim …
Veba-Kolera-Çiçek-Çocuk felci- Kuduz hastalıkları gibi tarihte yüz milyonlarca insanın ölümüne yol
açmış bu hastalıklardan, bugün korkmuyoruz. Çünkü aşıları var. Bu aşıları aşağıda isimleri yazılı
insanlar geliştirmişler, hepsini minnetle anıyorum.
Birincisi, Osmanlı’da ve Çin’de ilkel bir şekilde aşı geliştirildiğini öğrenip bugünkü çiçek aşısını bulan
İngiliz cerrah Edward Jenner (1749 – 1823),
İkincisi hepimizin bildiği kuduz aşısının mucidi Fransız biyolog Louis Pasteur (1822 – 1895)
Üçüncüsü veba ve kolera aşılarını bulan Ukraynalı bakteriyolog Sir Waldemar Mordechai Wolff
Haffkine (1860 – 1930)
Dördüncüsü çocuk felci aşısını bulan Amerikalı bakteriyolog Jonas Edward Salk (1914 – 1995)
Gördüğünüz gibi bu dört bilim adamı da ayrı dönemlerde ayrı ülkelerde yaşamışlar. Ayrı kültürlerde
yetişmişler ve dini inançları da farklı. Kimi ülkesinden hiç çıkmamış, kimi Afrika’da ve Hindistan’da
epey zaman çalışmışlar ama hepsi de inanılmaz fedakar ve faydalı insanlarmış. Değerlerinin ne
denli birbirlerininkine benzediklerini görmek beni şaşırttı. Sözlerini ve fikirlerini okudum sanki dört
ayrı kişi değil tek bir kişi gibi düşünmüşler. Asıl garip olanın da birer bilim adamı olarak, pozitivizmin bütün entelektüel çevrelerde baskın olarak kendini hissettirdiği dönemlerde bu kadar inançlı
olmaları. Şimdi size her birinin ağzından çıkanları alt alta yukarıdaki sıra ile dört paragrafta
yazacağım;

İnsanların bana teşekkür etmeleri beni şaşırtmıyor; fakat hemcinslerime yararlı
olabilmemi sağlayan Tanrı’ya minnettar olmaları gerektiğini anlamamalarına şaşırıyorum.

Doğayı ne kadar fazla incelesem yaratıcının eserleri beni o kadar daha fazla
büyülüyor. Bilim beni Tanrı’ya yaklaştırıyor. Azıcık bilim, insanı Tanrıdan uzaklaştırıyor
ama daha fazla bilim insanı ona yaklaştırıyor.

Dünyadaki yolculuğumuz çok kısa. Nerede olduğumuzu anlamadan yaşamımızın sonuna
geliyoruz ve içimizdeki ses bize soruyor “Yapman gereken işi yaptın mı?” Bu soruya “Evet”
diye cevap verebilenlere, görevlerini tamamladıklarını düşünenlere ne mutlu.

“Bu aşının patentini niye almadınız?” diye soruyorlar. Onlara şu yanıtı veriyorum;
“Beyler, bayanlar aşının patenti yok! Güneşin patenti mi var? ” En büyük sorumluluğumuz iyi
birer “ata” olabilmektir.

Tekrar ediyorum, yukarıdaki dört paragrafı dört ayrı zamanda dört ayrı ülkede dört ayrı inançtan
dört ayrı bilim adamı söylemiş.

Bugün bir alışkanlığımı yıktım ve aniden hafta içinde Cuma günü gelmeden bir yazı yazma isteği
yakaladım. Malum, Coronavirus salgını yüzünden evdeyiz ve yapacak bir şey yok. Çok şükür ki
araştırmak okumak ve yazmak gibi bir alışkanlığım var da saatleri dolduruyorum.

Sakın belli bir inanç katmanını vurgulamaya çalıştığım sanılmasın. Yukarıdaki bütünlüğü fark
etmek beni çok şaşırttı, ilgimi çekti ve paylaştım, o kadar.

İlgilenenler için;
I am not surprised that men are not thankful to me;but I wonder that they are not grateful to God
for thegood which he has made me the instrument of conveying to my fellow-creatures.
Edward Jenner
Plus j’étudie la nature et plus je suis émerveillé par les travaux de Notre Créateur. La science me
ramène plus proche de Dieu. Un peu de science vous éloigne de Dieu. Beaucoup vous y ramène
Louis Pasteur
The journey we make here upon the earth is so short. Before we know where we are,we are at the
end, and called upon to answer an inner voice: ‘Have you finishedthe work you had to do?’ Happy are they who can think, yes, they have finished their work.
Waldemar Mordechai WolffHaffkine
“Who owns the patent on this vaccine?’ ‘Well, the people, I would say. There is nopatent. Could you
patent the sun?”“Ourgreatest responsiblity is to be good ancestors.”
Jonas Edward Salk

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir