Hızla Değişmeyen Kaybeder

 

Geçen yıl bugün yazmışım. 2022 Mart başı.
Bu yıl fazlası ile geçerli.

….

Her zaman doğrudur, koşullar değişince insan yeni duruma uymak için değişir. Bazıları hızla, bazıları yavaş. Koşulları değiştirmeye çalışıp zorluğunu giderecek önlemlerle aktif olarak ya da davranışlarını koşullara uydurarak pasif şekilde uyum sağlar insan.

Değişmeyenler de olur, onlar mutlaka kaybeder.
Bu cümle neredeyse kesin bir gerçekliği ifade eder.

Osmanlının, Bizans’ın düşüşünü de açıklayabilirsiniz bununla.
Enver Paşa’nın veya Menderes’in dramını da.
Bir zaman delice bağlandığımız muhteşem ilkelerimizin hızla aşınmasının nedenlerini de. Güzel ülkemizin içine düştüğü derin çıkmazın sebeplerini de.

Tek bir sözcükle söylemek gerekirse sebep alışkanlıklarımızı aşamamaktır.

Alışkanlık yerine paradigma demek de gayet doğru ve mümkündür. Benimsediğimiz hayat tarzı, düşünce yapısı anlamında paradigma, değişime ayak uydurmamıza engel olabilir. Hızlı değişim zamanlarında, paradigma körlüğü ve kötürümlüğü toplumlar için berbat hatta ölümcül bir marazdır.

Büyük işleri büyük sözleri bırakıp savaş kokan bu kriz günlerinde ortaya çıkan yeni koşullara uyumdan yani sizden bizden kendimizden söz etmek istiyorum.

Neredeyse 2015 yılından beri kötü yönetilmiş ekonomik krizimiz, korona belasının ardından gelen savaş felaketi ile birlikte hayatımızı kökten değiştirmeye zorluyor bizi.

Kıtlık ve enflasyon ile karşı karşıyayız artık.
Bu katı gerçek karşısında eskisi gibi davranamayız, eski tutumlarını sürdürenler kuşku yok ki KAYBEDECEKLER.

Dediğim gibi, hepimizin her gün yapıp ettiklerimizden söz ediyorum; ülkelerden, liderlerden veya başka insanlardan falan değil. Kendimizden söz ediyorum. Davranışı değiştirmek zordur ve uzun zaman alır; yine de köklü değişim zamanlarında kendi davranışlarımızı hızla değiştirmek ZORUNDAYIZ.

Nasıl mı?
Kıtlık ve enflasyon ortamında tasarruf etmekten başka çare yok.
Bedava kaynakları bile tasarruf etmek gibi bir sorumluluğumuz var artık. Param var, dilediğimi alırım ve yaparım, bu mal benim bu mülk benim demeye hakkımız yok. Artık dayanışma zamanı, ben yerine biz ve hepimiz deme zamanı.

Tükettiğimiz her şeyde zengin yoksul, müslüm gayrı mislim, genç yaşlı herkesin hakkı vardır. Bunu hisseden uygar insandır, olgun insandır.

Örnekler vererek, büsbütün şaşkın hale gelmiş yönetime çatarak, suçlu arayarak yazıyı uzatmakta fayda yok.

Mesele şu:
Ekmekten petrole, ampulden suya kadar her şeyi israf etmeden kullanmak, mümkün olduğunca tasarruf etmek, israftan kesinlikle kaçınmak zorundayız. Herkesin yanlış davranması, yanlışı doğru yapmaz. Tam tersine, o yanlışlıklar bize sorumluluk yükler.

Evet, eski alışkanlıklarımızı er geç değiştirmek zorundayız.
Ne kadar hızla davranırsak, o kadar iyi olacak.

Çünkü değişmeyen kötü ama çok kötü kaybedecek.
Yakın zamanda göreceksiniz.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir