CHP BU KEZ DOĞRU YAPTI

Tezkereye karşı olumsuz oyla tavır alınmasından söz ediyorum.
Neden ‘bu kez’ diyorum? Çünkü benzer birkaç konuda son yıllarda büyük yanlışlar yaptı. Onlardan biri o kadar büyüktü ki, olumlu oy verilirken vicdan sızlamasından, ciğer yanmasından bile söz ettiler. Eğri oturup doğru konuşalım: O yanlışların hemen hemen hepsinin temelimde, partinin onlarca yıldır şartlandırılmış geniş kitlelere ters düşmek ve özellikle ‘milliyetçi’ ve ‘dindar’ denen kesimlerle ‘duygudaşlığı’ büsbütün yitirmek korkusu yatar. Bunu bir ölçüde anlamak mümkündür, onaylamak ise olanaksızdır. Neden mi? Vicdana sığmayan bir uygulamayı savunmak siyasetin faziletle ilgisini yok saymakla, dürüst siyasetin imkansızlığını kabul etmekle mümkündür ancak. Bunu kabul etmek ise zaten kangren olmuş demokrasinin sonuçta siyasetçi eliyle katledilmesine varır. Esas kaygısı oy devşirmek, her koşulda seçilmek olan siyaset anlayışı elbette ve açıkça ahlaksızdır. Halk dalkavuklukluğu her şeyi yozlaştırır, ülkeyi yıkıma götürür. İlkeli siyaset, zorbaca değil ama gerekirse halka rağmen yapılır. Size kan ve göz yaşından başka bir şey vaad etmiyorum, diyen devlet adamını hatırlayın. Cumhuriyeti o günün olanaksız koşullarında ilan eden büyük lideri düşünün. Faziletle donanmış siyasette ürkekliğin yeri yoktur. Kekemelik bile kusurdur. Hakikat, vicdan ve ahlak gerçek siyasetçi için vaz geçilmez pusuladır. Mesele sadece etik veya ilke meselesi de değildir. Nedeni çok aşikar: Halkın nabzına göre şerbet vererek, vicdanı bastırıp hakikati saptırarak seçilseniz bile, gerçek manada iktidar olmanız kesinlikle imkansızdır. Çünkü, kitlelerin sizi götüreceği yer gelecek nesillerin hakkını hiçe saydığınız, sürekli krizin egemen olduğu yerdir, yani tam da burası, adına ülkemiz dediğimiz büyük ve karanlık çıkmazdır. Siyaseti gelecek nesiller için değil, bugünkü seçmenler ve yandaşları için yapan politika bezirganlarının bizi getirdiği yer devasa bir çıkmaz olduğu için ahlaken çürüyorlar, siyaseten tükeniyorlar. Tükenmemek için tek yol var: Adaletten ve hakikatten ödün vermemek. Vicdanın sesini kısmamak. Kitleleri izlemek yerine onların izleyeceği yola ışık tutmak, ikna etmek. Ufuk açmak. Bu kez o yokuşu zorlu yolun gereği yapıldı. Güvenilirliğini tamamen yitirmiş şaibesi bol bir iktidarın vehim ve heveslerine, ülkeye yabancı asker çağırmak gibi çılgınca maceralarına destek verilmemesi elbette doğrudur, alkışlanmalıdır. PKK ve Kürt meselesi deyince tüyleri diken diken olan yurtseverlerin anlaması gereken en azından budur. Zaten CHP ile MHP arasındaki fark elbette tek bir harften, birinin halk dediğine öbürünün millet veya milliyetçi demesinden ibaret değildir. CHP’nin ülkede elli yıldır beslenen hamaset körlüğüne esaret ile cesur ve dürüst siyaset arasında sıkışması gereksizdir. Tam bir kararlılıkla haktan hakikatten yana tavır koymak zorundadır. Böyle bir tavrın kemikleşmemiş seçmen tabanında karşılığı vardır. İçinde bulunduğumuz olağan üstü koşullar, olağan üstü ölçüde cesur liderler ve dürüst devlet adamları gerektiriyor. Doğru yönde atılımların habercisi olarak, son karşı duruşu bir kez daha alkışlıyoruz.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir