Nedim Türkmen yazmış.
Koronavirüs aşısı için çalışmalar süratle devam ederken bazı ülkeler aşı testlerine başladı ve ilaç
geliştirme çabaları da sürüyor. Ülkeleri bu salgından kurtarmak için en güçlü iki çözüm ilaç ve aşı
olarak görülüyor. Ancak ilerleyen günlerde kendini gösterecek bir kurtarıcı daha var: Uluslararası
Para Fonu yani IMF. Covid-19 salgınının küresel durgunluk getireceğini, krizden toparlanma
süresinin 2021’i bulacağını belirten IMF, ülkelere yardım eli uzattı. Geçen günlerde 50 milyar dolarlık
yardım paketi açıklayan IMF Başkanı Georgieva, üyelerinin cömertliği sayesinde toplam 1 trilyon
dolarlık kredi kapasitesi olduğunu da duyurdu. Hızlı Finansman Enstrümanı (RFI) olarak tanımlanan
bu pakete 3 trilyon dolarlık bir talep geleceği tahmin ediliyor.
IMF AYRIMCILIK MI YAPIYOR?
Peki IMF, paket konusunda tüm ülkelere cömert davranacak mı? Şu ana kadar salgından etkilenen
90’dan fazla ülke destek için IMF’ye başvurdu. Ülke isimleri henüz tam olarak açıklanmasa da,
virüsten en çok etkilenen Euro bölgesindeki ülkelerin başvurmuş olabileceği söyleniyor. İran 5
milyar dolarlık kredi talebiyle IMF’ye ilk yönelenler arasında. İran salgınla mücadelede zorlanan
ülkelerden yalnızca biri, talebi henüz değerlendirme sürecinde. Fakat Venezuela bu kadar şanslı
olamadı ve talebi iktidarın tanınması netlik kazanmadığı için hemen reddedildi.
Peki bazı ülkeleri kurtarıcılarına doğrudan kavuşturan, bazılarına peşin kaybettiren ya da bekleten
ne? IMF, düşük veya orta gelirli, az gelişen pazara ve zayıf bir sağlık sistemine sahip ülkelerin potansiyel aday olabileceğini söylüyor. Fakat söylemler ve değerlendirmeler muğlak. Hızla gelişen
pazarlar Çin, Hindistan ve Brezilya borç başvurusuna dahil olamıyor. Gelişen pazar olmamasına
rağmen Arjantin’i ise IMF, ülkede sürdürülebilir bir borç yönetimi yapılamayacağını düşündüğü için
baştan reddediyor. Venezuela’yı geri çevirme gerekçelerinden biri ise gelişmesine imkan olan
pazarlara öncelik vermek istemesi. Bu sebeple, az gelişmiş ülkeler diye belirttiği sınıfa Orta Doğu
ülkelerinden de örnek vererek, kriterlerinin ucunu açık bırakıyor. Örneğin, petrol rezervlerinin
bölgede bulunması, İran’ın başvurusunun kabul edilme olasılığını artırabilir.
Son alınan bilgilere göre, Türkiye ve Rusya henüz borç başvurusunda bulunmadı. 90’u aşkın ülkenin
başvuruları arasında, 9 ülkeninki acil yardım başvurusu. IMF, şu anda diğer yardım paketlerinin
nerelere gideceğine karar vermek için G20, Avrupa Birliği ve Euro bölgesindeki ülkelerin virüse karşı
verdiği yanıtları, aldığı önlemleri, kendi geliştirdiği veri sistemiyle takip ediyor. Virüse karşı her
ülkenin geliştirdiği politikayı detaylı gözlemlemek isteyen IMF, politika çözümlerini; mali, nakdi ve
makro-finansal, döviz kuru ve ödemeler dengesi olarak üç başlıkta inceliyor.
IMF Başkanı, basın toplantısında Türkiye ile ilgili soruları, “Diğer ülkelerle olduğu gibi, Türkiye’yle de
yapıcı bir temas içindeyiz” diyerek geçiştirmişti. Georgieva, gelecek hafta üye ülkelerle gerçekleşecek
telekonferansta daha ayrıntılı açıklama yapacağını da belirtti.
IMF’nin ince eleyip sık dokuduğu aşikar. Önümüzdeki günlerde hep beraber IMF’nin seçiciliğinin
hangi boyutlarda olduğunu, daha fazla ülke ismiyle birlikte öğreneceğiz.
TÜRKİYE IMF’YE GİTMELİDİR
Ülkemizin yabancı para girişine ihtiyacı olduğu, hiç kimsenin üzerinde tartışmadığı bir gerçektir.
Yabancı para ile taahhütlerimiz ve borçlarımız söz konusudur. Türk Lirası ihtiyacını Merkez Bankası
aracılığıyla çözmemiz mümkün ama yabancı para ile ilgili ihtiyaçlarımız için mutlaka yurtdışındaki
finans kuruluşlarına başvurmamız gerekmektedir. Hem ülkemiz hem de bütün dünya için ekonomi
ile ilgili “force majeure” bir durum söz konusudur. Yabancı paraya olan ihtiyacını gidermek
zorunda olan bir ülke, eğer bu ihtiyacı gidermek konusunda adım atmaz ise ülkede kurların nereye
kadar yükseleceğini tahmin bile etmek mümkün olmayacaktır. Bu yüzden hazır IMF’de bu tür bir
kaynak oluşturulmuş iken, “fakir ama gururlu genç” rolünü bir süre unutup, bu enstrümana
başvurup azami alabileceğimiz yaklaşık 10 milyar doları yıllık %1.5 faiz ve 5 yılı bulacak vade ile alalım. Bu kredi için, özel şart ya da IMF programı şartı da yok. Bu 10 milyar dolar bizim dişimizin
kovuğuna bile gitmez. İhtiyacımız olan ilave 70 milyar dolar için Uluslararası Para Fonu ile stand-by
anlaşması yaptığımızda; diğer finans kuruluşları da bize kredi vermeye başlayacak ve Türkiye’nin
risk primi de düşecektir.
Sayın Cumhurbaşkanı, “Muhalefet ne der” diye düşünmeyin. 83 milyon vatandaşın bu zor
günlerinin daha da zorlaşmaması için başvurunun yapılması elzemdir.
Gözcü gazetesinde yayımlandı.


