NEDEN YÜZYIL YÜZ FİKİR?
Her toplumun tarihsel süreç içerisinde oluşturduğu temel bir bakışı (felsefesi) vardır. O bakış, toplumun kendi geçmişi ile birlikte kendi kimliğini algılamasına, kendi ortak geleceğini kurgulamasına katkı sağlar ve bunlara uygun ortak toplumsal değerler ve hedefler edinmesine de imkan verir. Toplulukları toplum yapan da budur.
Fikirde, sanatta, yaşam tarzında, inanışlarda ve hayatın birçok başka alanında ortaya çıkan çeşitlilik, genel özgürlük ortamının doğal ve üretken sonuçlarından biridir. Toplumda genel olarak paylaşılan değerlerin oluşturduğu ortak bakış açısı, hem o çeşitliliği destekler, hem de birlikte daha iyi yaşamak ve hayatı yeniden üretmek gibi yaşamsal alanlarda ortak bir eksen ve temel bir dayanak sağlar.
O dayanak, çeşitlilik içinde bütünlüktür; özgürlükler için birliktir.
Toplumların böylesi bir dayanağa, ortak bir toplumsal bakışa sahip olmasında en büyük pay, her zaman düşünürlere ait olmuştur. Toplumsal değerleri elbette bir başına düşünürler oluşturmaz, ancak her uygar toplum en çok düşünürlerinin izlerini taşır. Batı felsefesi tarihi ile batının bugünü, düşünürlerin ortak değer oluşumundaki büyük katkılarının aşikar kanıtlarından biridir. Ülkemiz, bu anlamda da genel çizgilerin dışında ve özel bir konumdadır: Özgür düşünür ve özgür düşünce, bu ülke topraklarında filizlenip göğerme, gürleşip gelişme fırsatını pek bulamamıştır.
Ortak değer oluşumu, çağlardır devamlı olarak kesintiye uğramıştır: Osmanlının üç yüz yıllık var olma kaygısından ve dirlik, düzenlik kavgasından sonra Cumhuriyet döneminde de toplum, Osmanlı döneminin son birkaç yüzyılında olduğu gibi, hep gergin, telaşlı ve tedirgin bir geçiş ve arayış girdabını yaşamıştır. Bu uzun karmaşa döneminde, ortak değerlerin oluşumu için gerekli olan güvenli ve istikrarlı bir ortam sağlanamadığı gibi, dünyadaki siyasal ve ekonomik olayların da etkisi ile özgürlükler kısıtlanmış, farklı olmak hakkı yok sayılmış ve her türlü çeşitlilik caydırılarak cezalandırılmıştır. Toplumu, otoritenin merkezden belirlediği tek bir görüş etrafında gerektiğinde güç ve kuvvet kullanarak birleştirme ideali, yüz yılların çalkantılı ortamına doğal bir tepki olarak ortaya çıkmış, ancak zaman içerisinde ve özellikle son elli yıldaki politik ve teknolojik gelişmeler karşısında, bu yaklaşım günah ve sevapları ile birlikte geçerliliğini tamamen yitirmiştir.
Cumhuriyet’in kurucularının, o dönemde kitlelerde pek karşılığı olmayan batılılaşma idealine sarılmaları, kanımızca bu bağlamda özel bir anlam ifade eder: Bu topraklarda oluşamamış ortak bakış ve ona uygun toplumsal eksen, çok çelişik ve hatta hazin görünmesine karşın, Osmanlının çöküşüne son darbeyi vurmuş olan Batı’nın kaynaklarından beslenerek ve kimi görüşlere göre oradan kopya edilerek oluşturulmaya çalışılmıştır. Buna karşılık, bu tercihi kurucuların kendilerine ve topluma olan öz güveninin bir sonucu olarak görmek de mümkündür. Kaldı ki, bu tercihin aydınlar arasında çok cılız da olsa bir karşılığı bulunduğu da rahatlıkla ileri sürülebilir.
Genç Türkiye Cumhuriyetinin yüz yıla yaklaşan engebeli ve bir bakıma gerçekten başarılı sayılması gereken politik gelişme tarihi: -bir yandan otoritenin ‘halk için ve halka rağmen,’ sosyo-ekonomik alt yapının dayattığı dinamikleri de göz ardı ederek, kendi tercihlerine uygun bir eksende ‘bal mumundan’ ‘çağdaş’ ve onurlu bir toplum yaratma çabasının ve gayretkeşliğinin tarihidir.
-bir yandan da, geniş halk kesimlerinin kendinden saymadığı otoriteye; itaat, kayıtsızlık, pasif direniş ve kimi zaman da örtük veya açık kalkışma biçiminde sergilediği tepkilerin tarihidir. Cumhuriyetimiz yüz yaşını yaklaşırken, bu ortak eksenin, artık merkezi otorite veya bir avuç otoriter seçkin tarafından değil, en geniş katılımla toplum katında yaratılması gerektiğini düşünüyoruz. Ve biz bu sürece, sade birer yurttaş olarak, bu girişimimizle katkıda bulunmak istiyoruz. Belirttiğimiz sürecin, kendi doğal mecrasında, zaman içerisinde güçleneceğine inanıyoruz. Amacımız elbette bu süreci yönetmek veya ‘büyük toplumsal uzlaşılar yaratmak’ gibi ulaşılması imkansız ve sürecin doğasına aykırı hayaller peşinde değiliz. Bizim bu kapsamda gerçekleştirmek istediğimiz somut ve mutevazı bir hedefimiz var: Ülkemizin yaşayan yüz düşünüründen, ortak değerler ve ortak eksen konusundaki fikirlerini ve değerlendirmelerini talep ederek bunları kamuoyuna yansıtmak ve mümkün olduğu ölçüde yaygın biçimde yayılıp tartışılmasını sağlamak.
Yaklaşımımız, amacımızı ve çabamızı bizi anlayan herkesle paylaşmamızı gerektiriyor. Projenin adından, düşünürlerin seçimine; ele alınacak konulardan yapılacak etkinliklere kadar her konuda, ayırımsız herkesin görüş ve katkısına ihtiyacımız var. Bu nedenle, bu forum yapılacak her öneriye sonuna kadar açık olacak ve hep öyle kalacaktır.
Bizler, kendi düşünü başka insanların paylaştığını görmekten, onu birlikte gerçekleştirmekten mutluluk duyan kişileriz. Zamanı gelmiş bir fikri birlikte gerçekleştirmek istiyoruz.
Henüz yolun başındayız. Katılın bize.


