Siyasetle politika sözcükleri çoğunlukla birbirinin yerine kullanılıyor. Politika sözcüğünün kökeni açısından pek de tutarsız sayılmaz. Öte yandan, politika sözcüğünün Grekçede poli=çok ve tika=yüz sözcüklerinden oluştuğunu ileri süren veya kökeni ne olursa olsun en azından böyle anlayan alabildiğine geniş bir kitle var. Bu yazıda politika sözcüğünü, galat-ı meşhur sayılan yani daha çok iki öyle bilinen ikinci anlamında kullanıyorum.
Ülkemizin yığınla sorunu var. Hangisine dokunup ucundan tutacak olsanız sizi bir dizi başka soruna, onlar da bir sürü sorunlu alana götürüyor. O nedenle “Tinaz Titiz” kariyerine çok yaraşan bir tercihle ‘sorunlar bulamacı’ diye tanımlar ülkenin durumunu.
En önemli sorunumuz hangisi, deseniz cevabım tereddütsüz şudur: Siyasetin politikaya feda edilmesi.
Elbette bu sorun da o bulamaç içinde kolayına çözülemez. Ama eğer çözülecekse.. Bir yerden başlamak gerekiyor.
Hemen ön yargımı açıkça söyleyeceğim. Bu konuda bir tek CHP umut veriyor bana.
Bir kez de başka biçimde söyleyeyim de meramım doğru anlaşılsın: Sorunun çözümünde azıcık umut duyduğum bir parti varsa, o da CHP.
Umudum niye az? Açıklayayım.
CHP Kürt meselesi konusunda bile ‘Kürt Raporu’ günlerinden geride kaldı. Sırf iktidara gelmek uğruna doğrularını feda eden bir parti için ne denir bilemem. Neden hayati önemdeki meselelerde yeni bir vizyonla topluma önderlik etmez, edemez, anlamıyorum.
Sadece Kürt meselesi değil, başka konularda da örneğin ekonomik krizin aşılması ile ilgili olarak da kekeme taklidi yapıyor, aldatılmış kamu oyunun duymaya hazır olduğu şeyleri söyleyip savunuyor, popülizmden uzak durmak yerine hemen her konuda şaşkın kitlelerin nabzına göre şerbet veriyor.
Ülkemizde bitmeyen krizlerin sırf bugünkü iktidarın hoyratlığından, son derece kirli çıkarcılığından değil, kökü derinlerde bir paradigma köhneliğinden doğduğunu neden görmüyor? Görüyorsa neden anlatmıyor.
Neden gerçekleri tüm çıplaklığı ile savunmak yerine günlük kavgalara giriyor. Liderleri laf yarıştırıyor.
Çünkü ahali gerçekleri duymaya hazır değil.
Çünkü Kürt meselesinde ve ekonomik konularda olduğu gibi halka ters gelecek her doğruyu söylemek politika dünyasında çok da doğru değil, oy kaybettirir, öyleyse yanlış olur.
Ne dürüstçe, ne geçerli, ne de etkili bir yöntem bu.
Ayrıca hiçbir İnandırıcılığı da yok.
Dahası iki yüzlülük kokuyor, çünkü devrimcilik altı oktan biri ve köklü değişim demek.
Kısacası, bu kadar döküntü bir iktidarın söylemini ve yöntemini kendi siyaseti için eksen ve kılavuz kılmak ve nerdeyse onu taklit etmek akla sığar gibi değil; ne partiye, ne cumhuriyete gönül vermiş partililere yakışıyor.
Diyeceğim şu ki, siyaseti seçilme uğraşına yani kasaba politikacısının zaferine kurban ettikçe, içine düştüğümüz çıkmazın sürmesinden ve giderek derinleşmesinden bence CHP de sorumlu oluyor.
Anlayalım artık: Politika yapmak siyaset yapmakla eş anlamlı değil. Seçilmek bir başına başarı değil. Başarı çözmekle ilgilidir, çözümsüz iktidar ateşten gömlektir, yaşadıkça ömrünüzü alır.
Geçerli çözüm üretme sanatıdır siyaset, kitleleri çözümlere ikna etme ve toplumunuza anlamda ileriye götürme sanatı. Elbette katile ile beraber onunla el ele. Azınlıkta kalmış doğru ve haklı fikirlerin genel kabul görmesine, yaygınlık kazanmasına ve hayata geçirilmesine siyaset diyoruz. Seçilebilecek adaylar bulup seçime hazırlanmak ve şaşkın Kitleler günlük arzularına karşılık vermek değil. Gelecek kuşaklara daha yaşanır bir ülke hazırlamak gibi bir amacı olmayan siyaset ihtirasların çatışma alanına ortak olmaktır.
Tekrarlamak pahasına: Nabza göre şerbet vermek aşağılık bir iş. Siyaset değil. Erdemli siyaset hiç değil.
Kuşakların hiç alışmadığı şeyler bunlar, akılların pek alamayacağı fikirler.
Böyle çözümcü bir partiyi zıvanasından çıkmış bir ülkede yaratmak elbette güçtür.
Devrimcilik de öyledir, nehre karşı yüzmektir.
Bu nedenle zor işler hep CHP’ye düşer.
Değilse çıkmazımız da umutsuzluğumuz da derinleşecektir.
…
Bu yazı, aşağıda bağlantısını verdiğim Bülent Gündoğmuş’un yazısına yazdığım yorum sayesinde doğdu, Bülent Soylan’ın o yazıdaki yorumunu okumamla daha bir ete kemiğe büründü. Var olsunlar.
https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=3869192729990078&id=100006981667326

