Pusulasını kaybetmiş bir garip yolcu gibiyiz.
Üstelik içimizdeki şeytanın ve boynumuzdaki ipin ucu hayırsız bir güruhun elinde.
Aday belirleme sürecindeki çirkefliklere bakın, pazar yerlerinde tırmanan fiyatlara ya da market etiketlerine bir göz atın, kir fışkıran kanallarda çiğnenen naylon gündemi görün, durum anlarsınız.
Zaten hepsi herkesin bildiği şeyler. Her anlamda çukurdayız.
Uzun lafın gereği yok.
Kısa yazacağım:
Enflasyon boğazlıyor bizi. Çirkin politikanın ve aç gözlülüğün vurgununu yemişiz. Çukurdan çıkamıyoruz.
Siyaseti Allah’a havale ettim, onlardan umudum yok.
Her şeyi düzeltsinler diye oy veriyorsunuz. Bu arada, devlet kesesinden size haklı veya haksız doğrudan menfaat da sağlasınlar istiyorsunuz. Onlar da size yaranmak için yırtınıyor, onaracak devlet bütçesi yırtılıyor. Şaka bşr yana, seçtikleriniz siz tamamen iflah oluncaya yani onlardan kıyak istemek yerine onara hesap soruncaya kadar iflah olmayacaklar, bu aşikar.
Tamamen iflah olmanıza ise boynunuzdaki iptir engel. Şeytan ile koca hayırsızların kurbanısınız yani. İpi tutan da masumu yutan da onlar.
Daha fazla ahkam kesmek yerine enflasyon üstüne iki laf edeceğim.
Malum mahfillerden pompalanan iyimserlikle ve artırırlan faizler sayesinde enflasyonun birkaç ay içinde hızla düşeceği ve yıl sonunda yüzde otuzlara ineceği sanılıyor. Açıklanan plan da öyle.
Yanılıyoruz, bir kez daha ve kesinlikle aldanıyoruz.
Üretimi artırmadan bu çukur sadece derinleşir.
Kimsenin üretmek diye bir derdi yok ülkede. Etkili ve yetkililerin esas uğraş alanı ise hep yalan dolan. Milyarla çalan ise baş tacı.
Bu kafayla fiyatların tırmanışını durdurmanın limanı yok, yer yüzünde bunu başarmış tek bir ülke bile yok.
Hele bir de ülkede üretim azken ve piyasada yeterince mal yokken her fırsatta para basıp veya borç alıp zam adı altında sürekli para dağıtıyorsanız enflasyonu önleme ihtimaliniz hiç yok.
Bütçedeki açık yani borçla karşılanan devlet harcamaları o kadar büyük ki yama tutacak gibi değildi, açık koskoca bir tünel haline geldi. Çünkü harcama yaparken müsrif, vergiye gelince kaçak bir anlayış var siyasetçide. Özellikle gelir ve kurumlar vergisi toplamak için parmağını kımıldamıyor devlet. Aflar gırla.
O nedenle vergisini doğru ve dürüst olarak ödeyen saf vatandaş sayısı zaten hep azdı, şimdilerde büsbütün azaldı. Kısacası, imkanı olan vergiyi seve seve kaçırıyor, devlet de açıkça seyrediyor. Yönetim kaçırana yardımcı olmaya çalışıyor.
Duru gerçek:
Kitleler bedel ödemeden enflasyon ÖNLENEMEZ.
Siyasetin kesin kanunu:
Onların bedel ödemesi itibarınızı ve popülerliğinizi ve sonuçta iktidarı şansınızı azaltır, siz de bedel ödetmekten korkarsınız. Değilse mesela vergileri doğru dürüst almaya kalkarsanız yeniden seçilmezsiniz.
Ama şimdi durum farklı ama, seçimden sonra korkacak bir şey kalmıyor hükümet için, bşr de bıçak kemiğe dayandı, seçimden sonra doğruları cesaretle yapabilirler diye düşünebilirsiniz.
Belki haklı da olabilirsiniz. Bir şartla.
Kimlerin ve hangi yollarla bedel ödeyeceklerini düşünüp söylesinler. Ya da siz söyleyin. Yapamazlar. Siz de yapamazsınız.
Hepsi doğru da arkadaş, ne yapalım sen söyle o zaman, diyorsunuz.
Söyleyeyim, böylece başlığın hakkını da vermiş olalım.
Çok daha zor günlere gidiyoruz. Ülkenin içinde bulunduğu çukur daha çok derinleşmeden düzlüğe çıkma ihtimalimiz bence yok. Nedenini açıkladım size.
Ne yapacağınıza gelince..
Hazırlanın. Zor günlere hazırlanın.
Mümkün olduğunca az harcayıp tasarruf edin.
Sağlığınıza dikkat edin.
30 Ocak 2024

