Düşünce Kırıntısı
Aşikar yalanlara kanarak ülkeyi felakete sürükleyen o kesime ben de çok kızgınım.
Bir de şu var ama:
Yalana inanmak konusunda temiz kalmış olanımız bence çok azdır. Çağ yalan çağıdır. Yalancının mumu her cenahta yatsıya kadar değil artık gece gündüz yanıyor. Bunun temelinde, muhtemelen, acı gerçekleri görüp değiştirmek için emek vermek yerine, tatlı umutlara kanmaya hazır, rahatlığa ve güvene aşırı teşne olan idraki kıt insan tabiatı var. ‘Ölümlü dünya, tek gerçek olan budur, kalan her şey zaten yalan,’ diye düşünüyor o kafa. ‘Zahmet edip değiştirsen nolur, değiştirmesen nolur.’ Buna bir lokma bir hırka düşüncesinin, yalan dünya felsefesinin, öte dünya için var olmanın zamane halidir diyebilirsiniz, sempati de duyabilirsiniz.
Ama başka garip bir şey daha var:
Makarna mal mülk ve iktidar isterken iştahlı ejderhaya benziyorlar, mesele emeğiyle üretmek olunca sanki mantar üstünde mahmur kara sinektir mübarek. Bu tuhaf yaratık, galiba akılla mantıkla değil ancak şiddetli cezalarla ve ağır bedeller ödeyerek öğrenip yola geliyor. Cehennemi yaratan din ve kan deryası tarih bana öyle diyor.
Not:
Ege Cansen ‘Yalan Orta Şark’ta Mubahtır’ diye yazmış.


