Cehalet Mutlu Eder Adamı

Çok duymuşuzdur bu lafı.
Sizi bilmem ama, kafam böyle bir taçlandırmayı bir türlü yemez.

Cahiller daha mutlu.
Yakınmak veya övünmek cümlesi olarak kullanışlı olabilir. Ama gerçekliğinden geçerliliğinden hiç emin değilim.

– Cehaletin dik alası nasıl mutlu olacağından bihaber olmaktır kardeş, diyecek olana ne dersiniz?

-Bilmem valla. Öğrendikçe, bilgilendikçe mutsuz oluyorum ben, diye yemin billah etmekten başka diyecek bir şey bulamazsınız.

Yani okudukça mutsuz oluyorsanız, öğrendikleriniz neye yarıyor ki?
-Dünyayı kurtarmaya, vatanı, milleti, dini, devleti, ağacı ormanı, börtü böceği ve de kılı tüyü.

Ne güzel. Kendinizden başka herkesi her şeyi, yani. Öyle mi?
Bilgilendiğinizden emin misiniz siz azizim?

Daha edep dışı değilse bile biraz aykırı hatta nobranca bir soruya ne dersiniz?

Mutluluk bilgisinden yoksun kaldığını fark etmeden hep okuyan ve en hayati bilgileri edinmiş olduğunu sanan kişinin mutsuz olmasına neden şaşmalı ki insan?

Gerçekten çok okuduğumuz için mi mutsuz oluyoruz biz?

Mutlu olmak için cahillikten başka bulduğunuz bir sığınak yok mu?

Yanlış şeytanı taşlıyor, günahı dışarıda arıyor olmayalım?

Haydi birkaç soru daha:
Beklentilerimiz ve ruhsal parasal kaynaklarımız arasındaki orantısızlık, mutsuzluk nedenimiz olmasın sakın?

Kanatsız uçmak, artist olmak, kocasının veya karısının baş tacı olmak, Britanya kraliçesi ile evlenmek gibi mesela. Villalalar konaklar, dünya gezileri, alkışlar, şöhret merdivenleri, makamlar mevkiler…

Hayal kırıklıklarımızın nedeni daha çok kitap okumak mı? Az okumak mı?

İhtiraslarımız, heveslerimiz.
Kendimizi de dev aynasında görme hastalığı..

Umut köpürtme oburluğundan da berbat derecede mutsuz olabilir insan.

Kel başa şimşi tarak arama sevdasındandır belki de…

Sevmeyi bilmeden sevilme arzusu da mutsuz edebilir insanı.
Hele sevme yeteneksizliği yüzünden bir yerlerinizi sıyırtmışsanız.. Mutsuzluğa abone olmuş olursunuz.

Başka sebepler yok da okumak gerçekten mutsuz ediyorsa bizi, haberler çok daha kötü: Belki de yanlış okumak derdine çare aramak gerek.

Mutsuzluğunuza sebep mi ararsınız?
Siz hariç her şey sebep olabilir.

Yanlış coğrafya, yanlış insan? Kontrol hastalığı?
Yanlış kafa? Kafamızı değiştirmek zor tabii.
Şiddet düşkünlüğü..
Cinsel açlık..
Maymun iştahlılık..

Yetsin artık, bu son.
Sakat bir zihinsel harita?

Bu sonuncusuna azcık odaklanalım:
Doğru zihinsel harita nedir, derseniz.
Valla bilmem derim, sonra da mutluluk konusunu ona sorduklarında Goethe şöyle cevaplamış diye eklerim:

“Ben çok uzun ve gerçekten mutlu bir hayat yaşadım.
Ama dönüp baktığımda huzurlu tek bir haftam olmadı, diyebilirim. Mesele budur. Sorunlar hep olacaktır. Mutluluk sorun kıtlığı değildir, dinginlik veya kımıltısız bir huzur da değildir. Sorunlarla başa çıkma çabasından aldığımız keyiftir mutluluk.

Son söz:
Dağcı zirveyi düşünmez, yürümeyi düşünürse, dağdaki kendini hoşnut buluyorsa gerçek dağcıdır. Zirveye bakanın derdi yarıştır. Kapitalizme her saniye binbir küfürler edip kendiyle bile yarışmadan edemeyen manyak ruhum kulağını açıp da azıcık duysun beni.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir