Alıntı
CUMHURIYETIN İLK YILLARINDA URFA’NIN İLK ECZANELERI VE SAĞLIK PERSONELI
1. Eczaneler Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanlarında diğer bölgelerde olduğu gibi Urfa’da da eczacılık hizmetleri Otçu-odçu ve/veya Dermenci adı verilen şahıslar tarafından sürdürülmüştür. Daha önce belirtildiği gibi,Anadolu’nun çoğu vilayetinde olduğu gibi Urfa’da da eczacılık faaliyetlerini daha çok misyonerlerin kurmuş olduğu hastanelerde görev yapan eczacılar ve/veya hekimler yürütmüştür. Urfa’da bugünkü anlamda ilk modern eczaneler ise II. Abdülhamid’in isteği doğrultusunda 1903 yılında kurulan Hamidiye Hastanesi’ne (Millet Hastanesi) bağlı olarak faaliyet gösteren eczanelerdir
1. 1. Şifa Eczanesi (Boncuklu Eczane) Urfa vilayetinde serbest eczane ise ilk olarak 1919 yılında Mehmet Zeki Anlağan tarafından Şifa Eczanesi ismiyle açılmıştır. Mehmet Zeki Bey, İstanbul’da eczacılık alanında gördüğü eğitim neticesinde 1918 yılında kazanmış olduğu eczacılık diploması ile Urfa’ya gelmiştir. Urfa’da Milli Mücadele sürecinde gerek çatışmalarda yaralanan askerlerin, gerekse halkın sağlık sorunları ile ilgilenmiştir. Urfa halkının 11 Nisan’da Fransızlara karşı kazandığı zaferle düşman işgaline son verildikten sonra bu mücadelede yer alan Mehmet Zeki Bey zaferin elde edilmesiyle birlikte Urfa’dan ayrılıp İstanbul’a gitmek istemişse de Urfalı dostlarının isteği ve ısrarı üzerine Urfa’da kalıp bir eczane açmaya karar vermiştir. Mehmet Zeki Bey İstanbul’dan annesini de getirterek günümüzde Yıldız Meydanı olarak tabir edilen yerde bulunan Eski Paşa Hamamı’nın kuzeydoğusunda yer alan HacıAhmet Parmaksız’ın evini kiralayarak oraya yerleşmiştir.
Urfalı dostlarından biri olan Yemen Askeri Mustafa Ağa’nın (Mustafa Saraç) önerisi ve Urfa’nın önde gelenlerinin
“Zeki Beg bize eczahane aç, biz siye destek oluruz” demeleri üzerine Zeki Bey, 1919 yılında günümüzde “Kara Meydanı” olarak tabir edilen yerde bulunan Saraç Salih Efendi’nin evinin karşısında yer alan Kako Ömer’in (Ömer Oğuz) dükkânının hemen bitişiğinde Şifa Eczanesi adıyla Reçete Evini açmıştır.
Urfalılar tarafından Boncuklu Eczanesi olarak adlandırılan eczanenin bu isim ile anılmasının nedeni ise sineklerin eczaneye girişini engellemek amacıyla kapıya asılan sinek kovucu boncuklardır. Maddi açıdan dükkânısatın almaya durumu müsait olmayan Mehmet Zeki Bey’e Urfa halkı eczane için bir dükkân armağan etmiştir. Mehmet Bey bu dükkânı eczaneye çevirmiştir ve bu eczane Urfa’da Müslümanlar tarafından açılan ilk eczanedir.
Mehmet ZekiAnlağan tecrübeli ve usta bir eczacıdır. Eczanesinin ihtiyaç duyduğu ilaçların bir kısmını İstanbul’da bulunan Şark Merkez Ecza Deposu’ndan satın almıştır ve Haydarpaşa İstasyonu’ndan Bağdat Ekspresi ile yola çıkan bu ilaçlar Urfa’nın tek istasyonu olan Akçakale’ye getirilmiştir. İlaçların yolda gelirken zarar görmesi ve gerek bütçe yetersizliği gerekse ilaç pahalılığından dolayı ihtiyaç duyulan bütün ilaçlar satın alınamadığından eksik olan ilaçlar eczanede üretilmekteydi. Örnek olarak kış gelmeden önce hazırlanan öksürük şuruplarının korunmasını Eczacı Mehmet Zeki Bey’in oğlu Çetin Anlağan şu şekilde anlatmaktadır:
“Babamın kış gelmeden önce hazırladığı öksürük şuruplarını dolduracağı şişeleri, arkadaşım Önder’le birlikte, tanesini 2,5 kuruşa yıkardık. Sonra bu şişeleri, eczanedeki etüv gibi bir cihazın içine konur ve sterilize edilirdi. Şuruplar şişelere doldurulduktan ve mantarlandıktan sonra,sıcak suda yumuşatılmış, plastik kapaklarla kapatılırdı. Bu kapaklar soğuyunca sertleşir, o kapak kırılmadan şişe açılmazdı.”
Mehmet Zeki Anlağan, 1927 yılında eczacılık görevinin yanısıra günümüzde Endüstri Meslek Lisesi olarak adlandırılan Mekteb-i Sanayi’de “Ulum-u Tabiiye Muallimi” yani Tabiat Bilimleri Öğretmeni olarak da görev yapmıştır
Dönemin şartları nedeniyle ilaç sektöründe sıkıntılar olduğundan dolayı eczacılar ihtiyaç duydukları ilaçları kendi deneyimleri sonucunda edindikleri bilgiler ışığında doğadan topladıkları bitkileri kullanarak üretmekteydiler. Mehmet Zeki Anlağan da dükkânının arka tarafında oluşturmuş olduğu Reçete Evi’nde ihtiyaç duyduğu ilaçları hazırlamıştır. Hazırladığı bu ilaçlarla hastaları tedavi etmeye çalışmış ve maddi durumu iyi olan insanlardan ilaç karşılığında para alırken olmayanlara ise bu ilaçları ücretsiz olarak dağıtmıştır.
1940’lı yıllara gelindiğinde ise Urfa vilayetinde yaygın olan şark çıbanı baş göstermiş ve bu hastalık ile mücadele etmek amacıyla kendi yöntemleri ile ilaçlar hazırlayarak birçok insanı tedavi etmiştir. Mehmet Zeki, 1930 yılının sonlarına doğru eczanesini günümüzde Sarayönü’ndeki postanenin yerinde bulunan Halk Evi ile Siverekli Ali Efendi Kabaltısı arasında bulunan yere taşımıştır. Paraya fazla değer vermeyen biri olmakla birlikte Mehmet Zeki Bey’in zamanla maddi sıkıntıları oluşmaya başlamıştır. Bir gün rüyasında Diyarbakır’a taşındığını görmesi ve eşiAdalet Hanım’ın da Diyarbakırlı olması neticesinde 1954 yılında Urfa’da Şifa Eczanesi adıyla açmış olduğu eczaneyi kapatarak Diyarbakır’a taşınmıştır. Mehmet Zeki Bey’in Urfa’dan gidişi Urfalıları derinden etkilemiştir. Bu eczane Urfa halkına hizmet verdiği yıllar boyunca, farklı tarihlerde olmak üzere yerel basına pek çok reklam vererek eczanede bulunan ilaçlar hakkında haberdar etmeye çalışmıştır. 1949 yılı EczacılarAlmanağı’nda yer alan bilgilerden hareketle, Şifa Eczanesi’nin 1949 yılında da hizmete devam ettiği dikkati çekmektedir.
kaynak https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1871896
…
Fotoğraf İçin: https://m.facebook.com/groups/ahurfayasarbayboga/permalink/4476801759211746/
Yaşar Bayboğa ve Yüksektepe’ye sonsuz teşekkürler.

