Zavallı Trump’ın Günahını Alıyorlar

Bu heriflerin covid dedikleri o kadar da tehlikeli bir şey değil, inanmayın, sizi korkutup
ekonomiyi çökertmek istiyorlar, beni yıkmak için size yalan söylüyorlar; birkaç damla
dezenfektan alın ister damardan ister ağızdan, bir şeyiniz kalmaz, deyince, enteller lafı
ağzına tıkayıp alay ettiler. Elbette bildiği bir şey şey vardı Başkanın, ama söyletmediler,
günahına girip hakkını yediler. Ortalığı velveleye vermekle, ‘aşı, tedbir, doktor, bilim, önlem’
diyerek bağırıp çağırmakla da yetinmediler. Helal Adanalı Celal’i, koskoca Başkanla
kıyaslayarak hakaret de ettiler.
Boğazından inen sivrisineği öldürmek için DDT marka dezenfektan içmişti Celal. Adana’da
şalgam suyu satardı. Kendi halinde bir yurdum insanı. Bir gün yazın kavurucu sıcağında
Seyhan kenarında kafayı vurmuş uyurken ağzından yavru bir sivrisinek girmiş. Hayvan
boğazında sörf yaptıktan sonra burnundan çıkmayı akıl edemeyip soluğu Celal’in midesinde
almış. Orada parçalanıp can vermiş tabi. Celal yarı uykuda, ağzından vızıltıyla giren hayvanı
fark etmişse de tatlı uykusuna kıyamamış, uyandıktan epey sonra yıllarca vücudunda
gezeceğini düşünüp telaşlanmış, işi sağlama almak için ağzına fısfısla bol miktarda DDT
sıkmış, uzatmayalım, şalgam tezgahının başında can vermiş.
Yani Adanalı Celal dediğin, yavru sinek yoluna gitmiş bir gariban. Adanalı çok hoştur,
Adana’da ağzı olan ya konuşur ya ciğer yer. Aslına bakarsan, ciğer yerken konuşan daha
çoktur. Nemli yaz gecelerinde ciğerle şalgam içtikleri acılı masalarında Celal ölmeseymiş
Amerikan başkanı olacak adammış, dediler. Onun virüsle mücadele vizyonu Trump’a beş
basarmış, cüssesi onu üçe katlarmış. Ahret dalında Nobel almış din adamı gibi onu aylarca
Helal Adanalı Celal diyerek şerefine kadeh kaldırarak övüp durmuşlar. O kadarla kalsalar iyi.
İşi daha da ileriye götürmüşler. Onun Trump’tan, hatta heybetiyle, servetiyle ve kuvvetiyle
nam salmış Bambistan kralından da büyük bir deha olduğunu anlatmışlar, günlerce
gecelerce Celal diye diye memleketleri ile bir güzel övünmüşler.
Hiç kusura bakmasınlar. Hepsi boş laf bunların. Boş laf değilse, her gün çoraklaşıp
yoksullaşan Çukurova’da işsizlikle boğuşan ahalinin zügürt tesellisidir. Bir defa Trump kendi
içmiyor dezenfektan denen mereti, başkaları damardan alsın diyor. Adam tilki kadar
kurnaz. Kendi içse, damardan alsa işin sonunun cenazesi olduğunu bilir. Gerçi yine de
Cehennemde veya cennette ama illa da huriler arasında kendine evvel Allah yer bulur, bu
kesin ama her şeyin bir zamanı var. Ahretten önce buradaki tazelerle helalleşmek lazım.
Onda pek helalleşecek güç yok diyenlerin içinde Melani nam haspa da var, hepsi de yalancı
medyanın uşakları.

Bence adamın iş bitiriciliği Meksika duvarından belli. Noldu? Dikti duvarı sonunda. Yedi
düvel karşı çıktı, o yapacağını yaptı. Bakmayın siz öyle saçma sapan laflar ettiğine. Her şeyi
iyi biliyor, her işi beceriyor, ama aptala yatarak safmış gibi yapamazmış gibi yapıyor. Neden?
Çünkü seçmenleri kendilerine benziyor diye onu daha çok seviyor.
Yoksa Başkan cin gibi, herkese laf yetiştiriyor, şahane de İngilizcesi var, imzasını görsen, ayet
gibi walla, Trump bin mektepliyi suya götürür susuz getirir. Bakın napıyor, alim hocalar gibi
fetvayı duruma göre veriyor; kendisi keyfine göre takılıyor. Dediğini yap, yaptığını yapma
meselesi yani. Virüse karşı birkaç damla dezenfektan için demesi de ondan işte. Herkes için
diyor, lakin kendisi zinhar dezenfektan almıyor kendi bünyesine. Ustalık dediğin de budur
işte. İş bilir iş bitirir politikacının şahıdır Trump. Her zaman halkım, vatandaşım, ülkem,
dinim, milletim diyeceksin, ama hep kendine çalışacaksın, malı götürmek fırsatı
yaratacaksın; keyfine bakacaksın, mesela sigarayı içkiyi yasaklayacaksın, ama sen Küba’dan
sandık sandık getirttiğin Peru’lardan en kokusu aziz olanını seçtiğin puroları ağzından
düşürmeyeceksin ve her puronu zenginleştirmeye söz verdiğin yoksul Amerikalının ateş
düşmüş ocağından yakacaksın.
İşi bilir, anasından iş adamı olarak doğmuş. İflas etsen, milyarderin diye satacaksın kendini,
Yeri geldiğinde en yakınını mevta edip meyus bir çehreyle tabutunu taşıyacaksın, duasını
okuyup taziyesinde göz yaşı dökeceksin. Bu kıratta yani akılda zekada on numara bir
adamdır. Bir tas su verene petrol kuyusu açmaya söz verecek kadar da cömerttir.
Bizimkiler adamdan da zekadan da anlamaz. Bize ahlak namus diyenlerin saf da değil süzme
salak olduğunu bilmezler. Kalkar Trump’ı şalgamcı Celal ile kıyaslarlar. Trump nere, Celal
nere,
Kendine hayrı olmayanın etrafına hayrı hiç olur mu? İş dediğin cep meselesidir. Nerden
gelirse gelsin.. Hele çeşme başındaysan, suyunu doldurmayı bileceksin. Cebini doldururken
fakir fukaraya dua edip pişkin pişkin adalet diyeceksin. Kendine kazanlar dolusu alacaksın,
yandaşa kepçeyle vereceksin, onlara çay kaşığı da yeter.
Trump böyle becerikli on numara, bildiğin en kaliteli adam. Sokup sezdirmeyen, karıncayı
şey ederken belini incitmeyen ustaların ustası. Onu Adanalı Celalle bir tutan ahmaklar
günahını alıyor. O kadar çok alıyorlar ki günahını, sonunda ona günah kalmıyor. En şahane
numarası da bu. Öte tarafta Sırat köprüsüne yaklaşınca bembeyaz bir güvercin olup köprüye
değmeden hesap bile vermeden kanatlanıp geçeceksin. Zeka da vizyon da bu.
….
Şimdi aklıma geldi, enflasyon faiz yüzünden oluyor diyen bir Bambistan Başkanı vardı bir
zamanlar. Kemoterapi kanser yapar demeye ne vakit, ne nakit buldu. Trump Başkana çok
benzerdi. Trump aynı lafı ondan önce demese mutlaka bunu o diyecekti. Trump Başka gibi
vizyonu genişti, o da azametli, güç mevkiinde olmadığında aşırı merhametli bir ustaydı. Halkı
onu da çok severdi. Onu da kıskandılar. Lobicilerden conicilerden, bir de Allah’ın belası
monşerlerden az çekmedi. Onu da anlayamadılar, altına üstüne yapıştırmadık etiket bırakmadılar. Herkes binbir türlü şey söyleyip yaydı, ne kadar günahı varsa onunkini de cin
akıllı görünen akılsızlar aldı.
O da.. Kıldan ince sırat köprüsünden beyaz karga gibi uçup ebediyyen arafta kalmıştır veya
hurilerle halvet halinde Kevser şarabı yudumlamaktadır inşallah.
….
Şu virüs öldüren dezenfektan işine dönelim biz. O meselede Trump’ın memleketini seven bir
Başkan olarak cebinin hatırına saflık numarasına yattığı dün kesin olarak anlaşıldı. Kendine
göre haşa milletimizden din kuran yandaş bulan Amerikadaki yalancı dindarlardan bir
herifin teki, Kilisenin birinde ‘sonumuz cennet’ diyerek etrafına bir sürü adam toplamış.
Zengin olmuş tabii, taraftarları sayesinde bin sandık da oyu var. Dualar ederken kilisenin
içinde adamları ile dezenfektan imalatı yaparmış, şakirtlerine mucize mineral diye satarmış.
İyi hoş da, neden cennete götüren terlik işini akıl etmemiş, deyip durmayın. Kalkmış adam
Trump’a mektup yazmış.
‘Bizim MMS çok ama çok iyi, her şeyi, her kiri ve her pisi temizler; yeminle söylüyorum varsa
hemen bitirir virüsü.’
Malının reklamını da bir güzel ‘bu virüs her memleketin beka meselesi. Hemen bizim
dezenfaktanı kullanmak ise zeka meselesi. Sahip çıkın MMS’ye. Ağızdan birkaç yudum,
damardan birkaç damla herkes alsın, yeter. Virüs aynı gün biter,’ diyerek yapmış
mektubunda.
MMS deyip geçmeyin, Türkçesi, mucizevi mineral çözümü.
Amerikancası çok daha cafcaflı duruyor, göklerden inmiş gibi ilahi bir tınısı var, tapınak
duvarları arasında yankılanmaya layık: Miracle Mineral Solution. Ağzı da kulağı da ikisi
arasındaki boşluğu da Hürrem görmüş Muhteşem Süleyman gibi dolduruyor.
Bunları Trumpa’a önce kendi yazıyor adam. Bir de otuz kırk bin müridine mektup yazdırıyor,
iyi maldır, virüsü öldürür diyerek. Trump fırsatı nerde görse, fırsat görmediğinde bile
yaratmak büyük adamın şanındandır. Dezenfektan işinin ucunda hem binlerce oy var, hem
milyar para. Durur mu?
Enteller danteller, doktorlarla kirli medya köpürtüyor bu virüs meselesini diyor, birkaç
damlası bile bitirir virüsleri diye, canlı yayında ilan ediyor. Ardından MMS diyecek, malı
götürecek ama o sırada hemen yanında sağlıktan sorumlu Allah’ın aciz kulu danışmanı da
var. Herkes ona bakarken o renkten renge şekilden şekile giriyor. Başı dönüyor, bakışı
sönüyor. Kem küm edip haddini aşarak Başkanın güya yamukluğunu düzelteyim derken,
inme iniyor suratına, hemen orada kendisinin suratı yamuluyor.
Aptallar anlamadı dinlemedi, dinleyenler de işin aslını bu zamana kadar tam idrak
edemedi. Ama şu MMS ve mektup meselesi tamı tamına doğru. Ben Guardian nam gazetenin
yalancısıyım. Bizim paçavralara benzemez. Ciddidir.

…..
Bambistan’daki faiz meselesinde de yamukluk varmış, kimse anlamaz ama anlar gibi
yaparmış. Hepsini anlatmaya ne yerim yeter, ne terbiyem müsaade eder. Rivayet odur ki
Covid kardeş Trumpa rastlarsa kendine bulaşmasın diye maskeli dolaşırmış Beyaz Saray’da.
Trump da bir tek Bambistan Sultanından korkarmış. Ruhu saraya uğrarsa diye yatarken bile
maskesini çıkarmazmış. Melani o yüzden yanında yatmazmış.
Rivayet bu. İster inanın, ister inanmayın.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir