TOMA

TOMA: ÇİKOLATADAN ÇAYDANLIK MI?
Panzerler gibi ağır tankların soyundan gelen, atalarından çok daha sulu bir emniyet aracı, geçen yılki gezi eylemleri sırasında ülkenin siyasi gündemine cuk diye oturdu. Bilenler bilir, bilmeyenler için söyleyeyim: TOMA denen, Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı’ndan söz ediyorum. Gezi günlerinde, biber gazı ile birlikte, TOMA da ülkede şöhret oldu. Dünkü ‘internetime dokunma’ eylemleri sorasında ilk kez kameralı olarak da kem gözlere bir kez daha göründü.
Aziz TOMA’ların gücünü, evlere verilemeyen suyu, suya katılmış kaşındırıcı kimyasalları, bir de medyanın estetiği-dudak-uçuklatan ve kayıtsızlığı düşman çatlatan penguen duruşunu çok iyi kullanan emniyet güçlerimiz, adı bugüne kadar gizli kalmış büyük bir komutanın yönetiminde büyük işler yaptı, çok iyi çalıştı; ondan daha büyük bir komutanın deyişi ile gezi günlerinde kendi halkına karşı şanlı bir ‘destan yazdı.’
Şimdi burda durup buraları ve tüm interneti gözetlemekle görevli çileli abilerimi, ablalarımı uyarmalıyım: Sansürcüler üzülmesin, kimsecikler tedirgin olmasın! Bu yazıda, ne küçük, ne de büyük komutana sataşmak niyetindeyim; derdim, ne TOMA’ları küçümsemek, ne de onları kullanarak eylemcileri püskürtmeyi hep başaran emniyet güçlerinin yazdığı söylenen anlı-şanlı destana, haşa, dil uzatmak.
Ben burada TOMA’larla ilgili minik bir haberi paylaşmak istiyorum. Ayrıca, haberle ilgili küçük birkaç soruyu, memleketin kendisiyle sonsuz bir şekilde gurur duyduğu yüce başbakanımızın gözünden ve ağzından ortaya koymak için yazıyorum. Bu yazıdaki maruzatım bundan ibarettir.
Önce haberi yazayım:
Geçen hafta Türkiye’deki birkaç gazetede çıkan haber, kısaca şöyle: Britanya’da TOMA’nın yasallaştırılıp kullanılması için yapılan öneriye altı büyük polis örgütünün beşi hemen karşı çıkmış. Hayır, paralel devletin adamları olduklarından değil; muhalifler, TOMA’nın yasallaştırılmasına, devlet bütçesinden satın alınarak kullanılmasına o araçları etkisiz ve gereksiz gördükleri için karşı çıkmışlar; bununla da kalmayıp böyle anlamsız başka şeyler için dillerinde yer etmiş yaygın bir deyimi TOMA için de kullanarak ‘Çikolatadan Çaydanlık’ demişler. Britanya basınını internetten araştırdım. Bu haberi, en azından sayın başbakan veya adamları tarafından yalanlanıncaya veyahut internetten dört saat içinde kaldırılıncaya kadar doğru saymak zorundayım. Anlaşılan, TOMA muhalifleri, polise karşı güç kullanmayan bir topluluğa karşı bu aracın kullanımını orantısız şiddet sayacak olan yargıdan çekinerek veya kendi vicdanları ile tamamen gereksiz bulmuşlar; polise karşı silah veya güç kullanacak olanlara karşı ise TOMA’nın etkisiz kalacağını düşünerek bu pahalı araçlara biraz da aşağılayıcı olan bu deyimi layık görmüşler. ‘Çikolatadan bir çaydanlık, çay kaynatmada ne kadar iş görürse, bu TOMA’lar da toplumsal olaylarda işte o kadar,’ demeye getirmişler.
İyi mi?

Şimdi meselenin büyüğümüz gözünden yorumu:
Sizi bilmem ama, sayın başbakanımızın gözleriyle bakınca, bu haber benim pek kanıma dokundu.
Hem de birkaç sebeple:
Bir kere, bir emniyet aracının yasallaşması ve kullanılması hakkında atanmışların değil, milli iradenin (yani bizim irademizin) söz sahibi olması gerekirken, polis örgütlerine nasıl ve neden söz düşsün ki!
Bunnar, yani polis şefleri, siyasi iradeye karşı çıkmakla milli iradeyi düpedüz hiçe saymış olmuyorlar mı? Sürülme korkusu olsa, böyle yaparlar mı? Yapamazlar. Neyse, burada daha büyük bir mesele daha var: Paralel devlete, bu yolla oralardan böyle prim verilmesi, benim halkıma gönderilmiş, beddualardan çok daha kötü bir mesaj değilse nedir? Bu adamların sadece polisleri, savcıları, hakimleri değil, uluslar arası uzantıları da var, dediğimde bıyık altından gülenlere, bu hadise üç renkli kapak olsun!
TOMA’larımızın orada iş göremeyip burada destan yazdıracak kadar tesirli olması manen ve maddeten mümkün değil. Açıkçası, bütün gücü, güzellikleri, iyi huyları ve bütün güzel isimleri sinesinde toplamış olan yüce liderimiz adına ben en çok buna şaştım. Toma, çikolatadan çaydanlık o-la-maz! Bu fitneyi oralardan buralara boş yere yaymıyorlar. Bunda da büyük bir oyun, bir mendeburluk olduğunu bütün milletim mutlaka görmelidir.
Memleketi çapulculara karşı savunmak için TOMA satın almak söz konusu olunca, polislerin pahalılıktan söz etmiş olmasını açıkçası ben çok yadırgadım. Bu milli iradeye indirilmiş bir darbedir!
Kardeşimiz Mursi’ye ve bacım Rabiaya inen darbe ile bunun arasında hiçbir fark yoktur. İkisi de dört dörtlük birer darbedir. Ayrıca, milli menfaatlerimiz, yani bizim menfaatlerimiz ve ülkemizin güvenliği söz konusu olunca, gerisi fikir değil teferruattır. One minit demeyi birkaç dakikada öğrenmiş bir kardeşiniz olarak, az önce dediğim özlü sözün İngilizce nasıl söylendiğini de kısa zamanda Allahın inayetiyle öğreneceğim ve Britinya denen bozguncular ülkesine bu mesajı da gerekirse diplomatik kanallarla ve bizzat oradaki büyükelçimi buradan kullanarak süratle ileteceğim.
Beni üzen çok önemli başka bir mesele daha var kardeşlerim:
Tam da yerel seçimlere beş hafta kalmışken, paralel devletin adamları adalette ve emniyette yolsuzluklar için fırtına koparıp cirit atarken, bazı bakan kardeşlerimizin çocukları hala tutuklu iken, bakan kardeşlerimizin fezlekeleri dolaşıp dururken.. veee cahepe genel müdürü bira şişesiyle baş örtülü kardeşime hunharca saldırırken, bu arada gezi ruhu hortlamak için karanlıkta devamlı fırsat kollarken.. Yani tam da bu sırada, bizim TOMA’larımızdan Britinya adalarında ‘çikolatadan çaydanlık’ diye bahsedilmesi, bazı bozguncularla çapulculara ima yolu ile de olsa düpedüz cesaret vermektir. Başka bir şey o-la-maz. Böyle kirli haberlerin, Fatih1, Fatih2, Teki, Seki ve başka medya elçilerimizi ve bekçilerimizi atlatarak ülkemizdeki malum ve hain medyada yer bulması, hele internette dolaşması..
Yani bunların tam da bu sırada olması.. Çok manidar, değil mi?
Bunları inşallah önlemek için interneti durduktan sonra gizli bir basın toplantısında A;B;C ve Z
planlarımızı açıklayarak…
Öfff fena halde sıkıldım yahu!

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir